Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6673 E. 2023/3076 K. 23.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6673
KARAR NO : 2023/3076
KARAR TARİHİ : 23.05.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/8 E., 2021/20 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asli müdahilin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında … ili, Merkez ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 106 ada 122, 124, 126 ve 140 parsel … sırasıyla 7.430.06, 11.510.87, 9.139.48 ve 15.190.70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 4753 … Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun (4753 … Kanun) uyarınca oluşan tapu kayıtları nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve müvekkili adına tescilini istemiştir.

3. Asli müdahil … vekili müdahale dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve müvekkili adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2014 tarihli ve 2011/285 Esas, 2014/26 Karar … kararı ile; “tespit dayanağı olan ve 4753 … Kanun uyarınca oluşan tapu kayıtlarının 1961 yılında oluştuğu, müdahilin kayın pederinin 1935 doğumlu olup tapu kayıtlarının oluştuğu 1961 yılında 26 yaşında bulunduğu ve 20 yılı aşkın kullanım için 6 yaşında zilyetliğinin başlaması gerektiği, bunun da mümkün olmadığı” gerekçesiyle davacı … asli müdahilin davasının reddine, çekişmeli 106 ada 122, 124, 126 ve 140 parsel … taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2014 tarihli ve 2011/285 Esas, 2014/26 Karar … kararına karşı, asli müdahil … vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.09.2014 tarihli ve 2014/4644 Esas, 2014/10747 Karar … kararıyla; “eksik inceleme, araştırma ve uygulama ile karar verilemeyeceği belirtilerek; öncelikle çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalar sonucu oluşan belirtmelik tutanağı, tablendikatif ile tevzi paftası ve çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin tespitlerinin dayanağı olan kayıtların oluşum belgelerinin tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilerek mahallinde yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, hayatta iseler belirtmelik bilirkişisi, tespit bilirkişileri ile taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzuru ile yapılacak keşif sırasında; toprak tevzi komisyonu haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenip çakıştırılarak tapu kayıtlarının kapsamları teknik bilirkişi tarafından düzenlenecek rapor ve haritada gösterilmesi, dinlenecek yerel bilirkişi, hayatta iseler belirtmelik bilirkişisi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan; dava konusu taşınmazların niteliği, intikali ile tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, toprak tevzi çalışmalarında çekişmeli taşınmazlar ile ilgili ne gibi işlem yapıldığı, herhangi bir kayıt uygulanmış ise bu kayıtların çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduklarının belirlenmesi, tespite dayanak tapu kayıtlarının oluşumu tarihinde 3402 … Kadastro Kanunu’nun 46/1. madde koşullarının zilyetleri lehine oluşup oluşmadığının göz önünde bulundurulması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/7 Esas, 2015/104 Karar … kararı ile; “çekişmeli taşınmazların davalı Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı ve Hazine tapusunun oluştuğu tarih itibariyle asli müdahil lehine 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 ve 46/1 inci maddelerindeki koşulların gerçekleştiği” gerekçesiyle davacı …’in davasının feragat nedeniyle reddine, asli müdahil …’in davasının kabulüne, çekişmeli 106 ada 122, 124, 126 ve 140 parsel … taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile asli müdahil … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/7 Esas, 2015/104 Karar … kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.12.2018 tarihli ve 2016/2459 Esas, 2018/8316 Karar … kararıyla; “yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli olmadığı gibi bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin de tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek; 429 nolu tevzi parseline ait olduğu belirtilen Eylül 1289 tarihli ve 308 sıra nolu tapu kaydının tedavülleri ile birlikte revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazın tutanağı ve kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kaydının getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, teknik bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulunun katılımıyla yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera, kamu malı niteliğinde otlakiye, yaylak veya kışlak olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde, imar-ihyaya konu edilip edilmedikleri, imar-ihyaya konu edilmiş iseler ihyanın hangi tarihte bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; 429 nolu tevzii parseline ait olduğu belirtilen Eylül 1289 tarih ve 308 sıra nolu tapu kaydının yöntemince uygulanarak 430 nolu tevzii parselinin yönünü ne okuduğunun belirlenmesi; teknik bilirkişiden keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, toprak tevzi paftası ölçeği ile kadastro paftası ölçeği eşitlenerek ve çakıştırma yapılmak suretiyle taşınmazların tevzi haritasındaki konumunu gösteren denetime açık krokili rapor alınması; 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, mera, kamu malı niteliğinde otlakiye, yaylak veya kışlak vasfı taşıyıp taşımadıklarını, taşınmazların sınırlarında bulunan mera parselleri ile aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, meradan açma yerlerden olup olmadığını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazların 1961 tarihinde oluşan Hazine tapularına istinaden Hazine adına tespit gördüğü, çekişmeli 106 ada 122, 124 ve 126 parsel … taşınmazların tarla vasfında oldukları ve kuzey yönünden komşusu olan mera vasıflı 128 parsel … taşınmaz ile aralarında ayırıcı unsurların bulunduğunun mahkeme gözlemi, teknik bilirkişi raporu ve 1958 tarihli hava fotoğrafının incelendiği raporda anlaşıldığı, her üç taşınmazın da meradan açılmadığı, tahsisli mera kaydının bulunmadığı, taşınmazların mera vasfında olmadığı, taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt edildiği 1961 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir asli müdahilin bayiisi ve murisi tarafından tarla olarak kullanıldığı, taşınmazlar üzerinde asli müdahil lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu; dava konusu 106 ada 140 parsel … taşınmazın mera vasfında olduğu ve komşusu 129 mera parseli ile aralarında ayırıcı bir unsurun olmadığı, mera parselinin devamı niteliğinde olduğunun mahkeme gözlemi, ziraatçi bilirkişisi raporu ve dinlenen yerel bilirkişi beyanlarından anlaşıldığı, meraların özel mülkiyete konu olamayacağı gibi asli müdahil ve bayiisi lehine zilyetlikle edinim koşullarının da oluşmadığı” gerekçesiyle asli müdahil …’in davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 106 ada 122, 124 ve 126 parsel … taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile asli müdahil … adına tapuya tesciline; 106 ada 140 parsel … taşınmazın ise tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asli müdahil vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asli müdahil … vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, iki farklı keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarının çelişkili olduğunu, Yargıtay bozma ilamı öncesi alınan ziraatçi bilirkişisi raporunda, taşınmazın tarla vasfında olduğu ancak bozma sonrası alınan ziraatçi bilirkişi raporunda ise mera vasfında olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğunu ancak Mahkemece çelişkinin giderilmediğini, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından incelenen hava fotoğrafında, dava konusu 106 ada 140 parsel … taşınmazın 129 … mera parseli ile sınırlarının belirli olduğu, diğer taşınmazlarla toprak renklerinin aynı olduğu ve kullanıldığının belirtildiğini, Mahkemece bu raporun göz ardı edildiğini, müvekkili lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, asli müdahil lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, soyut tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların mera vasfında olup olmadığı ve taşınmazlar üzerinde asli müdahil lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14, 17, 20 ve 46/1 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekili ve davalı … vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden asli müdahilden alınmasına,

1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.