YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2232
KARAR NO : 2023/6764
KARAR TARİHİ : 26.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/319 E., 2023/105 K.
KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddine
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar Hazine vekili ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 171 ada 225 parsel … 481,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 … Orman Kanunu’nun (6831 … Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın 2000 yılından beri 1/2’şer hisselerle müştereken … ve …’nin kullanımlarında olduğu, taşınmaz içerisindeki iki katlı kargir evin kendilerine ait olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın tamamının kendi fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın tamamında lehine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğini ispatlaması gerektiğini, davanın kabulü halinde yasal hasım olan Hazine aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, taşınmaza ilişkin kullanım kadastrosunun usul ve esaslara uygun yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının oğlu … …’nin eşi olduğunu ve taşınmaz üzerindeki binanın müvekkili ve eşi tarafından evlilik birliği içerisinde yapıldığını, binanın yapım masraflarının müvekkili ve eşi tarafından birlikte karşılandığını, taşınmaza ilişkin elektrik ve su aboneliklerinin müvekkili adına olduğunu, davacının taşınmaz üzerindeki inşaatın yapımına maddi katkısının olmadığını ve taşınmaz üzerinde zilyetliğinin de bulunmadığını, eşlerin boşanma süreci nedeniyle zarar verme amaçlı dava açıldığını, taşınmaz üzerinde müvekkili ve eşinin zilyetliğinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin eşinin 1/2 hisse ile taşınmaz üzerindeki zilyetliğini babası davacı üzerine yapmayı tercih ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “taşınmazın evveliyatında davacının babası … Hekimciye ait olduğu, ölümü ile oğlu Dilaver Hekimciye intikal ettiği, o tarihten beri davacının zilyetliğinde iken, 2016 yılında taşınmaz üzerindeki binanın yapımına başlandığı, binanın davacı … tarafından inşa edildiği, 2016 yılı içerisinde davacının oğlu ve gelini davalı …’nin taşınmaz üzerindeki binada yaşamaya başladığı, davalının inşaatı eşi ile birlikte yaptırdığını iddia ettiği, her ne kadar davalı inşaat masraflarının kendisi tarafından karşılandığını ileri sürmüş ise de bu iddianın subut bulduğu ihtimalinde dahi, taşınmazın arzının önceden beri davacının zilyetliğinde olduğunun sabit olduğu, davacının dava konusu parsel üzerindeki zilyetliğini hibe yahut satış yolu ile davalıya ya da oğluna devrettiğine dair açık beyanı veya devir sözleşmesi gibi somut delil bulunmadığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da bu hususu doğrulamadığı, devir olgusunun davalı tarafından ispat edilemediği, davalının taşınmaz üzerindeki binada ikamet etmesi ve inşaat masraflarına katlanmasının tek başına zilyetliği ispata elverişli olmadığı, keza davalının evlilik birliği içerisinde davacının oğlu olan eşi ile birlikte taşınmaz üzerindeki binada ikamet etmesinin de hayatın olağan akışına uygun olduğu, bir başka anlatımla davalının inşaat masraflarına katlanmasının ve boşanma sürecine kadar evde yaşamış olmasının, zilyetliği kendi nam ve hesabına elinde bulundurduğu anlamına gelmeyeceği, davacının taşınmazdaki zilyetliğini hibe veya satış yoluyla devrettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 171 ada 225 parsel … taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tutanaktaki diğer hususlar aynen kalmak kaydıyla, beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile beyanlar hanesine, taşınmazın 2000 yılından beri … oğlu …’nin kullanımında ve taşınmaz içerisindeki iki katlı kargir evin kendisine ait olduğuna dair şerhin yazılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar Hazine vekili ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın yapımını gerçekleştirecek veya katkı sağlayacak maddi gücü ve gelirinin olmadığının sabit olduğunu, müvekkili ile davacının oğlu olan müvekkilinin eşi tarafından taşınmaz üzerindeki binanın yapıldığını ve taşınmaza birlikte zilyet olduklarını, eve ilişkin elektrik aboneliğinin de müvekkili adına çıkartıldığını, taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki binada evlilik birliği boyunca davalı ve eşinin birlikte yaşadığını, eşlerin boşanma süresi yaşaması nedeniyle davalıya zarar verme kastı ile eldeki davanın açıldığını, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, davacının iddialarını ispatlayamadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi raporunun dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “mahkemece yapılan keşif, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi, tanık ve taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında; kullanım kadastrosu sonunda Hazine adına tespit edilen taşınmazın tamamının davacı tarafından kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki muhtesatların davacıya ait olduğu ve tutanağın beyanlar hanesinde lehine kullanım ve muhtesat şerhi yazılan davalının taşınmazda fiili kullanımının olmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu belirtilerek” istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın tamamında davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 … Kadastro Kanunu’nun Ek 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 … Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 89,95 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.