YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5138
KARAR NO : 2023/7460
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2017/4106 Esas, 2020/504 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/181 E., 2017/167 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile müşterisi olan davalı şirketin arasında 29.02.2012 tarihinde faktoring sözleşmesi akdedilerek muhtelif tarihlerde faktoring işlemlerinin gerçekleştiğini, akdedilen sözleşmede diğer davalılar … ve …’in kefil sıfatı ile borçlu olduklarını, ödenmek üzere davacıya ciro yolu ile teslim edilen kambiyo senetlerinin bir kısmının ödenmediğini, bu nedenle davalılarla akdedilmiş olan sözleşmenin feshedilerek hesabın kat edildiğini ve davalılara bu hususun ihtarname ile bildirildiğini, ayrıca borçlular aleyhine kambiyo senetlerinin tahsili amacıyla başlatılan diğer iki takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine itiraz ederek haksız şekilde takibin durmasına neden olduklarını ileri sürerek tüm borçluların takip dosyasına yapmış oldukları itirazların fazlaya dair her türlü talep haklarının saklı kalması kaydı ve kambiyo takipleri ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile 8.549.282,36 TL üzerinden, ancak sadece borçlulardan … hakkında fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 3.000.000,00 TL asıl alacak ve bu alacaktan kaynaklanan faiz masraf, harç vekalet ücreti gibi tüm ferileri kadar olmak üzere iptali ile takibin devamına, davalılardan %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … ve İstanbul Vatan Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senetlerinin tahsili amacıyla başlatılan diğer iki takibin asıl alacaklar toplamının iş bu dava ile talep edilen tutara eşit olduğundan mükerrerlik taşıdığını, davacı tarafça takibe konu edilen asıl alacak hesaplamasının doğru olmadığını, kabul edilemeyeceğini, ayrıca diğer iki takip dosyası ile aynı alacak iddiasını karşılamak üzere verilen çeklerin icra takibine konu edildiğini, bu dosyaların incelenmesinde çok sayıda haciz işleminin gerçekleştiği ve bir kısım tahsilâtların yapılmış olduğunun görüleceğini savunarak davanın reddine ve %20’den … olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; takip dosyalarına yüklü miktarda ödemelerin yapıldığını ve ödemelerin devam ettiğini, takibe itirazlarının haklı olduğunu savunarak davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan … ve ek raporlarda da belirlendiği üzere davacının taraflar arasında akdedilen faktoring sözleşmesine dayalı faktoring işlemlerinden kaynaklı takip tarihi itibariyle davalılar İstanbul Vatan Sağlık Hizmetleri ve …’ndan 8.540.426,50 TL’si asıl olacak olmak üzere toplam 8.566.620,02 TL alacaklı olduğu, yine davalı kefil …’in kefalet sorumluluğunun 3.000.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve kefilin sorumluluğunu arttıran sözleşmelerin geçersiz olduğu gibi yapılan ödemelerin kefil yönünden de borcu sona erdirdiği, ancak yapılan ödemelerin kefil yönünden kefilin kefalet limitinden mahsubunun gerektiği, aksi halde toplam borç miktarından yapılan mahsubun yapılan ödemeden kefilin yararlanamaması sonucunu doğurması gibi bir durumun söz konusu olacağı, bu sonucun hukuk düzenince kabulünün mümkün olmadığı, davalı kefil … yönünden yapılan ödemelerin kefilin, kefalet limitinden mahsubu suretiyle yapılan hesaplama neticesinde 2.624.434,86 TL sorumluluğunun bulunduğunun sübuta erdiği gerekçesiyle davanın davalı … yönünden kısmen, diğer davalılar yönünden kabulü ile davalılardan …’in 2.624.434,86 TL ile sorumlu olması kaydıyla İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/15638 E. sayılı takip dosyasında davacının davalılardan dava tarihi itibariyle 26.193,44 TL’si işlemiş faiz, 8.540.426,58 TL’si asıl alacak olmak üzere toplam 8.566.620,02 TL alacaklı olduğu anlaşılmakta ise talep aşılamayacağından taleple bağlı kalınarak 8.549.282,36 TL alacaklı olduğun tespitine ve bu miktara vaki itirazın iptaline, davalı … yönünden 2.617.563,76 TL ile sınırlı olmak üzere asıl alacak 8.540.426,28 TL’ye dava tarihinden itibaren %13,50 sözleşme temerrüt faizi uygulanmak, yine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/13347 E. sayılı icra dosyası ile İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/13373 E. sayılı dosyaları yönünden tahsilde tekerrüt olmamak (davalı … yönünden anılı dosyalardaki tahsilatların sorumluluk miktarında mahsubu) yine davadan sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınması suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, davalıların likit olan alacak nedeniyle %20 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına (davalı …’in sorumlu olduğu 2.624.434,86 TL üzerinden hesaplanmak kaydıyla), likit olan alacak nedeniyle alacağın %20’si üzerinden hesap edilen 1.709.856,50 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili (davalı …’in 600.159,60 TL’den sorumlu olması kaydıyla) ile davacıya verilmesine, davalı … yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlunun sorumlu olduğu miktarın kefalet limitinin üzerinde olduğu, yapılan tahsilatların kefalet limitinden düşülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı … yönünden tesis edilen kararın mahsubu kısmının kaldırılarak takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davanın kabulü ve alacak likit olduğundan 3.000.000,00 TL üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı …’in kefil olarak yer aldığı faktoring sözleşmesinin 3.000.000,00 TL limitli olarak 29.02.2012 tarihinde imzalandığını, işbu sözleşmenin imzalanmasından sonra 01.06.2012 tarihinde faktoring sözleşmesine ek olarak imzalanan limit artırım sözleşmesi ile azami olarak belirlenen faktoring limitinin arttırıldığını, ancak limit artırım sözleşmesinin müvekkil tarafından imzalanmadığını, 01.06.2012 tarihli limit artırım tarihi itibariyle davacıya her ne şekilde olursa olsun yapılan ödemelerin müvekkil bakımından muaccel hale gelen borç bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, ancak bu yönde herhangi bir hesaplama yapılmadığını, yapılan tüm ödemelerin büyük … ödeme ayrımı yapılmadan mahsubunun zorunlu olduğunu, diğer icra dosyasında yapılan ödemeler de mahsup edildiğinde yapılan ödemelerin kefalet limitinin üzerinde olacağını, 29.02.2012 tarihli sözleşme kapsamındaki iki ayrı faktoring işleminin toplamı olan 3.000.000,00 TL’ye karşılık ciro edilen çeklerden, dava konusu takip tarihleri itibariyle ödenmemiş bir çekin bulunmadığı, takip konusu çeklerin müvekkilin imzası olmayan 01.06.2012 tarihli limit arttırım sözleşmesinden sonraki tarihleri yansıttığını, dolayısıyla müvekkilin imzası olan sözleşmeden kaynaklı faktoring işlemine karşılık ciro edilen çeklerin icra takibine konu edilmediğini, çeklerin dava konusu icra takiplerinde talep edilen asıl alacak tutarları içinde bulunmadıklarını, sonuç olarak davalı müvekkilin bakiye bir sorumluluğunun da kalmadığını, davalının kefaletinin adi kefalet olduğunu, adi kefalete ilişkin hükümlerin tatbik edilmediğini, davacının icra inkar tazminati talebinin de yerinde olmadığını savunarak kararın bu yönlerden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmün gerekçesinde kefil davalının durumu hakkında mahkemenin nasıl sonuca vardığını gösterir bir gerekçenin mevcut olmadığı, kararın gerekçe bölümünün tamamının bilirkişi raporlarının kopyalanması sonucu oluşturulduğu, bu nedenle aslında gerekçe ihtiva etmeyen bir kararın olduğu, tarafların birlikte mutabık olduğu hususların akdi ilişkinin varlığı, ilk sözleşmenin geçerliliği ve limit artırımına gidilen ikinci sözleşmede davalılardan …’in imzasının bulunmaması olduğu, Yurtiçi Faktoring Sözleşmesinin 29.07.2012 tarihli … bir sözleşmeden ibaret bulunduğu, limit artırımının ayrı bir sözleşme olmayıp, ilk sözleşmeye atıf yaptığı ve limitleri düzenlediği, artırılan … limite ilişkin ise davalılardan …’in imzası bulunmadığı için, limit artırımının bu davalı yönünden sözkonusu olmadığının kabulü gerektiği, ortada iki ayrı sözleşme bulunmadığından cari hesabın ilk sözleşme ya da ikinci sözleşme gibi dönemsel incelenmesi ve dönemsel hesaplama yapılmasının da mümkün olmadığı, davalı …’ın sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı bedelin 3.000.000,00 TL olduğu, buna göre alacağın varlık ve miktarının saptanarak varsa ödemelerin mahsubu ile kalan bakiyeden kefilin kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçları ile sorumlu tutulması gerektiği, davadan sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında nazara alınması gerekeceği, dava tarihi itibari ile takipten sonra yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının toplam alacağının 8.540.426,58 TL asıl alacak, 26.193,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.566.620,02 TL olduğu, davalı … yönünden de 3.077.625,00 TL alacaklı olduğu ancak davacının talebini bu davalı yönünden 3.000.000,00 TL ile sınırladığı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalılardan …’in 3.000.000,00 TL ile sorumlu olması kaydıyla İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/15638 E. sayılı takip dosyasında davacının davalılardan dava tarihi itibariyle 26.193,44 TL’si işlemiş faiz, 8.540.426,58 TL’si asıl alacak olmak üzere toplam 8.566.620,02 TL alacaklı olduğu anlaşılmakta ise de talep aşılamayacağından taleple bağlı kalınarak 8.549.282,36 TL alacaklı olduğun tespitine ve bu miktara vaki itirazın iptaline, davalı … yönünden 3.000.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere asıl alacak 8.540.426,28 TL’ye dava tarihinden itibaren %13,50 sözleşme temerrüt faizi uygulanmak ve yine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/13347 E. sayılı icra dosyası ile İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/13373 E. sayılı dosyaları yönünden tahsilde tekerrür olmamak … ile takibin devamına, alacak likit olmakla hükmolunan miktara göre hesaplanan %20 oranında 1.709.856,47 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı …’in bu miktarın 600.000,00 TL kısmından diğer davalılarla birlikte sorumlu olmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci ve ikinci alt bendi.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı …’e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.