YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6003
KARAR NO : 2017/14450
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, evli ve çocuksuz vefat eden …’dan mirasçılık belgesi almak için dava açtıklarını adı geçenin babası İsmail ve annesi …’in resmi nikahları olmadığından murisleri … ile annesi … arasında annelik bağı kurularak nüfus kaydının bu şekilde düzeltilmesini istemiş; Mahkemece, davacıya doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi hususunda süre verildiği, Hacılar Nüfus Müdürlüğüne gerekli başvurunun yapılması üzerine müdürlüğün 29/09/2015 tarihli yazısında konu ile ilgili müfus kaydının olmaması sebebiyle işlem yapılamadığının bildirildiği, bu durumda davanın ispatlanamadığı, yapılan araştırmada da doğum ve ölüm kayıtlarına rastlanmadığı, öncelikle nüfusa tescilin sağlanması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının babaannesi Pempe ile Nazende’nin babaları … nüfusuna kayıtlı oldukları, anne adlarının … olarak geçtiği,ancak … ile arada bağ kurulmadığı, Nüfus Müdürlüğünün 30.06.2014 gün 1296 sayılı yazısına göre de … adlı kişinin nerede kayıtlı olduğu bilinemediği ve böyle bir kayda ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 28.maddesinde, “kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.
Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.” aynı kanunun 30. maddesi “ Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.
Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.” hükmünü içermektedir.
Türk Medeni Kanununun bu maddelerinde açıkça anlaşıldığı üzere birkişinin tespiti için sağ olarak doğumu yeterlidir. Davacılar da …’nin …’ten olduğunu iddia ettiklerine göre, Mahkemece ispatlandığı takdirde …’in yaşayıp öldüğünün tespitine karar verilebilir. 30. maddeden anlaşıldığı üzere, bu olgu her türlü kanıtla ispat edilebilir.Bu bağlamda davacılara iddialarını ispat için gerekli delillerini bildirmeleri konusunda tekrar süre verilmeli, ayrıca Mahkemece resen kanıtlar toplanmalıdır. …’in varlığının kanıtlanması durumunda ise mirasçılarının davaya dahil edilerek, …’nin aynı anneden gelen kardeşler olduğunun tespiti açısından, Mahkemece taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmayarak yetersiz araştırma ve yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.