Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/5709 E. 2017/4667 K. 07.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5709
KARAR NO : 2017/4667
KARAR TARİHİ : 07.03.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : MENFİ TESPİT

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar … ve … vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, taraflar arasındaki güven ilişkisi gereği henüz mal teslim alınmadığı bir aşamada, mal siparişi üzerine müvekkillerinin davalıya otuzbeş adet bono verildiğini, bonoların müvekkili … tarafından asıl borçlu, diğer müvekkili … tarafından ise kefil sıfatıyla imzalandığını, toplam bedeli 4.750,00 TL olan sekiz adet bono bedelinin ödendiğini, 2010 yılının 11. ayına ait ve vadesi gelmemiş diğer bonoların ödenmediğini, davalı tarafça ise taahhüt edilen malların bugüne kadar gönderilmediğini, dava konusu bonoların bu suretle bedelsiz kaldığını ileri sürerek, toplam sekiz adet bono için ödenen 4.750,00 TL meblağın davalıdan tahsiline, geriye kalan bonolardan kaynaklı ise borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada, davacı … vekili, toplam altı adet bononun mal siparişi nedeniyle davalı şirkete verildiğini, sipariş edilen malların gönderilmediğini ileri sürerek, bonolardan kaynaklı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … … Tarım Endüstri Ticaret A.Ş. vekili, müvekkili şirket ile davalılar arasında herhangi bir mal alım satımı ya da ticari ilişki olmadığını, davacı …’in müvekkiline ait işyerinde bir dönem pazarlama ve satış elemanı olarak çalıştığını, davacı …’nin çalıştığı dönemde müvekkili işveren şirket adına yaptığı tahsilatları müvekkiline teslim etmediğini, bu durumun ortaya çıkması üzerine, davacının müvekkiline teslim etmediği tahsilatlar için bonolar düzenleyerek imza attığını, diğer davacı … Özekmekçi’nin de kefil olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve yüzde kırk inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada da, cevap dilekçesiyle benzer yönde savunmada bulunularak davanın reddi ile yüzde kırk inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
… 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.09.2013 tarihli ve 2011/158 esas, 2013/174 karar sayılı asıl ve birleşen davanın reddine dair karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.02.2014 tarihli ve 2013/18950 esas, 2014/3704 karar sayılı kararıyla, “…Davacı … ve davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmaktadır. Uyuşmazlık da bu ilişki içinde verilen senetlerden kaynaklandığına göre, İş Kanunu’na ve İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, davanın iş mahkemesinde görülmesi gerekir. Yerel mahkemece görev konusu üzerinde durulmaksızın işin esasının incelenmesi yanlıştır.Görev, 6100 sayılı HMK.nın 1.maddesine göre kamu düzenindendir ve re’sen gözetilir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrasında verilen görevsizlik kararı üzerine iş mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere dayanılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacılar mal alım-satım ilişkisinden kaynaklı olarak bonoların düzenlendiğini iddia etmektedir. Davalı ise, taraflar arasında mal alım-satım ilişkisi olmadığı gibi herhangi bir ticari ilişkinin de söz konusu olmadığını, davacı …’in davalı şirketin işçisi olduğunu ve pazarlama satış elemanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesi ilişkisinin devam ettiği dönemde, davacı …’in müvekkili adına müşterilerden yaptığı tahsilat bedellerini müvekkili işverene teslim etmediğini, müvekkiline teslim edilmemiş tahsilat bedellerinden kaynaklı borçlu olduğunu, diğer davacının da kefil olduğunu, bu sebeple de bonoların düzenlendiğini savunmuştur. Dosyaya sunulan bir kısım bonoda bedel kaydı olarak “malen” kaydının bulunduğunu, bir kısmında ise bedel kaydının bulunmadığı görülmektedir. Uyuşmazlığa konu bir kısım bono dosyaya sunulmamış ise de, davalı taraf iddia edilen bonoların varlığını inkar etmemiştir.
Malen kaydı bulunan bonolardaki ihdas nedeninin talil edildiği, bedel kaydı içermeyen bonolar yönünden de davalının başka bir temel borç ilişkisine dayandığı anlaşılmakla, söz konusu bonoların mücerret borç ikrarı vasfını yitirdiği bu durumda, işçinin davalı işveren adına tahsil ettiği bir meblağın bulunduğunu ispat yükü, davalı üzerindedir. Davalı tarafça, işçinin işveren adına tahsil ettiği bir paranın bulunduğunu kanıtlaması halinde ise, söz konusu tahsilatın işverene teslim edildiğini ispat yükü ise davacılar üzerindedir. Mahkemece, belirtilen ispat yükümlülüklerine dikkat edilerek, asıl ve birleşen dava yeniden değerlendirilmelidir. Aksi yönde kabulle sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 07.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.