YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1641
KARAR NO : 2020/4156
KARAR TARİHİ : 29.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ölüm Ve Tapu Kayıt Malikinin Bilinmeyen Kişi Olması Sebebine Dayalı Tapu İptal Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde; … İlçesi … Mahallesi 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin babası… tarafından 40 yıldan fazla malik sıfatıyla, davasız, aralıksız olarak zilyet olduktan sonra 1993 yılında ölümü ile mirasçılar arasındaki anlaşma ve devirler gereği olarak vekil edeninin zilyetliğine geçtiğini ve o günden beri zilyet olduğunu, ancak kadastro çalışmalarında … ve İbrahim kızı Güneş adına tespit ve tescil edildiğini, bu şahısların tanınmayan ve bilinmeyen kişi olduklarını, TMK’nin 713. maddesi gereğince tapu kütüğünde malikin kim olduğu belli olmayan ve 20 yıl önce ölmüş bir şahsın adına kayıtlı taşınmazın kısmen ve tamamen, 20 yıldan fazla süre ile kullanılan şahsa tescil edileceğini açıklayarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, yargılama oturumunda davanın reddini talep etmiştir.
Kayıt maliklerine … Mal Müdürü … kayyım olarak atanmış, kayyıma duruşma günü bildirir davetiye yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmiştir.
Davalı Hazine vekili, yargılama oturumlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile dava konusu 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ve … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne dair önceki hüküm, davalı Hazine vekili ve … vekili temyizi üzerine, Dairemizin 11.04.2014 tarihli ve 2013/6048 Esas, 2014/6892 Karar sayılı ilamı ile özet olarak “…Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak dava, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise belirlenecek mirasçılarına yöneltilerek açılır. Şu halde, öncelikle kayıt malikine ait hasımlı veraset belgesinin (hasım Hazine olmak üzere) alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, veraset belgesi dosyaya sunulduğunda davanın kayıt maliklerinin tüm mirasçılarına yöneltilmesi, bundan sonra 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun tüm ilgili hükümleri gözönünde bulundurularak bozma ilamının tüm mirasçılarına tebliği ve taraf teşkilinin sağlanması suretiyle davanın yürütülmesi zorunludur ….” gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, uyulan bozma ilamı neticesinde yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Somut olaya gelince; davacı yan, TMK’nin 713/2. maddede düzenlenen bilinmeme ve ölüm nedenlerinin her ikisine birden dayanmıştır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK’nin 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi , “Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Ayrıca, Kanundaki “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” düzenlemesinden; tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, Yargıtay İçtihatlarına göre, tapu kütüğündeki bilgi ve belgelerden genel olarak gerekli dikkati gösteren kişilerin malikin kim olduğunu anlayamayacağı haller amaçlanmıştır. Tapu kütüğündeki malik sütununun boş ve açık bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, böyle bir kişinin hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmaması, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabilir (Yargıtay HGK’nin 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Soyut ve nam-ı mevhum (sanal, mevcut olmayan hayali kişi) bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde de, maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir.
Kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması, mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Yine, tapu sicili ekindeki kadastro tutanağı, tedavül (el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması durumunda da bilinmeyen kişi olarak kabul edilemez.
Yukarıda izah edilen ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; bozma sonrası yapılan yargılamada, davacı kayıt maliklerinin mirasçılık belgelerinin temini için açılan hasımlı veraset ilamı davalarında … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/546 Esas 2015/105 Karar 04.03.2015 tarihli kararı İbrahim kızı Güneş’in ve yine … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/547 Esas 2015/106 Karar 04.03.2015 tarihli kararları ile …’nün mirasçılarının tespit edilemediğinden mirasının maliye hazinesine isabet ve ait olduğu yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 15.02.1982 tarihinde yapılan tapulama çalışmalarında, Mayıs/1927 tarihli ve 98 sıra numaralı tapu kaydı ile 35-40 senedir…’in zilyetliğinde olduğu, tapunun tatbikinde şeklen ve tülen ismi olarak tatbikinin mümkün olduğu belirtilerek 1/2 hissesi …, 1/2 hissesi İbrahim kızı adlarına tespit edildiği, 18.10.1983 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Tapu iptal ve tescili istenen tapu maliklerinin kanunun tanımladığı anlamda maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan şahıslar olmadığı gibi, hasımlı veraset ilamıyla Hazinenin mirasçı olarak tespit edildiği anlaşıldığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33. maddesi ile genel hüküm niteliğinde olan aynı Kanun’un 18. maddesine göre, kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmesi mümkün olmadığı gözetilerek davanın her iki sebep yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Davalı Hazine vekili ve … vekili temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi uyarınca 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı …’na iadesine, 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.