YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4687
KARAR NO : 2020/1627
KARAR TARİHİ : 20.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Eski Hale Getirme
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, paydaşı olduğu 965 ada 9 parsel sayılı taşınmazın zemin katında 4 adet dükkan olduğunu, davalı kardeşlerine dükkanlarından birini kullanmaları için izin vermesine rağmen davalıların aradaki duvarı yıkarak diğer dükkanla birleştirmek suretiyle iki dükkanı işgal ettiğini ileri sürerek elatmalarının önlenmesine ve yapının eski hale iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, fiili kullanım biçimine göre davacıya özgülenen bölüme davalılarca bir elatma bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, bir katlı betonarme bina nitelikli 965 ada 9 parsel sayılı taşınmazda davacı, davalılar ile dava dışı kardeşleri …’nın 1/4’er paylarla paydaş oldukları, taşınmazda bodrum, zemin ve 2 normal kattan ibaret bina bulunduğu, binanın zemin katında 4 adet dükkanın yer aldığı ve 2 dükkanın davalılarca aradaki duvar yıkılmak suretiyle işyeri olarak kullanıldığı sabittir.
Dava, çaplı taşınmazda paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve eski hale iade isteklerine ilişkindir.
Somut olayda, Mahkemece, paydaşlar arasında fiili taksim oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçenin doğru olduğu söylenemez. Şöyle ki, çekişmeli taşınmazların tapu kaydına göre tarafların ifraz işlemi sonucu 14.07.1986 tarihinden itibaren taşınmazda paydaş oldukları, davacının, tarafları ve konusu aynı olan davasını ilk Gaziosmanpaşa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/190E – 2012/137K sayılı davası ile görülerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davalılarca ilk olarak bir adet dükkanın kullanılmaya başlandığı, bir kaç yıl sonra aradaki duvarın kaldırılması suretiyle iki dükkanın birleştirilmesi suretiyle kullanılmaya başlandığı, davacı tarafın da taşınmazda bulunan dükkanlardan birinin işyeri olarak kullanıldığı, tanıkların, üst katlarda yer alan bölümlerde taraflar arasında paylaşımın bulunduğu ancak dükkanlar bakımından fiili bir kullanım biçiminin bulunmadığı yönünde beyan verdikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda, davaya konu dükkanlar bakımından taraflar arasında fiili kullanım biçiminin oluşmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklananlar doğrultusunda davacının, taşınmazda çekişmesiz olarak kullanabileceği kısımlar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında fiili taksimin oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ret kararı sonucu itibariyle doğru olup yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçe düzeltilmek suretiyle kararın onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibari ile doğru bulunan kararın gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.