YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4404
KARAR NO : 2021/7719
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
MÜŞTEKİLER : …, Sağlık Bakanlığı
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat
TEMYİZ EDENLER : Müşteki kurum vekili, o yer Cumhuriyet savcısı
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin müşteki kurum vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sağlık Bakanlığı personeli olan müşteki …’nin hukuki yardım talebi doğrultusunda Av. …’in, Sağlık Bakanlığı tarafından 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 54. maddesine ve 28.04.2012 tarih ve 28277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine istinaden müştekiye hukuki yardımda bulunmak üzere katılan vekili olarak yetkilendirildiği anlaşılmakla;
Sağlık Bakanlığı personeli olan müştekiye yönelik kasten yaralama ve tehdit suçu bakımından Sağlık Bakanlığının doğrudan suçtan zarar gören sıfatı ve 5271 sayılı CMK’nin 260. maddesi uyarınca kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından Sağlık Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Müştekinin suç tarihinde Devlet Hastanesi Acil Servisinde hekim olarak görev yapmakta iken, acil müdahale odasına getirilen sanık …’yi muayene ettiği esnada sanığın eliyle yüzüne vurması üzerine tepki göstererek hastanın başka bir doktor tarafından muayene edilmesini istediğini beyan ettiği, bunun üzerine hasta yakını diğer sanık …’in kendisine “şikayetçi olmayacaksın, şikayetçi olursan biz de senden şikayetçi oluruz, senin peşini bırakmayacağız” şeklinde tehditte bulunduğunu bildirdiği, müştekinin yaralanmasına ilişkin olarak düzenlenen adli raporda bu beyanları doğrular nitelikte “sağ yüz etrafında ve yanakta ödem ve ekimoz olduğu” bulgularına yer verildiği, aynı şekilde tehdit iddiasının da kovuşturma aşamasında dinlenilmeyen tanık …’in beyanları ve kolluk memurlarınca tutulan tutanak içeriği ile doğrulandığı olayda, sanıkların üzerine atılı suçların sübut bulduğu ve atılı suçtan cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
b) Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” ve “Sair tehdit” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “basit kasten yaralama suçu için dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ve “sair tehdit suçu için altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.