Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11086 E. 2013/14536 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11086
KARAR NO : 2013/14536
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.08.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılar …, …, … ve ortakları; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, zeminde fiilen yol olarak kullanıldığı gerekçesi ile davacı parseli lehine 35 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde geçit tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … ve arkadaşları vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla
karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dosya içerisindeki tapu kayıtları ve ekli krokilere göre davacının taşınmazı lehine 185 ve 188 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırından 23.06.1961 tarihinde 2 m genişliğinde geçit tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davacı 2 m enindeki mevcut geçitin ihtiyacını karşılamadığını belirterek bu davayı açmıştır.
Davacının taşınmazının nispi geçit ihtiyacı içinde olduğu anlaşıldığından öncelikle daha evvel kurulan 2 m genişliğindeki geçit de muhafaza edilmek şartıyla Dairemizin yukarıda yazılı ilkeleri de gözetilerek geçit eni 2,5-3 metreyi aşmamak kaydıyla mevcut geçitin genişletilmesi suretiyle davacı taşınmazının geçit ihtiyacı karşılanmalıdır. Bilirkişi incelemesi neticesinde bu suretle geçit yetersizliğinin giderilemeyeceği bildirildiği takdirde başka seçeneklerden geçit kurulması yoluna gidilmelidir.
Mahkemece davacının taşınmazı yararına daha önce kurulmuş bulunan 2 m genişliğindeki bir geçitin bulunduğu gözetilmeden komşuluk hukukundan kaynaklanan geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 25.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.