Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9370 E. 2013/12186 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9370
KARAR NO : 2013/12186
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı Rabia Teke tereke temsilcisi … tarafından, davalı aleyhine 24.02.1993 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2005 tarihli 8131 esas 11211 karar sayılı ilamı ile önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi ya da terekeye temsilci atanması gerektiği gerekçesi ile verilen karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak terekeye temsilci atanmasından sonra davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Somut olaya gelince, davalı vekili davacının dava konusu taşınmazlardaki payını 05.04.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıya sattığını bu sebeple önalım hakkının kullanamayacağını ileri sürmüştür. Mahkemece de kendi paylarını davalı …’ye sözü geçen satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vaat eden davacının TMK’nın 2. maddesi gereğince
iyiniyetli sayılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 05.04.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca davacı …’nin dava konusu taşınmazlardaki payını davalıya satmayı vaat ettiği anlaşılmakla birlikte önalım hakkı tapuda yapılan resmi satış senedi ile kullanılabilir hale geleceğinden ve ortada yasal şekilde önalım hakkından vazgeçme söz konusu olmadığından anılan satış vaadi sözleşmesinin varlığı kullanılabilir hale gelmiş önalım hakkını bertaraf etmez ve davacının kötü niyetli olduğunu göstermez. Bu itibarla davacının yasal önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.