YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5154
KARAR NO : 2021/7337
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.11.2019 tarih ve 2019/96 E. – 2019/1032 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.02.2020 tarih ve 2020/135 E. – 2020/386 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; davalı banka tarafından müvekkilleri aleyhine genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine kefil oldukları iddiasıyla takip başlatıldığını, Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2015/99701 Esas sayılı takip dosyasına …’in süresinde itiraz ettiğini, diğer müvekkili …’e gelen tebligatın iade döndüğünü ancak Samsun Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz kararı ile müvekkilinin maaşına haciz konulduğunu aleyhe yapılan takibin böylece anlaşıldığını, çekilen kredinin asıl borçlusunun … olduğunu, … ve…’ın müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduklarını, sözleşmede başka bir kefilin imzasının bulunmadığını, davalı tarafın yapmış olduğu takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, aleyhe tebliğ olan 203.000,00 TL’nin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; … ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davacılardan …’in 93.000,00 TL ve …’in ise 110.000,00 TL kefalet limiti üzerinden müteselsil kefil olduklarını, davacıların bahse konu sözleşmelerde imzalarının bulunmadığına ilişkin iddialarının asılsız olduğunu, başlatılan icra takibini sürüncemede bırakmak maksadı ile yapıldığını, mahkemece yapılacak inceleme ile davacıların borca konu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerinde imzalarının bulunduğunun görüleceğini, davacıların ayrı ayrı %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücretinin ve dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka ile dava dışı … arasında davacı …’in kefil olarak imzasının bulunduğu 14/06/2006 ve 16/11/2006 tarihli, davacı …’in kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu 14/06/2006, 16/11/2006 ve 10/03/2009 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmelerinin bulunduğu, davacı …’in
kefalet limitinin 93.000,00 TL, davacı …’in ise 110.000,00 TL limitinin olduğu, takibe konu borcun dayanağının davalı banka ile dava dışı … arasında imzalanan 31/08/2015 tarihli 188.160,00 TL limitli krediden kaynaklandığı, bu kredinin en son imzalanan 06/03/2013 tarihli kredi sözleşmesi ve limit artırımından dolayı kullandırıldığı, ayrı bir sözleşme yapılmadığı, davalı banka ile dava dışı … arasında imzalanan 01/08/2012 ve 06/03/2013 tarihli kredi sözleşmeleri ile önceki kullandırılan kredilere ilişkin sözleşmeler ile irtibatlandırıldığı, davacıların bu kredi sözleşmelerinde de imzalarının bulunmadığı, takibe konu kredi sözleşmesinin cari hesap şeklinde işleyen bir kredi olmadığı, taksitli kredi olduğu, bütün bu nedenle davacıların imzasının bulunmadığı sözleşmelerden dolayı kefalet sorumluluğunun oluşmayacağından, davanın kabulü ile davacıların Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2015/99701 Esas sayılı dosyası ile takip yapılan genel kredi sözleşmelerinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı banka vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı kefillerin 14/06/2006 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunduğu ve bu kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredinin zaman zaman kullandırıldığı ve ödemelerle kapatıldığı, davacılar hakkında yapılan icra takibine konu kredi borcunun 31/08/2015 tarihinde kullandırılan krediden kaynaklandığı ve bu kredinin de 06/03/2013 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, bu sözleşmede davacıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunmadığı, bu nedenle imzalarının bulunmadığı kredi sözleşmesinden dolayı kefil sıfatıyla sorumlu olamayacakları daha önceden imzaladıkları kredi sözleşmesindeki kefil sıfatlarının daha sonradan düzenlenen kredi sözleşmelerinde de geçerli olmayacağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı banka vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.399,93 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.