Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/494 E. 2021/2271 K. 25.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/494
KARAR NO : 2021/2271
KARAR TARİHİ : 25.10.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24/07/2017 tarihinde verilen dilekçeyle önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/02/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın düzeltilmesine yeniden hüküm tesisine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, … ili, …ilçesi, Nakışlar Mahallesi 2428 ada 20 parsel sayılı taşınmazda hissesinin bulunduğunu, dava dışı …’ın hissesini davalı Toy Plastik Elektrik Malzemeleri Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti’ne 16.10.2015 tarihinde ve 500.000TL bedelle satış işlemi devrettiğini, satış işleminin müvekkiline haber verilmediğini, şuf’a hakkını kullanmak istediğini belirterek dava konusu taşınmazda davalı şirkete ait payın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava için hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmaz değerinin resmi senette yer alan bedelden daha yüksek olduğunu, taşınmazın fiili taksim yapılarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne, davalı şirket payına yönelik tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 21/06/2019 tarihli karar ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazının kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi hükmü gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermiştir.
Hükmü davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 353/b-2 maddesinde, “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir”. 359/2 maddesinde, “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve terddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”. hükümlerine yer verilmiştir.
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanısına varırsa, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir. (HMK. m. 353/b-1).İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararındaki maddi hataların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak (HMK. m. 360, m. 183) aynı kararı verir; yani istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir (Karş: İYUK m. 45/3, c.2).
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir;
a) İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,
b) İlk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi (Prof. Dr. …., İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ekim 2016 s. 698).
Öte yandan, HMK’nun “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, Bölge Adliye Mahkemelerinin tasdik veya işin esasasını hüküm altına aldığı kararları içinde bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı kanunun 16. madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tabi olacağı öngörülmüştür.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/09/2018 tarih, 2018/2 Esas, 2018/8 sayılı Kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dava konusu kararda Bölge Adliye Mahkemesi tarafların istinaf talebini değerlendirerek, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik ve hatalı hesaplandığını gerekçe yaparak, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden hüküm kurmuştur. Ancak bu kararını ikiye ayırmış, ilk bölümde ilk derece mahkemesi gibi işin esası ile ilgili hüküm oluşturarak davacının davasını kabul etmiş, vekalet ücretini düzeltmiş ve hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine karar verilmiştir. Hükmün ikinci bölümü ise “İstinaf Yargılaması” olarak isimlendirilmiş ve davalı tarafın istinaf talebinin kabul edilmediği gerekçesiyle sanki ilk derece mahkemesi kararı doğru ve geçerliymiş gibi, başka bir ifadeyle ilk derece mahkemesi kararını tasdik etmiş gibi hükmün birinci bölümündeki karar ve ilam harcı miktarı kadar, mükerrer olacak bir şekilde istinaf harcının davalıdan alınmasına karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararını Yargıtay gibi düzelterek onayamadığından, düzeltme işlemini ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra ve yeniden hüküm tesisi suretiyle gerçekleştirdiğinden, ilk derece mahkemesi kararı tasdik edilmediği için istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir.
Bölge Adliye Mahkemesi tasdik etmediği bir karar için istinaf harcına hükmedemez.
Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge Adliye Mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi bu kararıyla hem ilk derece mahkemesi gibi hüküm altına aldığı miktar üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmetmekte, hem de ilk derece mahkemesi kararını doğru bularak tasdik etmiş gibi mükerrer harç alınmasına karar vermiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf yargılaması başlığı altında yer alan hüküm kısmının “B” bendi 2. maddesinde davalıdan mükerrer harç alınmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK 371. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 25/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.