YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3120
KARAR NO : 2021/3904
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.10.2018 tarih ve 2018/614 E. – 2018/627 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.03.2019 tarih ve 2019/41 E. – 2019/281 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca kendisine satılıp teslim edilen mal bedelini ödeyeceğine dair yazılı taahhüt veren davalının bu taahhüdünü ihlal ettiğini ileri sürerek 195.000 ABD Doları’nın faizi ile birlikte fiilen ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmelerde ihtilafın Gafta 88 ticari kuralları çerçevesinde çözüleceğinin yazılı olduğunu, bu hükmün bir tahkim şartı olduğunu, dava konusu alacak yönünden Gafta’da da bir başvuru yapıldığını, davacı talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerde uyuşmazlığın ilgili ticaret kuralları başlığı altında Gafta 88 dahilinde çözümünün öngörüldüğü ve bu kuralın tahkim şartı olduğu, MÖHUK 47 ve HMK 114/1-a maddeleri uyarınca Türk Mahkemeleri’nin yargı hakkı bulunmadığı ve bu hususun dava şartı olduğu, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın HMK 114/1-a maddesi yollamasıyla 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi ve ihtiyati haciz kararını içeren tensip zaptının davalıya 26.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 27.09.2018 tarihli dilekçesi ile hem ihtiyati hacze itiraz ettiği hem de sözleşmede uyuşmazlığın Gafta da çözümlenmesi gerektiği şeklinde tahkim ilk itirazında bulunduğu, bu dilekçenin davacı tarafa tebliğ edildiği, 1 gün sonra 28.09.2018 tarihinde yine davalı vekili tarafından ihtiyati hacze itiraz dilekçesi sunulmuş, bunun dışında davalı taraf ayrıca bir cevap dilekçesi sunmadığı, mahkemece ihtiyati hacze itiraz ile ilgili açılan duruşmada taraf vekillerinin beyanları alındığı ve aynı duruşmada hem ihtiyati hacze itiraz hem de davalı vekilinin tahkim şartı ile ilgili davanın esası yönünden hüküm kurulduğu, ilk itirazlar ile ilgili dosya üzerinden karar verilmesi mümkün iken mahkemece ihtiyati hacze itiraz duruşmasında bu konudaki taraf vekillerinin beyanı alındıktan sonra tahkim şartı ile ilgili duruşmada hüküm kurulduğundan davacı vekilinin savunma hakkının kısıtlandığı iddialarının doğru olmadığı, taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesinin “ilgili ticaret kuralları” başlıklı tahkim maddesinde “Gafta 88 dahilinde” şeklinde tahkim şartı bulunduğu, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözüleceği ve tahkim şartlarını gösterdiği gerekçeleri ile mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verildiğinden AAÜT’nin 7/1 maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf isteklerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.