YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4917
KARAR NO : 2021/2020
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.01.2018 tarih ve 2017/163 E- 2018/20 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/683 E- 2019/176 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının satın aldığı taşınmaz üzerinde dava dışı şirketin kredi borcunu teminat altına almak için davalı banka lehine ipotek bulunduğunu, davacının ipoteğin terkini için davalı bankanın şubesine başvurduğunu, banka personeli tarafından ipoteğin kaldırılması için gerekli miktarın davacıya söylendiğini bu miktarın davalı banka şubesine yatırıldığını ancak ipoteğin terkin edilmediğini, davalıya ipoteğin terkini istemine ilişkin ihtarname tebliğine rağmen ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek, taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu ipoteğin dava dışı şirketin davalı banka yönünden doğmuş ve doğacak borçlarının 300.000.- TL’ye kadarını teminat altına aldığını, dava dışı şirket borcunun fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 339.495,52 TL olduğunu, bu borcun tamamının ödenmediği gibi iddiaya konu edildiği şekilde bankaya başvuru olmadığını, davalı banka tarafından davacıya verilmiş ipoteğin kaldırılacağına dair taahhüdün de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacı tarafça davalı bankaya başvurularak ipoteğin kaldırılması için davalı banka şubesine 163.015,00 TL yatırılmasına rağmen ipoteğin kaldırılmadığının iddia edildiği, davalı banka tarafından davacıya verilmiş yazılı taahhüdün bulunmadığı, alınan rapora göre davalının kredi alacağından doğan 151.990,48 TL riskin kaldığı, dava konusu ipoteğin, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak nakdi ve gayri nakdi kredilerini teminat altına aldığı ve ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın dava dışı şirketten kredi alacağının devam ettiği, davacının ipotek limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava dışı şirket borcunun ödenmesi için davalıya başvurmadığı, buna göre ilk derece mahkemesince davacı tarafa bakiye bedelin depo edilmesi için süre verilmemesinin yerinde olduğu, davacının vekalet ücreti yönünden yaptığı istinaf isteminin yerinde olduğu ve istemin bu yönden kabulünün gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararındaki vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından ipotekle temin edilen kredi borcuna karşılık 163.015,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş ancak borcun tamamının 315.255,48 TL olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu ipotek üst sınır ipoteği (azami meblağ ipoteği) olduğundan, asıl alacak, faiz, icra takip gideri ve taraflarca kararlaştırılan diğer ferilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Dava konusu ipotek akit tablosunda, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olmak üzere gayrimenkulün, teferruatı ile birlikte 300.000,00 TL’ye kadar davalıya ipotek edildiği, üst sınır ipotek sorumluluğunun miktarla sınırlı olduğu hususu dikkate alınmaksızın, davalının ipotekli taşınmazdan talep edebileceği toplam alacak miktarının 315.255,48 TL olduğunun belirtilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tarafından, mahkemece belirlenen borç miktarının yatırılmasının talep edilmesi halinde, kalan borç bedelinin depo edilmesine karar verilmesi gerektiğinden, bakiye borcun yatırılması halinde ipoteğin fekkine karar verileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.