YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5572
KARAR NO : 2021/3428
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın 11/04/2016 tarihli dilekçesinde sunduğu eski hale getirme ve temyiz talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay’ın ilgili dairesinin olduğu dikkate alındığında mahkemenin temyizin reddine ilişkin ek kararın yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması”na dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gereğine rağmen gerekçeli kararın sanığın son bilinen adresi olan MERNİS adresine usule aykırı olarak doğrudan 21/2’ye göre tebliğ edildiği anlaşıldığından, sanığın temyizinin öğrenme üzerine süresi içinde verildiği kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın müştekinin iş yerinin önünde park halindeki aracını çalmasından ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde yer alan nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden hatalı niteleme ile aynı kanunun 141/1. maddesinden hüküm kurularak eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunmasına, 01/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.