YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4275
KARAR NO : 2021/3656
KARAR TARİHİ : 14.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.05.2019 tarih ve 2019/14-2019/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, banka ile 30.06.2011 tarihinde genel türev işlemler çerçeve sözleşmesi ve sonrasında bariyerli opsiyonlu sözleşmeler imzalandığını, USD kurunun fiyat farkı üzerine dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendisini yeterince bilgilendirmediğini, vade tarihine kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceğinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde USD kuru 1.752 TL’ye tekabül edince işlemi sonlandırmak istediğini, bankanın 64.500 USD para talep ettiğini, oysa sözleşmede netleştirmenin TL üzerinden yapılacağının düzenlendiğini, bankanın işlemi sonlandırmaması üzerine vade sonu olan 30.12.2011 tarihinde USD kurunun 1.889,37 TL’ye çıktığını, mevduat hesabından 216.510 TL tahsil edildiğini, oysa 27.10.2011 tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılsa idi 67.725 TL ödeyeceğini ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede opsiyonun Avrupa tipi olacağının düzenlendiğini, bu tip sözleşmede vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, müvekkilinin erken sonlandırma talebini kabul etme konusunda takdir hakları bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davaya konu opsiyon işlemlerinin Amerikan Tipi olarak kabul edilemeyeceği, davacı ile yapılmış bulunan telefon görüşmelerinin bariyer üzerine odaklandığı, Amerikan özelliğinin yalnızca bariyer için geçerli olup, opsiyonun Avrupa tipi olduğu, opsiyon alıcısının davalı banka olması nedeniyle opsiyonu bankanın kullanabileceği, opsiyon alıcısının bir banka olmasından dolayı ve bankaların kurumsal, müşterilerini aydınlatma yükümlülüğüne sahip bir güven kuruluşu niteliği taşıması nedeniyle davacıdan satın alınmış olan opsiyonları geri satıp pozisyonu vadeden önce kapatarak erken sonlandırabileceği, 27.10.2011 tarihinde opsiyonları davacıya geri satarak ödemesi gereken tutarın iki opsiyon için toplam olarak 89.194,92 TL olduğu, bu tutarın %5 BSMV sinin 89.194,82*0,05=4.459,75 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 206.200 TL netleşme tutarı yerine 89.194,82 TL tutarında opsiyonların geri satın alınması nedeniyle opsiyon primi tahsil edilmesi gerektiği, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 10.310 TL BSMV tutarı yerine 4.459,75 TL tahsil edilmesi gerektiği, bu durumda bankanın davacıdan talep edeceği tutarın 89.194,82+4.459,75=93.654,57 TL olduğu, erken sonlandırma kararının verilmesi durumunda gecikme faizinin de olmayacağı, 211,85 TL tutarındaki gecikme faizinin de bankaca iade edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan iadesini talep edeceği tutarın 216.510+211,85-93.654,57=123.067,28 TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle bu rapor doğrultusunda davanın kabulü ile 5.000.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı banka ile bariyerli opsiyon sözleşmesi imzalandığı, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığı, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, vade tarihine kadar herhangi bir günde işlemin sonlandırılabileceğinin belirtildiği, 27.10.2011 tarihinde işlemin sonlandırılmak istendiği, bu tarih itibariyle bankaya 67.725.- TL ödenerek işlem sonlandırılabilecekken vade sonu olan 30.12.2011 tarihinde 216.510.- TL kesilmesi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 12.07.2016 tarihli davanın kabulüne dair karar Dairemizin 16.10.2018 tarih ve 2016/12968 E.- 2018/6350 K. sayılı ilamı ile “12.04.2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucu ortaya konulan hesaplama neticesine göre hüküm tesisi cihetine gidildiği belirtilmiş olmasına rağmen, … bozma sonrası alınan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporunun … işlemde sözleşmeye aykırılık bulunmadığı yönündeki görüşlerine aykırı yönde, Dairemiz bozma ilamı uyarınca uyuşmazlığı çözüme kavuşturma hususunda yeterli görülmeyen, bozma öncesi alınan 26.3.2013 tarihli bilirkişi raporundaki … görüş benimsenerek, davalı bankanın eyleminin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi” doğru görülmeyerek karar bozulmuştur. Mahkemece bu kez de, 12.04.2016 tarihli rapor özetlenip bu rapor doğrultusunda karar verildiği belirtilmek suretiyle yine davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece hükme esas alındığı belirtilen 12.04.2016 tarihi bilirkişi raporunda “bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesine göre taraflar arasında yapılmış iki adet opsiyon sözleşmesi bulunduğu, anılan sözleşmelerde davacının opsiyon satıcısı, davalının opsiyon alıcısı, işlemin Amerikan Tipi Knock-Out Bariyerli, Avrupa Tipi USD Call /TL Put olduğu, Amerikan Tipi Knock-Out Bariyerli, Avrupa Tipi USD Call /TL Put ibaresindeki virgülden önceki kısmın Avrupa tipi opsiyonun taşıdığı bariyerin özelliğini, Amerikan tipi ifadesinin ise, Knock-out bariyerin özelliğini tanımladığı, her iki opsiyonun da Avrupa tipi olması nedeniyle vadelerinde sadece opsiyon alıcısı tarafından kullanılabileceği, davacının iddia ettiği gibi opsiyon tipinin Amerikan tipi olarak kabulü halinde dahi, opsiyon alıcısı olarak opsiyonu kullanma hakkının sadece davalı bankaya ait olacağı ve bu nedenle opsiyon satıcısı olan davacı opsiyonun vadesinden önce kullanılması kararını veremeyeceğinden sonucun değişmeyeceği, opsiyon satıcısı olan davacının erken sonlandırma talebi olabileceği ancak opsiyon sahibi olmaması nedeniyle erken sonlandırmaya karar verme hakkının olmadığı, opsiyon sahibinin davacının erken sonlandırma talebini kabul etmesi durumunda ise, USD cinsinden fiyat verebileceği, erken sonlandırma kavramının genel türev işlemler çerçeve sözleşmesinin 2.7. maddesinde tanımlandığı, buna göre müşterinin var olan bir işlemin vadesini beklemeden sonlandırmayı talep edebileceği, bu durumda bankanın kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verebileceği, erken sonlandırma, opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiğinden nasıl ki, 11.07.2011 ve 12.07.2012 tarihli opsiyon sözleşmeleri USD üzerinden prim (opsiyonun fiyatı) ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden olmasının mümkün olabileceği” kanaati bildirilmiş, ancak, önceki bilirkişi raporunda ifade edilen bankaların güven esasına dayalı kurumlar olması ve bu nedenle opsiyon satıcısının erken sonlandırmayı talep etmesi halinde bunu kabul etmesi gerektiği görüşünün benimsenmesi halinde black-scholes opsiyon fiyatlama modeline göre hesaplama yapılabileceği ifade edilmiştir.
Bilirkişi raporunun yukarıdaki özetinden de anlaşılacağı üzere davalı bankanın dava konusu işlemde sözleşmeye aykırı bir davranışının bulunmaması, taraflar arasında imzalanan Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinde Amerikan ve Avrupa Tipi Opsiyonların tanımlanması, sözleşmenin Amerikan Tipi olduğunun ya da davacının sözleşmeyi Amerikan Tipi olarak yorumlayabilecek olmasının kabulü halinde dahi opsiyonu kullanma hakkının yalnızca opsiyon alıcısı Bankada olması, sözleşmenin 2.7. maddesinde işlemin erken sonlandırılması için gereken şartların açıklanması, davalı Bankanın bu şartlara aykırı hareket etmediğinin anlaşılması, sözleşmenin 4. maddesinde müşterinin, Bankanın tüm şubelerinde bulunan her türlü mevduat hesaplarının teminat oluşturduğunu ve bu amaçla Bankaya rehinli bulunduğunu kabul, beyan ve taahhüt etmesi, Bankanın davacının hesabındaki mevduatı teminat almasında da bir usulsüzlüğün bulunmaması gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın neden kabul edildiği yönünde hiçbir bir gerekçeye yer verilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, kendini vekil ile temsil ettirmeyen davacı yararına vekalet ücreti takdiri doğru olmamış, kararın bu yönden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.