Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2010/8297 E. 2011/8812 K. 23.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8297
KARAR NO : 2011/8812
KARAR TARİHİ : 23.05.2011

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.23.05.2011 (Pzt.)

KARŞI OY

Davacı, davalının kusurlu davranışı olarak; sağır ve dilsiz, aynı zamanda yaşlı (85 yaşında) annesine, davacı kadının yanlarında kaldığı dönemde bakmadığını; zorunlu olarak tayinen gittiği …’a yerleştiğini ve annesinin de yanında olduğunu; eşinin bu nedenle …’a yanına gelmek istemediğini ileri sürmüştür.Davacı kocanın, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği ve evlilik dışı olarak bir başka kadınla yaşadığı, davalı tanığı anlatımıyla sabit olmuştur. Davacı beş tanık bildirmiştir. Bunlardan dört tanığın anlatımlarının davacının kendilerine anlattığıyla sınırlı duyuma dayalı olduğu görülmektedir. Davacının tanıklarından annesi … … ; sağır ve dilsiz olması nedeniyle bu işaret dilinden anlar bilirkişi eliyle alınan anlatımında; dönüşümlü olarak çocuklarının yanında kaldığını, taraflar Manavgat’ta birlikte otururken davalı gelininin kendisine bakmadığını ve kendisine fiziksel şiddet uyguladığını belirtmiştir.

Mahkemece, davacı tanığı davacının annesi …’nin bu anlatımındaki davalı gelinin kendisine yönelik davranışları; davalı için kusur kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Kuşkusuz sadece bir tarafın hısımı olmak; tanıklığı tek başına değerden düşürücü değildir.Önemli olan tanığın objektif ve inandırıcı bilgi vermesidir.Diğer yandan, tanığın dava konusunda menfaatinin olması objektifliğe zarar verebilir. Buradaki menfaatin “maddi menfaat” olduğu öğreti ve uygulamada benimsenen bir husustur.Tanık anne …’nin bakım gereksinmesinde olduğu açıktır. Bakım gereksinmesi maddi menfaat niteliğindedir.Ayrıca, bu tanığın kişisel durumu ve yaşı gözetildiğinde duygusal davranma olasılığı da vardır. Bu tanığın anlattığı olaylar, diğer tanıklar tarafından somut bilgiyle doğrulanmış değildir. Öyleyse, davacı tanığı anne …’nin anlattığı olayların kesin ve inandırıcı, objektif olduğunu kabul etmek; doğru olmayacaktır.Bu nedenlerle davalıya bir kusur yüklenemeyeceği; davada Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi koşullarının gerçekleşmediği; bu nedenle davanın reddine karar verilmesi ve hükmün bozulması gerektiğini düşünüyorum.