YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4136
KARAR NO : 2021/5081
KARAR TARİHİ : 15.06.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02/12/2019 tarih ve 2014/488- 2019/965 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının akaryakıt satış ve pazarlama işi ile iştigal ettiğini, bu kapsamda Total markası adı altında bayilik faaliyetinin gerçekleştirildiği ve davalı adına kayıtlı gayrimenkulde 17.04.2003 tarihli protokol kapsamında davacıya 05.07.2015 tarihine kadar intifa hakkı verildiğini, Rekabet Kurumu’nun 12.03.2009 tarihli duyurusuyla 18.09.2005’ten önce akdedilmiş olan intifa vb. sözleşmeleri de kapsayan benzeri etkiye sahip tüm hukuksal tasarruflara ilişkin hakların terkin edilip yeniden 5 yılı aşmayacak şekilde tesis edilmemesi veya kısaltılmaması halinde 18.09.2010’dan sonra 2002/2 sayılı tebliğ kapsamındaki grup muafiyetinden yararlanamayacağını ilan ettiğini, davacının da intifa hakkı tesis edilen taşınmazda kalıcı yatırımlar tesis ettiğini, ancak intifa hakkının Rekabet Kurumu’nun düzenlemeleri çerçevesinde 18.09.2010’da sona erdiğini, bu açıdan davalının 18.09.2010 ile 05.07.2015 dönemi için sebepsiz zenginleştiğini, kalıcı teknik yatırımlar için ödenen bedelin 12.03.2009 tarihine kadar güncellenmiş değerinin 61.790 TL olduğunu belirterek bu tutarın 12.03.2009’dan itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında bayilik ilişkisi kurulmadığını, dava dilekçesinde belirtilen protokolün tarafının Atako Ul. Taş. Den. Ltd. Şti. olup bu şirketle davalı firmanın bir bağlantısı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının 18/09/2010 tarihinde intifa terkin işlemi yapması gerekir iken 5 yıl gecikmeli olarak 29/12/2015 tarihinde intifa terkin işleminin yapıldığı, davacının taşınmazda intifa süresini doldurduğu, fiili ve resmi terkinin kararlaştırılan 05/07/2015 tarihinden de sonra 29/12/2015 tarihinde yapıldığı, esasen davacının taşınmaza değer kazandırdığına ilişkin tespite ve ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.