YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2074
KARAR NO : 2021/3208
KARAR TARİHİ : 01.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Hendek 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2019 tarih ve 2017/181 E. – 2019/99 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.03.2020 tarih ve 2020/517 E. – 2020/421 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirket genel kurul toplantılarının toplantı faaliyet dönemi sonundan itibaren (3) ay içerisinde yapılması gerektiğini, şirket bilanço verilerine göre 2014 yılı Ocak ile Aralık sonu dönem net zararının 9.178.741,59 TL olduğunu, şirketin sermaye ve yedek akçe toplamının yarısının zarar nedeniyle karşılıksız kaldığını, 2011-2013 yıllı bilançolarına da zararın yansıdığını, küçük ortakların tasfiyesi amacıyla zararın sürekli şirket sermayesi arttırılarak kapatılmaya çalışıldığını ileri sürerek yasal süre içerisinde yapılmayan 2013 yılı Olağan Genel Kurulunun iptaline, aksi halde 21/08/2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılı Olağan Genel Kurul gündeminin 2,3,5 ve 7 nolu kararlarının iptaline, TTK.’nın 439-(1) maddesi gereğince şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kararda muhalefet şerhi bulunmadığını, semaye arttırımın şirketin finansal durumunun kanunun aradığı yeterliliğe ulaştırılması amacıyla yapıldığını, özel denetçi atanması talebinin genel kurul kararı iptali davası ile birlikte ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların iptale konu kararlara karşı muhalefetlerini usule uygun şekilde zapta geçirmedikleri, alınan kararların kanun ve sözleşmeye uygun olduğu, şirket esas sözleşmesinin ihlal edilip şirket ve pay sahiplerinin zarara uğratıldığına yönelik inandırıcı, somut deliller ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili istinaf etmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin her yıl arttırmış olduğu sermaye miktarı kadar zarar ettiği, 2011 ile 2014 yılları arasındaki sermaye artışları sonucunda davacı …’in 2011 yılında % 23,5 olan şirketteki payının 2014 yılında %0,82’ye, davacı …’nın 2011 yılında %1 olan şirket payının 2014 yılında %0,004’e düştüğü, sermaye arttırımının bilanço zararlarının kapatılması için yapıldığı var sayılır ise TTK.’nın 421/2-a maddesinde düzenlenen nisap sağlanamadığı, aksinin kabulü halinde ise sermaye artırıma neden gerek duyulduğunun açıklanmadığı ve davacıların şirketteki paylarının düşürülmesi nedeni ile TMK.’nun 2. maddesi gereğince batıl sayılması gerektiği, genel kurul kararının butlanının tespitinin talep edilmesi için kararda muhalefet şerhi konulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 21/08/2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurulunda alınan “sermaye artırımına” ilişkin gündemin 5. maddesinin 3. kararının butlanla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarının düzenlendiği 6100 sayılı TTK’nın 421/1. bendinde; “Kanuna veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edileceği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğuyla alınır….”, aynı madde 2. bendinde ise “Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliği ile alınır. a) Bilanço zararlarının kapatılması yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar…” düzenlemesi mevcuttur.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 2014 yılı Olağan Genel Kurulu’nda “sermaye artırımına” ilişkin kararın butlan olduğunun tespitine karar verilmişse de, davaya konu genel kurulun yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK’nın 421/2-a maddesinde yer alan nisap sermaye arttırımı kararları bakımından aranan nisap olmayıp, bilanço zararlarının kapatılması için ek ödeme ve benzeri yükümlülük getiren kararlar bakımından öngörülmüştür. Her ne kadar gerekli nisap sağlanamaması halinde karar “yok hükmünde” olacak ise de sermaye arttırımına ilişkin karar bakımından aranacak nisap aynı Yasa’nın TTK 421/1 maddesinde gösterilmiş olup, bu nisap da somut olayda mevcuttur.
Ayrıca, Bölge Adliye Mahkemesince sermaye arttırımına neden gerek duyulduğunun açıklanmaması ve davacılar paylarının düşürülmesi nedeniyle TMK 2. madde gereğince de kararın batıl sayılması gerektiği sonucuna varılmışsa da kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırılık halleri TTK’nın 445. maddesinde “iptal” sebebi olarak gösterilmiş olup, devam eden TTK 446. maddesi gereğince de anılan karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişiler tarafından iptal davası açılabilecektir. Buna karşın somut olayda, anılan karar aleyhinde davacılar tarafından olumsuz oy verilmişse de oylama sonrasında tutanağa geçirilen muhalefetleri bulunmadığı gibi, 6102 sayılı TTK 447. maddesinde genel kurul kararlarının butlan halleri düzenlenmiş olup, sayılan butlan hallerinin hiç birinin somut olayda bulunmadığı da açıktır. Anılan düzenlemeler karşında davaya konu 2014 yılı Olağan Genel Kurulu’nda sermaye artırımına ilişkin kararın, yazılı şekilde butlanına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.