YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8451
KARAR NO : 2010/10059
KARAR TARİHİ : 08.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 19.10.2009 gününde verilen dilekçe ile çaplı taşınmazda yüzölçümü miktarının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar 2679 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, bu parselin tapuda 516 metrekare olarak kayıtlı bulunduğunu, çapa bağlı bulunan taşınmazın yüzölçümünün gerçekte 2137 metrekare olduğunu belirterek yüzölçümünün 2137 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 2679 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2044.15 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 2679 sayılı parselin çapının 1953 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucu oluşturulduğu, taşınmazın tapuya 516 metrekare olarak tescil edildiği, eldeki davanın 19.10.2009 tarihinde açıldığı, bölgede 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki yasa uyarınca çalışmalar yapıldığı ancak parsele ilişkin dava bulunduğundan bahisle işlemin sonuçlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olaydaki istemin 2859 sayılı yasa hükümleri ile bu Kanununu 6. maddesine göre çıkartılan yönetmelikte öngörülen kurallar çerçevesinde çözümü gerekir.
Burada hemen belirtilmelidir ki, yineleme işlemi önceki kadastro (tapulama) aşamasında saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değildir. Yenileme işleminden amaç; olabildiğince önceki ölçü aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlamak, sınırlarda ve yüzölçümlerinde görülecek yanlışlıkları orantı ve dengeleme kuralları ile düzeltmek, böylece hukuki durumu gerçeğe uygun hale getirmektir. Bu anlatımın sonucu olarak o mevki ya da ada biriminde bazı parsellerin yüzölçümü ve sınırlarında herhangi bir yanlışlık ve eksiklik yoksa bu parseller yenileme dışı bırakılır ve haritasında hiçbir düzeltme ve değişiklik gerekmez. Diğer taraftan Hukuk Genel Kurulu’nun 24.01.2007 tarihli ve 2007/30-26 sayılı kararında da vurgulandığı üzere uygulamanın ilk kadastro paftası esas alınarak kadastrol ölçülerde farklılık varsa bunlar dengelendikten sonra ilk kadastro sırasında belirlenen poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak yapılması, şayet ilk kadastro sınırlarına itibar edilmemek gerekiyorsa bunun hangi zorunlu sebeplerden meydana geldiğinin bilirkişiye açıklattırılması gerekir. Ne var ki mahkemece 2679 sayılı parselin tapulama işlemlerini içerir tapulama tutanağı, kesinleşen çap kaydı ilgili yerden getirtilmemiş, yukarıda belirtilen araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, değinilen eksik belgeler ve taşınmazın önceki çap kaydı getirtilerek yerinde keşif yapmak, bilirkişiden yukarıda belirtilen yönteme uygun ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 08.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.