YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8920
KARAR NO : 2021/1777
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : Ayrı ayrı mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklara yüklenen görevi kötüye kullanma suçundan CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen müşteki …’ın bu suçtan açılan kamu davasına katılmasının mümkün olmadığı, mahkemece katılma talebinin de 01/10/2015 tarihli celsede reddedildiği anlaşılmakla söz konusu suçtan kurulan hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
İncelemenin sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmekle gereği düşünüldü:
Bodrum Belediye Başkanı …, İmar ve Şehircilik Müdürü … ve dönemin Yapı Kontrol Sorumlusu Teknisyen …’ün Muğla İli Bodrum İlçesi …. Mahallesi, 31L-4B pafta, 442 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıların mimari projenin 1/1000 ölçekli Bodrum Koruma Amaçlı İmar Planı’na uygun olarak düzenlenmediği, dolayısıyla mimari projesine göre Bodrum Belediyesince verilen 12/11/2012 tarihli ve 2012/69 sayılı yapı ruhsatlarının ve 27/03/2014 tarihli ve 2014/61 nolu Yapı Kullanma İzin Belgelerinin bu Plana uygun olarak düzenlenmediği, toplam (4) adet yapı ruhsatında sanıkların imzalarının bulunduğu hususları tespit edildiğinden sanıkların kişilere haksız menfaat temin ettiği iddia ve kabul edilen olayda;
26/06/ 2014 tarihli raporu düzenleyen bilirkişilerin mülkiye müfettişinin talebiyle ve Valilik oluruyla görevlendirilen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde çalışan şehir planlamacısı ve inşaat mühendisi olduğu, inşaatın mimari projeye aykırı olduğunun belirtildiği ayrıca Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bilirkişi olarak görevlendirilen inşaat mühendisinin 16/07/2013 tarihli ve 11/10/2013 tarihli bilirkişi raporlarına göre inşaatın mimari projeye uygun olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, raporlar arasındaki bu çelişkinin, uzmanlardan oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından keşif de yapılarak düzenlenecek bilirkişi heyeti raporuyla giderilmesi gerekirken eksik incelemeye ile mahkumiyet hükümleri verilmesi,
Kabule göre de;
1-Zincirleme suçlarda suç tarihinin son suçun işlendiği gün olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; sanık … hakkında Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/335 Esas, 2015/705 Karar, Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/350 Esas, 2016/232 Karar, Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/124 Esas, 2018/217 Karar sayılı dosyalarından benzer nitelikteki eylemlerinden dolayı mahkumiyet kararı verildiği, aynı şekilde Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/441 Esas, 2020/169 Karar sayılı dosyasından sanıklar … ve … hakkında benzer eylemden dolayı mahkumiyet kararının verildiği, UYAP sisteminden yapılan sorgulamalarda tüm sanıklar hakkında benzer eylemlerden dolayı derdest dosyalarının bulunduğu anlaşılmakla tüm davalar araştırılarak derdest ise birleştirilmesinden, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanmasından, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanıklara TCK’nın 257. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı cezalara hükmolunması gerektiği gözetilmemesi,
2-TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3/1. maddesindeki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerekirken, belirtilen ilkelere ve TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
3- Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 30/03/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.