YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19719
KARAR NO : 2020/3087
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … …, evlilik birliği içinde edinilen davalıya ait… plakalı aracın değerinin tespiti ile yarı parası olan 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, ayrıca evdeki 3 adet çekyat, 1 televizyon, 1 buzdolabı, soba, yatağıyla beraber yatak odası takımı,2 baza, çamaşır makinesi ve tost makinesinin de yarı değeri olan 5.000 TL’nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, dava dilekçesinde plakası bildirilen aracın olmadığını, davacının … köyü cami lojmanında yer alan 2 koltuk, 1 LCD televizyon haricindeki eşyaları alabileceğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davaya konu edilen aracın davalı adına kaydı olmadığından davalı adına herhangi bir araç kaydı da bulunmadığından, araçla ilgili ispatlanmayan davanın reddine, eşyalar yönünden ise davacının eşyaların evlilik birliği içinde edinildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının eşyalarla ilgili verilen karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre 01.01.2002 öncesi edinilen eşyalara yönelik dava katkı payı alacağı, 01.01.2002 sonrası alınan eşyalara yönelik dava artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanun’un 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde ise, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 16.06.1993 tarihinde evlenmiş, 15.07.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece, davacının eşyalara yönelik talebi, evlilik birliği içinde edinildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de verilen karar dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Şöyle ki, davacının hangi konuttaki eşyalar üzerinde alacak talebi olduğunu dava dilekçesinde bildirmediği, davalının … köyündeki cami lojmanındaki bir kısım eşyaları iade edebileceğini, davacının ise 20.11.2015 tarihinde yapılan keşifte, davaya konu ettiği eşyaların … Mahallesi 3. kat 9 numaralı dairedeki eşyalar olduğunu beyan ettiği, davalının bu evdeki eşyaların babasına ait olduğunu beyan ederek kişisel mal iddiasında bulunduğu, davalının beyanına göre, tarafların … Mahallesindeki konutta 2009-2010 yılı eğitim sezonunda ikamet etmeye başladıkları, dinlenen davacı tanık beyanlarına göre … köyündeki eşyaları yeni konutlarına getirmedikleri, bu dairedeki eşyaların taşındıktan sonra alındığı, 02.03.2016 tarihli eşyaların değerinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda eşyaların yaklaşık 10 yıl önce edinildiğinin tespit edildiği, davacının duruşmada alınan beyanında, davaya konu yatak odası takımını evlendiklerinde aldıklarını, kanepelerden de iki tanesi ve çamaşır makinesinin köyde alındığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre, yatak odası takımı yönünden davacı tarafından evlendiklerinde alınan takım olduğu beyan edildiği, bu nedenle bu eşyaya yönelik talebinin katkı payı alacağı istemine ilişkin olduğu fakat dava dilekçesinde ne şekilde katkıda bulunduğunu açıklamadığı, az yukarıdaki açıklamalar ışığında 01.01.2002 öncesi edinilen mallara yönelik katkı payı alacağına hükmedilebilmesi için iddia edilen katkının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, fakat dosya kapsamında toplanan delillere göre davacının 01.01.2002 öncesi döneme ilişkin katkısı ispat edilemediğinden yatak odası takımına yönelik verilen karar doğru ise de, … yer alan ve edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiği anlaşılan talebe konu diğer eşyalar yönünden davacının talebinin katılma alacağı istemine ilişkin olduğu, davalının kişisel mal iddiasına yönelik olarak cevap dilekçesinde her hangi bir delile dayanmadığı, kişisel mal iddiasının ispatı yönünden ispat yükü davalıya ait olup dosya kapsamında bu iddiasını ispat edemediği anlaşıldığına göre, davacının katılma alacağı talebine yönelik yukarıda bahsedilen Dairemizin ilke ve uygulamaları doğrultusunda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle davacının eşyalara yönelik talebi hakkında iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.