YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13489
KARAR NO : 2011/4744
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
Hırsızlık suçundan sanıklar …, … ve …’ün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, cezalarının anılan Kanun’un 43. maddesi gereğince 1/4 oranında artırılarak 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, cezalarının aynı Kanun’un 168. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirilerek 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, her üç sanığın da suç tarihinde 18 yaşından küçük olmaları sebebiyle cezalarının 31/3. madde gereğince 1/3 oranında indirilerek 8 ay 26 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, cezalarının 62.madde uyarınca 1/6 oranında indirilerek 7 ay 11 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hapis cezalarının günlüğü 6,00 yeni Türk lirasından 1.326,00 yeni Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine, sanıklara tayin olunan para cezasının bir ay ara ile altı eşit taksitte ödettirilmesine dair Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2006 tarihli ve 2006/86-245 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 31.07.2009 gün ve 2009/8734/42246 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2009 tarih ve 2009/195065 sayılı ihbar yazısında:
“Tüm dosya kapsamına göre;
Karar başlığında sanık …’ün doğum tarihinin gün hanesinin yanlış yazılmasının mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1- 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Türk Ceza Kanunun 7/2 maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanması halinde anılan Kanunun 116/2-4.maddelerinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Sanıklara verilen cezanın miktar ve nevine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmamasında,
3- Suç tarihinin 05.09.2002 olduğu nazara alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3.maddesinin 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki şeklinde indirim oranının 1/2 olduğu ve bu indirim oranının sanıklar lehine olduğu nazara alınarak cezalarından 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayin edilmesinde,
4-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 ve 168.maddelerinin uygulanması sırasında ayların yıla dönüştürülmesi suretiyle sanıklara fazla ceza tayin edilmesinde,
5- Sanıklara hükmolunan hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi ve takside bağlanması sırasında, uygulama maddelerinin denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232/6 maddesine aykırı davranılmasında “
İsabet görülmediğinden bahisle kararın kanun yararına bozulması Dairemizden istenilmiş olmakla;
Gereği düşünüldü:
I- (1) Nolu bozma istemine yönelik incelemede:
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun’nun 7/2 maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanması halinde anılan Kanunun 116/2-4 maddelerinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden Kanun yararına bozma isteminin kabulü ile “Yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak koşuluyla” anılan kararın CMK 309.maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA,
II- (2,3,4 ve 5) Nolu bozma istemine yönelik incelemede:
1-Sanıklara verilen cezanın miktar ve nevine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 23.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması,
2- Suç tarihinin 05.09.2002 olduğu nazara alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3 maddesinin 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki şeklinde indirim oranının 1/2 olduğu ve bu indirim oranın sanıklar lehine olduğu nazara alınarak, cezalarından 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayin edilmesinde,
3- 5237 sayılı TCK’nun 43 ve 168.maddelerinin uygulanması sırasında ayların yıla dönüştürülmesi suretiyle sanıklara fazla ceza tayin edilmesinde,
4- Sanıklara hükmedilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi ve takside bağlanması sırasında, uygulama maddelerinin denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 232/6.maddesine aykırı davranılmasında: isabet görülmediğinden Kanun Yararına Bozma isteminin kabulü ile Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2006 tarihli ve 2006/86-245 sayılı kararının CMK’nun 309/4-b maddesi gereğince Kanun Yararına BOZULMASINA, Mahkemece yeniden değerlendirme yargılaması yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.