YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3904
KARAR NO : 2013/16585
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’in 05.10.2006 tarihinde Akbank Küçüksaat Şubesinden düzenlenen tüketici kredisi sözleşmesi ile 90 bin TL tüketici kredisi aldığı, bankadan kredi alınırken sanık … tarafından bankaya kendi üzerine kayıtlı bulunan beş adet taşınmaz tapu fotokopisi verdiği, sanığın ayrıca yine kendi üzerine kayıtlı bir adet taşınmazı da krediye güvence olarak ipotek verdiği, sözleşmeyi sanıklar …, … ve …’ın kefil olarak imzaladıkları, alınan tüketici kredisinin ödenmesi gereken taksitlerinin ödenmemesi üzerine krediyi alan … ile kefiller …, … ve … hakkında icra takibi yapıldığı, kredinin alındığı sırada teminat kabilinden olmak üzere fotokopileri verilen tapular ile ilgili olarak Tapu Sicil Müdürlüklerinin cevabi yazılarında gönderilen tapu senedi fotokopilerinin, var olan kayıtlar ile mukayese edilip incelendiğinde, sahte olduğunun bildirildiği ve sanıkların böylece üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda, kredi sözleşmesi düzenlenirken verildiği iddia edilen belge asıllarının elde edilemediği, dolayısı ile belgelerin sahte olup olmadıklarına yönelik ve aldatıcılık vasıflarının bulunup bulunmadıklarının tespitlerinin yaptırılamadığı, söz konusu belge asıllarının olmaması nedeni ile sahteliği kanıtlanamayan belgelerin aldatıcılık vasfının olup olmadığının da saptanamayacağı, ayrıca sanığın bankaya ipotek olarak verdiği tapu kaydının sahte olmadığının anlaşıldığı, sahte olduğu iddia edilen belgelerin, kredinin verilmesine esas belgeler olmadıkları, ipoteğin bu sahte tapulardan başka, gerçekten sanığın üzerine olan bir tapu hakkında tahsis edildiği, bu duruma göre sanıkların üzerlerine atılı suçlardan dolayı cezalandırılmalarını gerektirecek mahiyette kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle mahkeme tarafından sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş ve bu nedenle tebliğnamede ki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.