YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15898
KARAR NO : 2012/41591
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in, asker arkadaşı olan katılana elinde eski eser niteliğinde 2.085 adet altın olduğunu ve bunları bozdurmak istediğini söylediği, dayısı olarak tanıttığı diğer sanık … ile birlikte önce katılana bir adet gerçek altın verdikleri, olay günü geriye kalan altınları vermek bahanesiyle buluştukları, katılandan 5.850 euro para altıktan sonra paraları sayıp geleceklerini söyleyerek ortadan kayboldukları anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 157.maddesi uygulanırken, hapis cezasının yanında adli para cezası tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, ayrıntıları YCGK’nun 12/12/2006 tarih ve 11-301,296 sayılı kararında da açıklandığı üzere; “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlığı altında güvenlik tedbiri olarak düzenlenmiş bulunan ve mahkumiyetin yasal sonucu olan bu hak mahrumiyetlerinin, mahkumiyetin doğal sonucu olduğundan, kararda gösterilmemiş olsa bile hükümlü açısından kazanılmış hakka konu olamayacağından,aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilmemiş ve infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.