Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12189 E. 2012/43955 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12189
KARAR NO : 2012/43955
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

Mala Zarar Verme (Haksız yere sahipli hayvanı öldürme) suçundan sanıklar … ve …’ın atılı suçu işlediklerine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunmaması nedeni ile CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine dair Salihli 3.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22/07/2010 tarihli ve 2010/67 esas, 2010/367 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/03/2012 gün ve 2010/319237 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 12/04/2012 gün ve 2012/3116 Esas 2012/34573 sayılı kararıyla hükmün Bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE,
Dairemizin, 12/04/2012 gün ve 2012/3116 Esas 2012/34573 sayılı kararının KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurul Başkanlığına sunulmak üzere Yargıtay C. Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 08/11/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

KARŞI OY GEREKÇESİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 gün ve 6/256-79 sayılı kararında da belirtildiği üzere Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığa cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.
Somut olayda; sanıkların yüklenen suçu işledikleri konusunda mahkumiyetlerine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde olup, itirazın kabulü ile Dairemizin bozma kararının kaldırılarak usul ve yasaya uygun bulunan, Yerel Mahkemece verilen beraat hükmünün onanmasına karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.