YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15795
KARAR NO : 2013/18642
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümler hakkında yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın gazetede okuduğu emlak satış ilanı üzerine sanık …’e ait emlak bürosunu aradığı, telefona çıkan şahsa uygun bir yer olduğunda kendisini aramaları için telefon numarasını verdiği, bunun üzerine aynı gün öğleden sonra sanık …’in katılanı arayarak ellerinde satılık bir dairenin olduğunu fiyatının 220.000 TL olduğunu söylediği, ve sanık …’in yanında kendisini … … olarak tanıtan sanık … ve kendisini … … olarak tanıtan sanık … ile birlikte katılanın işyerine gittikleri, katılana Kızılay’da bir yer bulduklarını, söyleyerek yeri gösterdikleri, katılanın burasını beğenmemesi üzerine sanıkların birkaç gün sonra katılanı arayarak çok kelepir bir yer bulduklarını söyledikleri, katılanın almaktan vazgeçtiğini, söylemesine rağmen sanık …’in katılanın yanına gelerek sanık …’ı kastederek
“yaşlı bir teyze var evini çok uygun fiyata satıyor, ev 220 M2 içinde kiracı var kiracı buraya 900 TL ödüyor, 04/04/2006 tarihinde tahliye edecek satış için ilan verdiler, çok taliplisi var burayı alırsan en az 310.000 TL’ye satarız” diye söylediği. Ertesi gün sanık … katılanı telefonla arayarak almak istediği yeri 220.000 TL’ye kesin olarak satın alacak müşteri olduğunu, kendisi alması halinde burasını en az 310.000 TL’ye satacaklarını söylemesi üzerine katılanın almaya karar verdiği ve sanıkların bürosuna geldiği, büroda kendisini … olarak tanıtan sanık … ile … olarak tanıtan … da olduğu halde kendisini … olarak tanıtan sanık …’ın Babası …’in büroya geldiği, ve bu daireyi 322.000 TL’ye almayı kabul ettiği, bunun üzerine alıcı sanık … satıcı katılan olacak şekilde sözleşme yaptıkları bu arada kapora olarak da sanık … 2000 USD ve 5000 TL’yi sanık …’a verdiği sözleşme imzalandıktan 10 dakika sonra evi satacak olan ev sahibi sanık …’ın geldiği sanıklar … ve … …’in sanık …’dan katılan için indirim istedikleri Pazarlık sonucu sanık …’ın evini 205.000 TL’ye anlaşarak alıcısı katılan, satıcısı sanık … olan ikinci bir sözleşme yapıp imzaladıkları, ertesi gün tapuda katılanın 205.000 TL’yi sanık …’a verdiği, sanık …’in müştekiye … bey parayı temin edememiş biz size pazartesi parayı verelim dediği, müştekinin satın aldığı yerin 100 M2 kare civarında ve 110.000 TL değerinde olduğunu öğrendiği ancak bir daha sanıklara ulaşamadığı anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemenin kararında Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 308/7 maddeleri uyarınca, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve yeterli gerekçe gösterdiği, mahkemenin zararın giderilip giderilmediğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ve zararın giderildiğine dair sanıkların vaya katılanın bir beyanının da olmadığı, yine sanıklar hakkında kurulan hükümde temel ceza belirlenirken 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan “sanıkların suçu işleyiş biçimi ve özelliği, saik ve sebebi, husule gelen netice” gerekçe gösterilmesi ve verilen kararın eylemin doğurduğu sonuç ile orantılı olması nedeniyle hakkaniyete aykırı olmadığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sanıklar müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın hüküm tarihinden sonra 02.12.2010 tarihinde öldüğünün UYAP üzerinden MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi