YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2549
KARAR NO : 2020/4986
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Van 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 15.01.2019 tarih ve 2018/720 E- 2019/23 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine dair Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2019 tarih ve 2019/895 E- 2019/860 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 24.11.2011 tarihinde bir taşınmazı üzerindeki bina ile birlikte dava dışı Finansbank A.Ş’den satın aldığını, satın alınan taşınmazın önceki maliki olan dava dışı banka tarafından davalı … nezdinde 14.02.2011-2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere deprem rizikosunu da içeren sigorta poliçesi düzenlendiğini, söz konusu sigorta poliçesinde sigorta bedelinin 4.891.636.00 TL olarak gösterildiğini, satın alma öncesinde Van İli’nde 23.10.2011 ve 09.11.2011 tarihlerinde meydana gelen depremler nedeniyle sigortalı taşınmazın hasar gördüğünü, söz konusu hasarın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu, dava dışı banka tarafından sigorta teminatının tahsili için müvekkiline izin verildiğini, müvekkilince Van Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/21 D.İş Esas sayılı dosyasında 08.03.2012 tarihinde delil tespiti yaptırılarak bilirkişi raporu alındığını, alınan rapor uyarınca tazmin edilmesi gerekli zarar miktarının 4.423.144,72 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin poliçe kapsamında hasar bedelinin ödenmesi için davalı … şirketin başvuru yaptığını, davalı … şirketinin eksperi tarafından yapılan inceleme neticesinde müvekkiline 508.441,00 TL ödendiğini, müvekkilinin itirazi kayıtla ödemeyi kabul ettiğini, ancak yapılan ödemenin eksik olduğunu ileri sürerek, delil tespiti dosyasında alınan raporlar uyarınca ödenmesi gereken 3.914.703,72 TL’nin ihbar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu sigorta poliçesi uyarınca davacının taraf sıfatının bulunmadığını, sigorta poliçesinden kaynaklı hakların dava dışı Finansbank A.Ş’ye ait olduğunu, müvekkilince görevlendirilen eksper tarafından tanzim edilen rapor uyarınca gerçek zarar miktarının belirlenerek poliçe kapsamında ödeme yapıldığını, yapılan ödemeyle poliçeye ilişkin sorumluluğun sona erdiğini, poliçe uyarınca sadece gerçek zararı tazmin yükümlülüğünün bulunduğunu, bunun dışında sigortalı binada imalat ve kullanılan malzemeden kaynaklı eksiklikler ve projeye aykırılıklardan kaynaklı hasarlar ile deprem sonrasında hasarlı binanın iyileştirme ve güçlendirme masraflarının teminat kapsamında olmadığını, bunun yanı sıra poliçede muafiyet ve müşterek sigortaya ilişkin hükümlerin olduğunu, talebi kabul anlamına gelmemekle birlikte somut olayda eksik sigortaya ilişkin hükümlerin de uygulanmasının gerektiğini, delil tespiti dosyasında gıyapta alınan bilirkişi raporunun müvekkilini bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece verilen 19.12.2017 tarihli karar ile davanın kısmen kabulü ile 3.296.764,43 TL’nin 22.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine karar Bölge Adliye Mahkemesince gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, davalı vekilinin savunmalarını karşılar mahiyette ek rapor alınmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin kısmen yerinde görülen istinaf itirazları uyarınca mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının ise esastan reddine karar verilmiş, bu karar üzerine mahkemece yapılan inceleme neticesinde davanın kısmen kabulü ile 3.079.599,88 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa 22.11.2011 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairenin kaldırma kararı uyarınca alınan 24.12.2018 havale tarihli ek bilirkişi raporunun taraf ve yargı denetimine açık olması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, dosya kapsamına ibraz edilen yapı ruhsatında sigortalı taşınmazın yapı sınıfının, herhangi bir ayrım yapılmaksızın 3B sınıfı olarak nitelendirilmiş olduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK’nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmitşir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 154.062,47 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.11.2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde de “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı” düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.