Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/1351 E. , 2021/5872 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/1351
Karar No : 2021/5872
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı / …
VEKİLİ I. Huk. Müş. Yrd. …
2- …Valiliği
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, süresi dolan silahlı özel güvenlik belgesinin yenilenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı Bingöl Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi’nin 7.1.2 maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, silahlı özel güvenlik belgesini yenilemek için yaptığı başvuru sonucunda kendisine silahsız özel güvenlik belgesi verildiği, hakkında verilmiş kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki bir sonuç doğurmayacağı, davalı Valilikçe resen araştırma yapılmasının ve buna dayanarak tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, yasa ile getirilmeyen bir kısıtlılığın düzenleyici işlemlerle getirilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI …BAKANLIĞININ
SAVUNMASI :Davalı tarafından, silahlı özel güvenlik kimlik kartının yenilenmesi için başvuru yapan davacı hakkında yapılan tahkikat neticesinde davacıyla ilgili olarak 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinin görüldüğü, dava konusu Genelge düzenlemesi gereği denetim süresi bitene kadar silahsız özel güvenlik belgesi düzenlendiği, yapılan işlemde ve düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
DAVALI … VALİLİĞİNİN
SAVUNMASI :Davalı … Valiliği tarafından, silahlı özel güvenlik kimlik kartının yenilenmesi için başvuru yapan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu, davacı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden denetim süresi bitene kadar silahsız özel güvenlik belgesi düzenlendiği ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :.Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 5188 sayılı Yasa Kapsamında “silahsız özel güvenlik görevlisi” olarak çalışmak için almış olduğu silahlı özel güvenlik sertifikası ile özel güvenlik görevlisi olarak çalışmak amacıyla başvuran davacının isteminin reddine dair Bingöl Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 11.6.2015 gün ve 2015/194 sayılı işleminin ve işleme dayanak alınan İçişleri Bakanlığının 2012/42; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün “Genelgelerin Birleştirilmesi”ni konu alan 17.7.2012 gün ve 2012/71 sayılı Genelgesinin 7.2. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Kamu Güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun “Özel Güvenlik Görevlilerinde Aranacak Şartlar” başlıklı 10’uncu maddesinin d bendinde, “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, kamunun sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya fuhuş suçlarından mahkum olmamak.” hükmüne yer verilmek suretiyle özel güvenlik görevlilerinde aranan şartlar belirlenmiştir.
Öte yandan; 26’ncı maddesinde de, bu Kanununun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin, İçişleri Bakanlığınca bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde çıkarılacağı, hükmüne yer verilmiş; söz konusu Kanun hükümlerine dayanılarak yürürlüğe konulan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin “Silah Bulundurma ve Taşıma İzni Verilmesi” başlıklı 24’üncü maddesinde ise, “Koruma ve güvenliğin ilkesine uygun olarak canlılar üzerinde kalıcı etkisi olmayan kimyasalların kullanılmasına izin verebilir. Görevin niteliği gereği bu tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde, 10/7/1953 arihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna göre ruhsatlandırılması mümkün olan yarı otomatik tabancaların ve 11/9/1981 tarihli 2521 sayılı Kanun kapsamına giren av silahlarının bulundurulmasına ve taşınmasına komisyonca karar verilir. Bu silahların sayası ve niteliği Komisyon kararında belirtilir. Görev alanında ateşli silah taşıyacak özel güvenlik görevlilerinde, 6136 sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikte belirtilen şartlar aranır.” hükmü yer almıştır.
Anayasaya ve üst hukuk kurallarına uygun olması şartıyla, idarelerin görev alanlarını ilgilendiren konularda ve yürüttüğü hizmetle ilgili yasa, tüzük ve yönetmeliklerin uygulanmasına açıklık getirilmesi amacıyla her zaman genelge yayınlama yetkisi bulunduğu açıktır.
Halkın can ve mal güvenliği ve kamu hürriyetlerinin korunması, güvenlik zaafiyetine neden olunmaması ve bu konudaki çalışmalar sürdürülürken bu süre içerisindeki uygulamalara açıklık getirilmesi amacıyla, 81 İl Valiliğine dağıtımı yapılan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 17.7.2012 gün ve 2012/71 sayılı Genelgesi ile uygulamanın kolaylaştırılması, ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi, yoruma açık hususların açığa kavuşturulması ve bu yüzten zaman zaman ortaya çıkan karışıklığın önüne geçilebilmesi için emir ve genelgelerin tek bir metin haline getirildiği; bu durumun verilen hizmetlerin özelliği ve sorumluluğu dikkate alındığında, genelge ile düzenlemeye gidilmesi; Anayasa ve 5188 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen hükümlerine aykırılık oluşturmamaktadır.
Bu durumda; özel güvenliğin sağlanmasındaki usul ve esasları belirleyen, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte yer verilmeyen hususların, dava konusu Genelgenin 7.1.2. Maddesinde “91/1779 karar sayılı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi kapsamında bir suçtan yargılanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilenler, belirlenecek olan denetim süresi tamamlanıncaya kadar silahlı özel güvenlik görevlisi olamayacak, bu süre zarfında talepleri olması halinde silahsız özel güvenlik görevlisi olabileceklerdir.” belirtilmek suretiyle kural haline getirilmesinde ve buna dayanılarak davacı adına tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, 01/11/2010 tarihinde silahlı özel güvenlik belgesi almıştır. Davacının belgesinin yenilenmesi istemini içeren 11/06/2015 tarihli başvurusu üzerine yapılan incelemede, hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan ceza davasında … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararı ile 1 yıl, 15 gün hapis ve 740,00 TL adli para cezasına hükmedildiği ve belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği tespit edilmiştir.
Bunun üzerine … tarih ve … sayılı Bingöl Valiliği işlemi ile Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 24. maddesi, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi ve 17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi’nin 7.1.2 maddesine istinaden davacının silahlı özel güvenlik belgesinin yenilenmesi istemi reddedilerek davacıya denetim süresinin sonuna kadar silahsız özel güvenlik görevlisi kimlik kartı verilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından da anılan işlemin ve işlemin dayanağı olan 17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi’nin 7.1.2 maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un (dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki hâliyle) “Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar” başlıklı 10. maddesinin (d) bendinde, “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.” şartlarına yer verilmiş; “Çalışma izni” başlıklı 11. maddesinde ise, “Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler ile özel güvenlik şirketlerinde, alarm izleme merkezlerinde ve özel güvenlik eğitimi verecek kurumlarda kurucu ve/veya yönetici olarak çalışacaklar hakkında valilikçe güvenlik soruşturması yapılır. Soruşturma sonucu olumlu olanlara, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla, valilikçe çalışma izni verilir. Ateşli silah taşımayacak özel güvenlik görevlileri hakkında sadece arşiv araştırması yapılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bir ay içinde tamamlanır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması her beş yılda bir yenilenir. Göreve başlayan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından onbeş gün içinde valiliğe bildirilir. Özel güvenlik görevlilerinde aranan şartlardan herhangi birisinin kaybedilmesi halinde çalışma izni iptal edilir.” hükmü ve “Kimlik” başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında da, “Özel güvenlik görevlilerine valilikçe kimlik kartı verilir. Kimlik kartında görevlinin adı ve soyadı ile silahlı ya da silahsız olduğu belirtilir.” hükmü yer almıştır.
Anılan Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 07/10/2004 tarih ve 25606 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 24. maddesinin 2. fıkrasında, “Görev alanında ateşli silah taşıyacak özel güvenlik görevlilerinde, 6136 sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikte belirtilen şartlar aranır.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Yönetmeliğin atıfta bulunduğu 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13. maddesinde, anılan Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunacağı kurala bağlanmış; anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan haliyle 16. maddesinde, ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanların, affa uğramış olsalar veya mahkûmiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile kendilerine hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş izinlerin iptal edileceği, maddede belirtilen mahkûmiyetin, kesinleşmiş mahkûmiyet olduğu, madde hükümlerinin uygulanmasında, mahkemelerce verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar paraya çevrilmiş olsa dahi, hürriyeti bağlayıcı cezanın esas alınacağı, madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı kurala bağlanmıştır.
17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi’nin “Çalışma İzni” başlıklı 7. maddesinin “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı Verilenler” başlıklı 7.1. maddesinin “Silahlı özel güvenlik görevlisi olacaklar için yapılacak olan uygulama” başlıklı 7.1.2. maddesinde, “Yönetmeliğin 24 üncü maddesi ‘Görev alanında ateşli silah taşıyacak özel güvenlik görevlilerinde, 6136 sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikte belirtilen şartlar aranır.’ hükmü gereğince 6136 sayılı Kanun ve 91/1779 karar sayılı Yönetmelikte belirtilen şartlar arandığından ve 91/1779 karar sayılı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi dördüncü fıkrası ‘Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emanete alınır.’ hükmü gereğince, 91/1779 karar sayılı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi kapsamında bir suçtan yargılanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilenler, belirlenecek olan denetim süresi tamamlanıncaya kadar silahlı özel güvenlik görevlisi olamayacak, bu süre zarfında talepleri olması halinde silahsız özel güvenlik görevlisi olabileceklerdir. Denetimli serbestlik süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi veya denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılması halinde denetim süresinin bitiminde silahlı çalışma izni verilebilecektir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dava konusu düzenlemenin incelenmesi:
Dava konusu düzenleme ile haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilen silahlı özel güvenlik görevlisi olacaklar için yapılacak olan uygulama belirlenmiştir.
Düzenleme ile Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 24. maddesinin 2. fıkrasıyla atıfta bulunulan 91/1779 karar sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi kapsamında bir suçtan yargılanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilenlerin, belirlenecek olan denetim süresi tamamlanıncaya kadar silahlı özel güvenlik görevlisi olamayacağı, bu süre zarfında talepleri olması halinde silahsız özel güvenlik görevlisi olabilecekleri, denetimli serbestlik süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi veya denetimli serbestlik tedbirine uygun davranması halinde denetim süresinin bitiminde silahlı çalışma izni verilebileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda ilgili kısımları aktarılan mevzuat kurallarında geçen “mahkumiyet” ibaresinden, “kesinleşmiş” mahkûmiyetin anlaşılması gerektiği açık ise de; silah taşıma yetkisi verilecek özel güvenlik görevlilerinin, 6136 sayılı Kanunda ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmelikte, silah taşıma ruhsatı verilebilmesi için aranılan koşulları taşımaları gerektiğinde kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 6136 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi kapsamında herhangi bir kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunanlara hiçbir zaman; anılan madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam edenlere ise, yargı kararı kesinleşinceye kadar silah taşıma ruhsatı verilemeyeceğinden; bu kişilere, belirtilen sürelerde silahlı özel güvenlik görevlisi çalışma izni de verilemeyecektir.
Bu bağlamda, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin işlem tarihinde yürürlükte olan 16. maddesinde, “Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur.” kuralı yer aldığından; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanlar bakımından yargılamanın sonlanmış bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine, 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen 5. fıkrasında, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.”; 8. fıkrasında, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.”; 10. fıkrasında, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.”; 11. fıkrasında ise, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” kuralına yer verilmiştir.
Bilindiği gibi, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeden önce sanığın sabit bulunan eylemine uygun bir ceza belirlenmekte ve mahkûmiyet hükmü kurulmaktadır. Yine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanık hakkında kurulan bu mahkûmiyet hükmü, koşullu olarak, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamaktadır.
Bu koşul ise; denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halidir. Bu halde, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmayan kişi “hükümlü” sayılmamakta, ancak denetim süresince “sanık” sıfatı devam etmektedir. Koşullar yerine getirildiği takdirde ise, mahkemece geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmektedir.
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/07/2009 tarih ve E:2009/163, K:2009/202 sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi hakkında, “Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.” nitelemesi yapılmıştır.
Sonuç olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla kamu davası sonuçlanmadığından, denetim süresi boyunca sanık sıfatı taşıyan kişi hakkındaki yargılamanın da sonlandığını kabule olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu bireysel işlemin incelenmesi:
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında, Ceza Mahkemesince 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince 1 yıl, 15 gün hapis ve 740,00 TL adli para cezası tayin edilmiş, ancak hükmün açıklanması geri bırakılmış bulunduğundan, davacının silahlı özel güvenlik kartının yenilenmesi amacıyla yaptığı başvuru, 5 yıllık denetim süresi tamamlanıncaya kadar silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartı verilmesinin mümkün olmadığından bahisle reddedilerek silahsız özel güvenlik kartı düzenlenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının niteliği gereği, davacı hakkındaki adli yargılamanın sonuçlandığından söz edilmesine hukuki olanak bulunmadığı, denetim süresince davacının “sanık” sıfatının devam etmekte olduğu, koşulları yerine getirdiği takdirde ise, Mahkemece geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği anlaşıldığından, dava konusu bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.