Danıştay Kararı 10. Daire 2016/1551 E. 2021/5373 K. 09.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/1551 E.  ,  2021/5373 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/1551
Karar No : 2021/5373

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) …Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. …,
Av. …
2) …Büyükşehir Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

3) …Sulama Birliği Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1) …, … ve …’ya velayeten, kendisine asaleten …
2) …, … ve …’a velayeten, kendisine asaleten …
3) … ve …’a vesayeten, kendisine asaleten …
4) …
5) …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kabule ilişkin kısımının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 25/12/2009 tarihinde …-…Köyü yolu üzerinde bulunan köprü üzerinde meydana gelen trafik kazası sonucu sulama kanalına düşen araçta bulunan yakınlarının hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …, için 50.000,00’er TL maddi, 50.000,00’er TL manevi, … için 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.400.000,00 TL tazminatın (700.000,00 TL maddi, 700.000,00 TL manevi) yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince; …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında; dava konusu olayda, davacılar tarafından, 25/12/2009 tarihinde …-…Köyü yolu üzerinde bulunan köprü üzerinde meydana gelen trafik kazası sonucu sulama kanalına düşen araçta bulunan murislerinin hayatını kaybetmesi nedeniyle …Asliye Hukuk Mahkemesinin E:…esasına kayden açılan dava dosyası içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu olayla ilgili olarak …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:…Değ.İş. sayılı dosyası ile davacıların murislerinin ölümünde tarafların kusuru bulunup bulunmadığı ve bulunması halinde oranının ne olduğu hususunun tespiti amacıyla 14/01/2010 tarihinde olay yerinde keşif yaptırıldığı, anılan keşif sonrasında inşaat bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; “kazanın meydana geldiği yerde 4,5 m genişliğinde asfalt yolun mevcut olduğu, bu yol üzerinde kısmen mucur bulunduğu ve yolun bazı bölgelerinde hasar oluştuğu, yol temizleme işleminin gerçekleşmediği, yolda viraj uyarı levhasının bulunmadığı, kazanın olduğu mahalde köprünün bulunduğu ve bu köprünün altında sulama tahliye kanalı mevcut olmakla birlikte köprünün bir tarafında bariyer bulunmadığı, kazanın bariyerin mevcut olmadığı tarafta meydana geldiği, köprüye yaklaşım levhasının olmadığı, yolun viraj noktasında yapılan köprünün, karşılıklı gelen yolu ani bir virajla böldüğü, kanalın köprü ile kesişim noktası devam eden yolun köprü yönünden daha çok kanal istikametine doğru gittiği, köprüdeki virajın normal şartlarda gelen iki yolu yüksek açıyla karşılaması gerektiği, oysa olayın yaşandığı yerde iki yol aksının köprü bölgesinde düşük açıyla birleştiği, sonuç olarak yolun birleşim noktasındaki köprünün yanlış bir yapı olduğu” yönünde görüş belirtildiği, yine anılan keşif sonrasında trafik bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; “kazanın meydana geldiği yer Akçakale İlçesi sınırları dahilindeki … Mevkii olup günün 24 saati araç trafiğine açık olarak kullanıldığı, araç trafiğinin yoğun olmadığı, yolun yüzeyinin asfalt kaplama olduğu, tek gidiş tek geliş yönlü olmak üzere genişliğinin 4.50 metre olduğu, görüşü engelleyecek herhangi bir cismin bulunmadığı, gece görüşün Akçakale ilçe merkezi yönüne doğru 30 metre olduğu, köprüye gelirken sağa keskin viraj olduğu, köprünün yolu paralel bir şekilde birbirine bağladığı, … köyünden Akçakale ilçe merkezine doğru sağa tehlikeli viraj levhasının olmadığı, köprü yaklaşım levhasının olmadığı, yol yüzeyinde münferit çukurların olduğu, asfalt yüzeyin yer yer kalkmış olduğu, yolun sağ tarafında mucurların bulunduğu, yolun sağında ve solunda bozulmaların olduğu, … köyünden Akçakale ilçe merkezi istikametine doğru köprüye girerken sol tarafta yolun bozulup çukurlaştığı, … köyünden Akçakale ilçe merkezine doğru köprü üzerinde sol tarafta bariyerin olmadığı, köprü genişliğinin 7.30 metre olduğu, köprü uzunluğunun 11.70 metre olduğu, yol çizgilerinin olmadığı, yolda ışıklandırmanın olmadığı, … köyünden Akçakale ilçe merkezine doğru köprü bitiminden Akçakale istikametine doğru 50 metre uzaklıkta sağ tehlikeli viraj levhasının bulunduğu, kaza esnasında köprü ile kanaldaki su seviyesi arasının 1.70 metre civarında olduğu, tahliye kanalı genişliğinin 10 metre olduğu, yolda fren izinin olmadığı, kaza anında havanın açık, gün durumunun gece olduğu, araç içerisinde toplam 5 (beş) kişi olması gerekirken 7 (yedi) kişi olduğu, sürücü …’ın sürücü belgesinin olmadığı, kaza tutanağı ve krokisinden anlaşılacağı üzere gayet yavaş, araç farları yanan ve sağlıklı bir sürücünün köprüden aşağıya düşmeyeceği bu nedenle sürücü …’ın … köyünden Akçakale ilçe merkezine doğru seyir halinde iken aracın hızını köprüye yaklaşırken azaltmadığı, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde köprüye giriş yaptığı, sürücü … aracın hızını, aracın teknik özelliğine görüş yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından aracın hakimiyetini kaybederek su kanalına devrildiği, … köyünden-Akçakale ilçe merkezine doğru köprüye yaklaşırken yolda köprü yaklaşım levhasının olmadığı, sağa tehlikeli viraj levhasının olmadığı, köprünün aracın düştüğü sol taraftaki bariyerin olmadığından dolayı yol yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun kusurunun bulunduğu, yukarıdaki açıklanan kazanın oluş şekli, kaza raporu ve dosya incelenip kaza mahallinde yapılan keşif neticesinde; … plaka sayılı otomobil sürücüsü …’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 65/1-a Taşıma sınırı üzerinde yolcu almak maddesini ihlal ettiği, ayrıca 52/1-a maddesinde belirtilen kusurlardan; (Araçların hızını kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçti yollarda ilerlerken, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarını alanlarına girerken azaltmamak) kusurunu işlediğinden dolayı %75 oranında kusurlu olduğu, ayrıca yolun yapım ve bakımından sorumlu olan kuruluşun; Karayolları Trafik Kanununun 13. maddesi (Karayolunun yapım ve bakımı ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdürler.) ve 15. maddesi (trafiği düzenlemede kullanılan işaret levhaları, ışıklı ve sesli işaretler, yer işaretlemeleri ile benzeri trafik işaretleri, karayolunun yapını ve bakımı ile görevli kuruluşlarca, temin ve tesis edilerek sürekliliği ve işlerliği sağlanır.) hükümleri gereğince %25 oranında kusurlu olduğu” yönünde görüş belirtildiği, anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilerek Mahkemece de hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü, bu itibarla, olay yerindeki yolun yapım ve bakımından sorumlu olan davalı Akçakale Kaymakamlığı İlçe Özel İdaresi sıfatıyla yolun devamında bulunan köprünün altından geçen tahliye kanalını tahliye etme sorumluluğu bulunan davalı DSİ Genel Müdürlüğü ve … Sulama Birliği Başkanlığı’nın meydana gelen trafik kazasında müteselsil olarak % 25 oranındaki hizmetin kötü işlemesi ve hiç işlememesi şeklinde gerçekleşen hizmet kusuru nedeniyle tazminle sorumlu olduğu, davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zarar miktarlarının tespiti için Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacıların destekten yoksun kaldıkları zararlarının; … için 86.590,00 TL, … için 4.675,38 TL, … için 1.761,97 TL, … için 5.415,80 TL, … için 15.139,77 TL, … için 41.623,73 TL, … için 39.169,00 TL, … için 256.981,00 TL, … için 5.716,00 TL, … için 13.809,00 TL, … için 15.449,00 TL, … için 30.126,00 TL, … için 23.570,00 TL olduğu belirlendiği, Mahkemece rapor maddi zarar miktarının tespiti açısından hükme esas alınabilecek nitelikte bulunarak, davacılar murislerinin 25/12/2009 tarihinde Akçakale-Büyücek Köyü yolu üzerinde bulunan köprü üzerinde meydana gelen trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği olayda, olay yerindeki yolun yapım ve bakımından sorumlu olan davalı Akçakale Kaymakamlığı İlçe Özel İdaresi sıfatıyla yolun devamında bulunan köprünün altından geçen tahliye kanalını tahliye etme sorumluluğu bulunan davalı DSİ Genel Müdürlüğü ve … Sulama Birliği Başkanlığı’nın müteselsil olarak % 25 oranında kusurlu olduğu, davalı idarelerin davacı murislerinin kusur oranı ile davacıların talepleri de gözetilmek suretiyle davacılardan … için 21.647,50 TL, … için 1.168,85 TL, … için 440,49 TL, … için 1.353,95 TL, … için 3.784,94 TL, … için 10.405,93 TL, … için 9.792,25 TL, … için 64.245,25 TL, … için 1.429,00 TL, … için 3.452,25 TL, … için 3.862,25 TL, … için 7.531,50 TL, … için 5.892,50 TL tutarındaki destekten yoksun kalma zararının (toplam: 135.006,66 TL) Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ilk davanın açıldığı 01/07/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce hesaplanarak davacılara ödenmesi, davacıların maddi tazminat taleplerinin fazlaya ilişkin kısmının reddi ile dava konusu olayda, davacıların murislerinin hayatını kaybetmesi nedeniyle duyduğu acı ve elemle orantılı olacak şekilde talep edilen ve uğranıldığı takdir olunan davacılardan her biri için 10.000,00 TL manevi tazminatın (toplam 130.000,00 TL) …Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ilk davanın açıldığı 01/07/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce hesaplanarak davacılara ödenmesi, davacıların manevi tazminat taleplerinin fazlaya ilişkin kısmının ise reddedilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu olayın yaşandığı köprünün inşaasını ne İl özel İdaresi ne de Belediyenin yaptığını, köprünün DSİ tarafından inşa edildiğini, boğulmanın yaşandığı tahliye kanalının da idareleri tarafından yapılmadığı, idarelerine herhangi bir kusur yöneltilemeyeceği, davacıların ve davalı idarelerin kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği, davalı idarelerin sorumlu oldukları tutarların ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği, Mahkeme kararının eksik inceleme neticesinde verildiği; DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, sulama ve drenaj kanalları veya taşkın tesisleri DSİ tarafından inşa edilmiş olsa bile bu tesislerde can ve mal güvenliğini temine yönelik tedbirlerin alınmasının yerel yönetimlerin görevinde olduğu, kazanın meydana geldiği yolun sulama kanalının yanındaki servis yolu olup umumi trafiğe kapalı olduğu, tarımsal ulaşım ve sulama işletiminin bakım ve onarımı amacı ile yapılmış olduğu, idarelerinin herhangi bir kusuru bulunmadığı; … Sulama Birliği Başkanlığı tarafından, kazanın meydana geldiği tahliye kanalının kendi sulama sahalarında bulunmadığı, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2. …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının kabule ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Temyize konu kararda; davacılar yakınlarının %75 müterafik kusur oranı düşüldükten sonra, davalı idarelerin kusur oranları ayrı ayrı belirlenmeksizin, belirlenen maddi ve manevi tazminat tutarının davalı idarelerce davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, idarelerin ancak kendi kusurlarından kaynaklanan zararları tazmin etmekle sorumlu tutulabilecekleri açıktır.
Ayrıca, dava konusu uyuşmazlıkta yer alan davalı idarelerden … Sulama Birliği Başkanlığı, kazanın meydana geldiği tahliye kanalının kendi sulama sahalarında bulunmadığını ileri sürmekle beraber dosya kapsamında yer alan DSİ Genel Müdürlüğü 15. Bölge Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı yazısında da dava konusu olayın yaşandığı köprünün … Elveren Sulama Birliği ile Tahılalan Sulama Birliği arasında sınır teşkil eden UT-1 tahliye kanalı üzerinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece dava konusu olayın yaşandığı tahliye kanalının hangi Sulama Birliğinin sorumluluğu altında olduğu açık ve net bir şekilde belirlenmeksizin hüküm kurulmuştur.
İdare Mahkemesince, dava konusu olayda sorumluluğu bulunan Sulama Birliğinin net bir şekilde belirlenmeksizin ve davalı idarelerin kusur oranları tespit edilmeksizin verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna vardığından, İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :

Temyize konu kararda; davacılar yakınlarının %75 müterafik kusur oranı düşüldükten sonra, davalı idarelerin kusur oranları ayrı ayrı belirlenmeksizin, belirlenen maddi ve manevi tazminat tutarının davalı idarelerce davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, şahıs, veya kurumların bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, idarelerin ancak kendi kusurlarından kaynaklanan zararları tazmin etmekle sorumlu tutulabilecekleri açıktır.
İdare Mahkemesince, davalı idarelerin kusur oranları tespit edilmeksizin zararın tazmininden sorumlu oldukları yönünde verilen kararda bu yönüyle hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.