Danıştay Kararı 10. Daire 2016/2350 E. 2021/6108 K. 08.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/2350 E.  ,  2021/6108 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2350
Karar No : 2021/6108

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …

6- …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı / …

İSTEMLERİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’un Aliağa 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktayken 12/08/2012 tarihinde rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybettiği olayda, yakınlarının Kurum personeli tarafından darp edildiği, işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı, aşırı dozda ilaç aldığı bilinmesine rağmen gerekli tıbbi müdahalenin yapılmasının sağlanmadığı, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek miktar artırım hakkı saklı kalmak kaydıyla davacılardan anne … için 20.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi, diğer davacılar olan kardeşler için ise ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince; dava dosyasında bulunan soruşturma raporu, adli soruşturma sonucu verilen karar, bilirkişi raporu ile diğer tüm bilgi ve belgelere göre, uyuşmazlık konusu ölüm olayının çoklu ilaç intoksikasyonu (zehirlenmesi) ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan bilirkişi raporunda, oda ve koğuşlarda bulundurulması uygun olmayan Uropan tablet isimli (oksibutinin içeren) ilacın cezaevi idaresi tarafından müteveffaya verildiğinin, bu ilacı almış olduğunun kabulü halinde dahi ölümün çoklu ilaç intoksikasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu dikkate alındığında ilacı almış olmasının ölüm üzerinde ne düzeyde etkisinin olduğunun bilinemediğinin belirtildiği, bunun haricinde ölüm olayı ile nedensellik bağı kurulabilecek, davalı idareye atfedilebilecek başka bir kusurun saptanamadığı, bu doğrultuda davacılardan …’un maddi tazminat isteminin reddi gerektiği; olayda, oda ve koğuşa verilmesi uygun olmayan, ancak bu kurala rağmen Uropan tablet isimli (oksibutinin içeren) ilacın …’a cezaevi idaresi tarafından verilmesi ve söz konusu ilaçtan kişinin fazla miktarda içtiğinin cezaevi yetkililerine bildirilmesine rağmen bu konuda müdahalede bulunulmaması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, her ne kadar Adli Tıp Kurumunca hazırlanan bilirkişi raporuna göre söz konusu hizmet kusuru ile ölüm olayı arasında nedensellik bağı saptanamamakta ise de, mevcut hizmet kusuru tek başına davacıların elem ve üzüntüsüne neden olacağından davacılara manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacılardan anne … için 10.000,00 TL ve diğer davacılar olan kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvurulan 07/08/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; yakınlarının hayatını kaybetmesine neden olan süreçte davalı idarenin hizmet kusuru içeren uygulamaları olduğunun İdare Mahkemesince tespit edilmesine rağmen, anne …’un oğlunun desteğinden yoksun kalması sebebiyle oluşan zararlarının ödenmesi yolunda hüküm kurulmadığı, ayrıca Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet ölçülerine uygun olmadığı ileri sürülerek, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısımlarının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından; bakılmakta olan davanın yasal süre içerisinde açılmadığından süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, vefat edenin çoklu ilaç toksikasyonu nedeniyle hayatını kaybettiği olaya ilişkin savunma dilekçesi ekinde sunulan tutanak ve ifadelere göre, mahkumlarca koğuşta bulunan butona basılması üzerine koğuşa gidildiğinde adı geçenin yüzündeki kızarıklık haricinde sağlık açısından herhangi bir olumsuz duruma rastlanmadığı, defalarca kendisine ilaç alıp almadığının sorulmasına rağmen ısrarla ilaç almadığını, iyi olduğunu, kimsenin kendisine zarar vermediğini ve kimseden şikayetçi olmadığını söylediği, hastaneye gönderilmek istendiğinde ise ısrarla iyi olduğunu ve gitmek istemediğini beyan etmesi karşısında, olayın gelişim safhasında gereken bütün tedbirlerin alındığı ve kontrollerin usulüne uygun yapıldığı görülmekle birlikte davacılar yakını …’un hayatını kaybetmesinde idarelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, söz konusu olayların cezaevinde meydana gelmiş olmasından hareketle hizmetin kusurlu işletildiğini söylemenin mümkün olamayacağı, ayrıca uğranılan zararın, dava konusu olayda olduğu gibi, bütünüyle zarar görenin kusurundan kaynaklanmış olması halinde yürütülen hizmet ile zarar arasındaki illiyet bağı kesileceğinden hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerinden hareketle idarelerinin hukuken sorumlu sayılmasına olanak bulunmadığı, Mahkeme kararının gerekçesinde oksibutinin hidroklorül etken maddesini içeren Uropan tabletin oda ve koğuşlara verilmesinin uygun olmadığı belirtilmişse de, ceza infaz kurumlarında bulunan hastaların ilaçlarının dağıtımı hakkında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 12/02/2009 tarih ve 15035 sayılı işlemi ile ilaçların türüne göre dağıtım şekli belirlendiği ve ceza infaz kurumlarındaki uygulamanın da söz konusu işlem doğrultusunda yapılmakta olduğu, olayın hafta sonu gerçekleştiği ve söz konusu ilacın mesai saatleri dışında kurum revirinde bulundurulması gerektiği düşünüldüğünde vefat edene 3 günlük ilacın tek seferde verilmesinde idarelerinin kusurunun bulunmadığı ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalı idare tarafından, bakılan davanın süresinde olmadığı ileri sürülmekte ise de; davacılar yakınının 12/08/2012 tarihinde vefat ettiği, davacıların tazminat ödenmesi istemiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içinde, 07/08/2013 tarihinde davalı idareye yaptıkları başvurunun reddine ilişkin ön kararı 17/09/2013 tarihinde tebellüğ etmeleri üzerine, yasal süresi içinde 15/11/2013 tarihinde iş bu davayı açtıkları anlaşıldığından, söz konusu iddiaya itibar edilmeyerek işin esasına geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını olan …’un, Aliağa 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, daha önceden tutulduğu Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, koğuştaki yatakları yakmak, kolunu jilet ile kesip diğer tutuklu ve hükümlüler için kötü örnek oluşturmak, infaz koruma memurlarına hakaret ve tehditte bulunmak, infaz koruma memurlarına, hükümlülere ve tutuklulara karşı edep ve nezakete aykırı konuşmak veya davranışlarda bulunmak, ceza infaz kurumunda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak gibi filler sebebiyle hakkında pek çok kez disiplin soruşturması yürütüldüğü ve faklı tarihlerde kınama, bazı etkinliklerden alıkoyma, ziyaretçi kabulünden men ve hücreye koyma cezaları verildiği; Ceza İnfaz Kurumu revirinde 11/07/2012, 18/07/2012 ve 09/08/2012 tarihlerinde muayene edilen davacılar yakınına ilk muayenede inkontinans (gaz çıkarma veya dışkılamayı kontrol yetisinin bozulması) ve alerjik rinit (burun mukozasında alerjen teması ile meydana gelen semptomatik bir hastalık), bir sonraki muayenede depresyon, miyalji (kaslarda oluşan ağrı) ile idrar yolu enfeksiyonu ve son muayenede üriner enfeksiyon teşhisi konulduğu, muayeneler kapsamında tespit edilen rahatsızlıklar için …’a muhtelif ilaçlar reçete edildiği; 11/08/2012 tarihinde saat 2.10 sularında … ile aynı koğuşta kalan hükümlülerin yardım butonuna basması üzerine koğuşa giren infaz koruma memurlarının, mahkumlar arasında tartışma yaşandığını, …’un agresif davranışlar içinde olduğunu görmeleri üzerine …’u sakinleştiremeyince koğuştan çıkardıkları ve Başmemurluk odasına götürdükleri, bu esnada koğuşta bulunan diğer mahkumların ceza infaz kurumu personeline …’un fazla miktarda ilaç aldığını beyan ettikleri; Başmemurluk odasında da sakinleştirilemeyen …’un ellerinin tersten kelepçelenerek saat 03.04’te süngerli oda olarak tabir edilen gözetim yerine götürüldüğü, infaz koruma memurlarına direnen …’un ayaklarına da plastik kelepçe takıldığı; sabah vardiyasında Kurumu kontrol eden 2. Müdür tarafından …’un ellerinden ve ayaklarından plastik kelepçe ile bağlı vaziyette gözetim odasında tutulduğunun görülmesi üzerine kelepçelerin çıkarıldığı, …’un sedye ile revire götürüldüğü, 112 Acil Servisin arandığı ve saat 09.49’da Acil Servis ekibinin Kuruma gelerek …’u Aliağa Devlet Hastanesine götürdükleri, buradan da İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen …’un 12/08/2012 tarihinde hayatını kaybettiği; yakınları olan davacılar tarafından, ölüm olayının meydana gelmesinde Ceza İnfaz Kurumu personelinin ağır hizmet kusuru içeren davranışları olduğu ileri sürülerek 07/08/2013 tarihli dilekçe ile Adalet Bakanlığına ön karar başvurusunda bulunulduğu, başvurunun Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı, 17/09/2013 tarihinde tebliğ edilen yazısı ile reddi üzerine, 15/11/2013 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Epikriz Raporunda; …’da saat 23.20’de kardiyak arrest (kalp durması) durumunun gerçekleştiği, kırk beş dakika süren CPR (diriltme, canlandırma) sonrasında nabız alınamadığı, ayrıca Ceza İnfaz Kurumu personelinin önceki gece saat 02.00 sularında …’un kırk tablet kadar “oksibutinin hidroklorür” etken maddesi içeren ilaç ile yangı önleyici ve bu etkiye bağlı olarak ağrı kesici özelliklere sahip bir başka ilaç aldığı belirtilmiştir.
Olayla ilgili olarak Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2013/38 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen 17/04/2013 tarihli raporda; kişinin travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin ölümünün çoklu ilaç intoksikasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Soruşturma sonucunda verilen …tarih ve K:…sayılı kararda; …’un ölümünden sonra düzenlenmiş olan Adli Tıp Kurumu raporları doğrultusunda ölümünün çoklu ilaç intoksikasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, …’a verilen ilaçlarla ilgili İzmir 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yazılan müzekkere cevabında, …’un …, … tablet, …tablet, …sprey ve …ismindeki ilaçları kullandığı, bu ilaçların Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı yazısına istinaden oda ve koğuşlara verildiği, oda ve koğuşlara verilmesi uygun olmayan ilaçların ise memur eşliğinde içirilmek suretiyle tek olarak verildiği, dolayısıyla ceza infaz kurumu personelinin …’un ölümüne neden olduğu konusunda somut ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı gerekçelerine yer verilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan 11/03/2015 tarihli raporda; kişinin ölümünün çoklu ilaç intoksikasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, İzmir 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 24/06/2013 tarihli yazısında, kapalı ceza infaz kurumunda ilaçların Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı yazısına istinaden oda ve koğuşlara verilmekte olduğu, oda ve koğuşlara verilmesi uygun olmayan (yeşil reçete, anti depresanlar vb.) ilaçların ise memur eşliğinde içilmek sureti ile hükümlü/tutukluya verilmekte olduğu ve Uropan tablet (oksibutinin içeren) isimli ilacın “oda ve koğuşuna verilmekte olduğu”nun kayıtlı olduğu, bununla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün adı geçen yazısında, “santral miyorolaksan içerikli ilaçlar, (Phenprobamat etken madde içerikli ilaçlar vs) ve antikolinerjik ilaçlar, (Oksibutinin Hidroklorür etken madde içerikli ilaçlar vs) (sürekli veya süreli ilaç kullanım kartı verilmez, yalnız kronik hastalar, raporlu hastalar, kullanması hayati önem arz eden hastalığı olanlarda hafta içi 2 günlük doz ve hafta sonu için 3 günlük doz ilacını yanında bulundurabilir)” kayıtlı olduğu cihetle “Oksibutinin Hidroklorür” etken maddesini içeren “Uropan tablet”in “oda ve koğuşuna verilmesinin” uygun olmadığı, bununla birlikte kişinin Uropan tablet isimli ilacı almış olduğunun kabulü halinde dahi kişinin ölümünün çoklu ilaç intoksikasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu dikkate alındığında ilacı almış olmasının ölüm üzerinde ne düzeyde etkisinin olduğunun bilinemediği, kişinin rahatsızlanmasından itibaren yapılan diğer tıbbi uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Öte yandan; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un bireysel başvuruyu düzenleyen dördüncü bölümünde yer alan 45. maddesinde, herkesin, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği düzenlenmiş; 46. maddesinde, bireysel başvuru hakkına, ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin sahip olduğu belirtilmiş; 50. maddesinde, tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderileceği, yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkemenin, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde karar vereceği; 66. maddesinde ise, Mahkeme kararlarının kesin olduğu ve Mahkeme kararlarının devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Davacılar tarafından; yakınlarının ceza infaz kurumu görevlilerince darbedildiği, ellerine ve ayaklarına ters kelepçe takılı vaziyette bir odada tutulduğu ve bu olaylarla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağının; yaşamı korumak için gerekli tedbirlerin alınmaması sonucunda yakınlarının çoklu ilaç zehirlenmesi ve gelişen yeni sorunlar sebebiyle ölmesi ve bu ölümle ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle de yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarıyla Anayasa Mahkemesine yapılan 2014/16947 sayılı bireysel başvuru sonucu verilen 22/02/2018 tarihli kararda, …’un altı saati aşkın bir süreyle elleri ve ayakları kelepçeli olarak gözetim odasında tutulması ile ilgili olarak; süngerli odanın, niteliği itibarıyla tutuklu ve hükümlülerin kendilerine ve başkalarına zarar vermesini engellemek amacıyla tek başlarına geçici olarak tutuldukları bir oda olduğu, somut olayda kendisine ve başkalarına zarar vermesinin engellenmesi amacıyla …’un bu odaya konulduğu, bu tedbirin tek başına herhangi bir kötü muamele olarak nitelendirilmesi mümkün değil ise de kişinin bu odada yaklaşık altı saat ayakları ve elleri arkadan kelepçeli bir şekilde tutulmasının, kendisine ve başkasına süngerli odada zarar verme olasılığı olmayan …’a bir nevi bedensel ceza verildiği algısını oluşturduğu, kişinin saldırganlığa devam ettiğine dair Ceza İnfaz Kurumunca yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığı, …’un süngerli odada altı saati aşkın bir süre ayaklarından ve elleri arkasından kelepçeli olarak tutulması ve otopsi raporunda tespit edilen yaralanmaları dikkate alındığında müdahalenin yoğun maddi ve manevi ızdırap doğurabileceğinden “eziyet” kapsamında nitelendirilmesinin mümkün görüldüğü gerekçesiyle davalı idarece işkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. (… ve diğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018, § 23)
Aynı kararda; koğuşta bulundurulması yasak olmasına rağmen “obsibutinin hidroklorür” etken maddesi içeren Üropan isimli ilacı …’un koğuşunda bulundurabildiği, kişinin fazlaca içtiği ilaçların etkisiyle kendi kendine konuşması, küfürler etmesi ve koğuşta bulunan diğer tutuklu ve hükümlülerle tartışması nedeniyle 11/08/2012 tarihinde saat 02.10 sıralarında infaz koruma memurlarından yardım istendiği ve …’un akşamdan beri fazlaca ilaç alması nedeniyle o vaziyete olduğunun infaz koruma memurlarına söylendiği, neticede kişinin çoklu ilaç zehirlenmesi ve gelişen yeni sorunlar yüzünden vefat ettiği de dikkate alındığında, yetkililerin, …’un aldığı ilaçlar nedeniyle hayatının tehlikeye girebileceğini bilebilecek durumda olduğu, somut olayın koşullarında …’un sağlığının korunması açısından yetkililer tarafından gerekli önleyici tedbirlerin alınması gerektiği, yetkililerin …’un fazlaca ilaç aldığını ve aldığı ilaçların etkisiyle agresif tavırlar sergilediğini bilmelerine rağmen altı saati aşkın bir süre ayakları ve elleri arkadan kelepçeli şekilde müşahade odasında tutulduğu, ilaçların etkisiyle zehirlenebileceği ve yaşamının tehlikeye girebileceği açık olan …’un hastaneye götürülmediği ve çoğunlukla müşahade odasının camından bakılmak suretiyle kontrol edildiği, …’un uyur vaziyette görünmesinin uyumadan başka bir sebeple de olabileceğinin değerlendirilmediği, kişinin neticede çoklu ilaç zehirlenmesi ve gelişen yeni sorunlar yüzünden vefat ettiği, ölüme giden süreçteki hataların, basit bir muhakeme hatası veya ihmal olarak nitelendirilemeyeceği gibi somut olayın koşullarında …’un sağlığının korunması için öncelikler ve kaynaklar ölçüsünde gerekli önleyeci tedbirlerin alındığından da söz edilemeyeceği gerekçeleriyle davalı idarece yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. (… ve diğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018, § 27)
Anayasa Mahkemesince; davacılara, yakınlarının yaşam hakkının ihlal edilmesi nedeniyle müştereken 44.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Bu durumda; Anayasa Mahkemesince verilen kararda belirtildiği üzere, davacıların yakını …’un Ceza İnfaz Kurumunda bulunan müşahade odasında 6 saat boyunca gerekli olmadığı halde elleri ve ayakları kelepçeli olarak tutulmasının işkence ve kötü muamele yasağına; infaz koruma memurlarınca fazla sayıda ilaç aldığının, ilaçların etkisiyle zehirlenebileceğinin ve hayatının tehlikeye girebileceğinin bilinmesine rağmen hastaneye götürülmemesinin yaşam hakkının korunması yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, söz konusu aykırılıkların davalı idare için hizmet kusuru oluşturduğu anlaşılmakla, davacılardan …’da oluştuğu ileri sürülen maddi zararın kusur sorumluluğu ilkesi kapsamında davalı idarece tazmini gerekmektedir.
Bu itibarla; davacılardan …’un maddi tazminat isteminin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktdır.
B) İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
İdare Mahkemesince, her ne kadar oda ve koğuşa verilmesi uygun olmayan Üropan tablet isimli (oksibutinin içeren) ilacın …’a cezaevi idaresi tarafından verilmesi ve olay sırasında söz konusu ilaçtan kişinin fazla miktarda içtiğinin ceza infaz kurumu yetkililerine bildirilmesine rağmen bu konuda müdahalede bulunulmaması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacılara toplam 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi yolunda hüküm kurulmuşsa da; yukarıda aktarılan gerekçelerle davalı idarenin ihlal ettiği anayasal ilkelerin manevi zararlar açısından da hizmet kusuru oluşturduğu, ayrıca manevi tazminat miktarı belirlenirken Anayasa Mahkemesince davacılara manevi tazminat ödenmesine karar verildiği hususları göz önünde bulundurularak İdare Mahkemesince manevi tazminat istemleri hakkında yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar ve davalı idarenin temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.