Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/2419 E. , 2021/5553 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2419
Karar No : 2021/5553
DAVACI : … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 31/12/2015 tarih ve 29579 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2016 Yılı Tarifesi” ile bu Tarifenin dayanağı olan “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik”in 8. maddesinin 1. fıkrasının, 9. maddesinin ve 10. maddesinin 11. fıkrasının iptaline karar verilmesi ile bu düzenlemelerin yasal dayanağını oluşturan 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13. maddesi hükmünün iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Dava konusu Tarifede yer alan ücretlerin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin çok altında belirlendiği, 2016 yılı için Tarifedeki artış oranlarının yetersiz olup, Tarifede yer alan ücretlerin, her geçen yıl günümüzün ekonomik koşulları karşısında eridiği ve bu durumun sürdürülemez bir hal aldığı, Tarifede belirlenen ücretlerin brüt olduğu ve yasal kesintiler yapıldıktan sonra görev yapan avukatın eline geçen kazancın daha da azaldığına ilişkin hususların Tarife hazırlanırken değerlendirilmediği, dava konusu Tarifede belirlenen ücretlerin verilen emeğin karşılığı olmadığı, Anayasada yer alan eşitlik ilkesine ve angarya yasağına aykırılık teşkil ettiği, Tarife ile birlikte dayanağı Yönetmelik hükümlerinin de iptaline karar verilmesi ve ayrıca iptali istenen düzenlemelerin yasal dayanağı olan 5320 sayılı Kanun’un 13. maddesinin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurularak iptalinin istenilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Adalet Bakanlığı tarafından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde yer alan ve avukatlık sözleşmesindeki avukatlık ücretini düzenleyen hükmün, avukat ile iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenlediği, ceza muhakemesi bağlamında kamusal bir sorumluluğu bulunan müdafinin görevlendirilmesi bakımından bu hükmün işlerlik kazanamayacağı ve müdafi görevlendirilmesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13. maddesi uyarınca hazırlanan yönetmelik ve bu mevzuata göre belirlenen tarifenin geçerli olacağı, görevlendirilen müdafinin kamusal bir görev üstlendiği, bu nedenle avukatlık asgari ücret tarifesinden farklı bir ücret belirlenmesinin, Anayasada öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı, 2016 yılı Ücret Tarifesinin, Anayasanın 10. ve 18. maddelerine aykırı olmadığı gibi, diğer yönlerden de hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, CMK Ücret Tarifelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesi ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13. maddesi uyarınca, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrı olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından hazırlandığı, anılan Kanun hükümleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre özel nitelikte düzenlemeler getirildiğinden 1136 sayılı Kanun’un 168. maddesine ve Anayasaya aykırı bir durumun mevcut olmadığı, diğer yandan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 30. maddesindeki hüküm göz önünde tutularak bütçe imkanları dikkate alınmak suretiyle Tarifenin hazırlandığı, bu nedenlerle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 31.12.2015 günlü, 29579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2016 Yılı Tarifesi ile bu tarifeye dayanak alınan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8’inci maddesinin 1’inci fıkrasının, 9’uncu maddesinin ve 10’uncu maddesinin 11’inci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
T.C. Anayasasının (Anayasa) 124’üncü maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, Yönetmelikle yapılan düzenlemenin üst normlara ve hukuka uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Buna göre;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişik 150’nci maddesinde; “Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
Müdafi bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5560 sayılı Kanunla değişik 13’üncü maddesinde de; “Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır.
Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” kuralı getirilmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerine dayanılarak, 2.3.2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” Adalet Bakanlığınca; bu Yönetmelik uyarınca müdafi ve vekillere 2016 yılında ödenecek ücretlerin tespitine ilişkin “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2016 Yılı Tarifesi” Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Yönetmelikle, genel itibarıyla müdafii/vekili olmayıp da müdafi veya vekil atama isteminde bulunan ya da zorunlu müdafilik uygulamasına tâbi tutulan şüpheli/sanık ile mağdur/müşteki ya da müdahilin söz konusu kamu hizmetinden yararlanmasına ilişkin kuralların yanında; müdafi ve vekillerin, görevlendirilmeleri ile hak kazandıkları ücretin kapsamı ve ödeme şekillerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; 2016 Yılı Tarifesinde de, Yönetmelik uyarınca görevlendirilecek müdafi ve vekillere 2016 yılında yapacakları hukuki yardımlar karşılığı ödenecek ücretler tespit edilmiştir. Bu haliyle dava konusu düzenlemelerde kamu yararına, hizmetin gereklerine ve dayanılan üst norma aykırılık görülmemiştir.
Her ne kadar davacı Baro Başkanlığı tarafından, dava konusu Tarifede belirlenen miktarların avukatlık asgari ücret tarifesinde yer alan tutarlarla eşitlenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun, 5560 sayılı Kanunla değişik 13’üncü maddesinde, müdafi ve vekile ödenecek ücretin, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirleneceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alındıktan sonra yapılan değerlendirme sonucunda müdafi ve vekillere Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak, yapılacak ödemelere ilişkin hususları düzenleyen dava konusu düzenlemede ve buna dayanak alınan Yönetmelik hükümlerinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2016 Yılı Tarifesi, 31/12/2015 tarih ve 29579 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/01/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Davacı tarafından anılan Tarifenin ve bu Tarifenin dayanağı olan “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının, 9. maddesinin ve 10. maddesinin 11. fıkrasının iptaline karar verilmesi ve bu düzenlemelerin yasal dayanağını oluşturan 5320 sayılı Kanun’un 13. maddesi hükmünün iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasaya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Dava konusu Yönetmelik maddeleri ve Tarifenin dayanağını oluşturan 5320 sayılı Kanun’un 13. maddesi hükmünün Anayasaya aykırı olduğu iddiasının hukuki temeli ve gerekçesi bulunmadığı anlaşılmakla, itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına dair davacı istemi ciddi görülmemiştir.
İlgili Mevzuat:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, 5560 sayılı Kanun’la değişik “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesinde, “Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne; 156. maddesinde, “150. maddede yazılı olan hâllerde, müdafi; a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine, b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine, Baro tarafından görevlendirilir.” hükmüne yer verilmiş; “Mağdur ile şikayetçinin hakları” başlıklı 234. maddesinin, 5793 sayılı Kanunla değişik halinde, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme, mağdur ve şikayetçinin hakları arasında sayılmış;
“Katılanın hakları” başlıklı 239. maddesinin, 5793 sayılı Kanunla değişik halinde de, “(1) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir. (2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.” hükümleri yer almıştır.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un, 5560 sayılı Kanunla değişik 13. maddesinde ise, “Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır.
Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükümleri bulunmaktadır.
Yukarıda aktarılan kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 02/03/2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in “Ücret” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, “Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafi veya vekile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak hazırlanacak “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife” gereğince ödenecek meblâğ Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanır.” kuralı; “Tarife” başlıklı 9. maddesinde, “Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafi veya vekile ödenecek meblâğ, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından her yıl Aralık ayında hazırlanan ve 1 Ocak tarihinden geçerli olmak üzere düzenlenen Tarifede gösterilir. Tarife ayrıca Resmî Gazete’de yayımlanır.” kuralı; 10. maddesinin 11. fıkrasında, “Müdafi veya vekillik ücretinin belirlenmesinde ücrete hak kazanılan hukukî yardımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Tarife esas alınır.” kuralı yer almaktadır.
5320 sayılı Kanun’un 13. maddesine istinaden hazırlanan dava konusu Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2016 Yılı Tarifesi’nin 1. maddesinde, Tarifenin amacı; 2. maddesinde, kapsamı; 3. maddesinde ise dayanağı belirtildikten sonra, “Tarife” başlıklı 4. maddesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince yapılan hukuki yardımlara yönelik işlemlerde; soruşturma evresinde ve sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler ile asliye ceza mahkemelerinde, ağır ceza mahkemelerinde, çocuk mahkemelerinde, çocuk ağır ceza mahkemelerinde, (mülga) askeri mahkemelerde ve icra ceza, fikrî ve sınaî haklar ceza mahkemesi ile infaz hâkimliklerinde takip edilen davalar ile kanun yolu aşamasındaki duruşmalı davalar için 2016 yılında ödenecek ücretlere yer verilmiştir.
Dava Konusu Düzenlemelerin İncelenmesi:
Anayasa’nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin, ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda aktarılan Kanun hükümleri ile adil yargılanma hakkının önemi gözetilerek, ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında avukat aracılığıyla bu haklarını kullanamayacak olan veya suçun niteliğine ve cezanın ağırlığına bağlı olarak kendisine avukat belirlemesi beklenmeksizin bir avukatın hukuki yardımından faydalanmasında yarar görülen şüpheli ve sanık için müdafinin; mağdur / şikayetçi / katılan için vekilin, soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine baro tarafından görevlendirilmesi olanağı tanınmış; tevdi edilen bu görevlerin kamusal niteliği göz önünde bulundurularak, hizmetleri karşılığında müdafi ve vekillere ödenecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten karşılanacağı, bu nedenle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak tespit edileceği ve yargılama giderlerinden sayılarak yargılama sonucu haksız çıkan tarafa yükletileceği öngörülmüştür.
Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in iptali istenilen maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekillere, bu hizmetlerinin karşılığında ödenecek ücretin karşılanacağı ödenek, ücrete esas alınacak tarife ve ödemeye ilişkin diğer esaslar düzenlenmiştir.
Anılan Yönetmeliğin, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine dayanılarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarıldığı, dolayısıyla yetki ve şekil yönünden hukuka uygun olduğu; ayrıca getirilen kuralların üst norm olan kanun hükümlerine uygun olarak düzenlendiği görülmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine görevlendirilen müdafi veya vekillere ödenecek meblağları belirlemek amacıyla hazırlanan dava konusu “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2016 Yılı Tarifesi”nin de Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca hazırlanıp yürürlüğe konulduğu, dolayısıyla yetki ve şekil yönünden hukuka uygun olduğu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak düzenlenmesinin 5320 sayılı Kanunun 13. maddesiyle verilen açık yetkiye dayandığı; ayrıca görevin kamusal niteliği ve ücretlerin avans mahiyetinde Devlet bütçesinden karşılandığı gözetilerek, sunulan hukuki yardıma uygun, makul düzeyde (maliyet hesabı üzerine çıkılarak hizmet payını da içerecek şekilde) belirlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinde ve Tarifede hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda ayrıntısı gösterilen … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.