Danıştay Kararı 10. Daire 2016/2538 E. 2021/6104 K. 08.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/2538 E.  ,  2021/6104 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2538
Karar No : 2021/6104

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : … Vakfı adına
1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Valiliği / …

İSTEMİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Vakfının galle fazlasına ve sükna hakkına müstehak vakıf evlâdı …’nun mirasçıları olan davacılar tarafından, Vakıf adına kayıtlı Mardin ili, Artuklu ilçesi, … Mahallesinde bulunan, …ada, …parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan kargir ev niteliğindeki yapının, idarece gerçekleştirilen kazı ve alt yapı çalışmaları sırasında hasar gördüğü ileri sürülerek, oluşan zararlara karşılık olarak 50.000,00 TL maddi tazminatın taşınmazın zarar gördüğü tarihten itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; davanın doğru hasım olan Mardin Valiliği husumetiyle görülmesi gerektiği gerekçesiyle Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Artuklu Belediye Başkanlığının hasım mevkinden çıkarıldığı, davacıların talebi üzerine taşınmaz ile ilgili olarak Mardin Belediye Başkanlığınca tutulan 31/01/2013 tarihli tutanakta alt yapı çalışmaları nedeniyle sokaktan sızan yağmur sularının yaptığı tahribattan bahsedilmiş ise de, aynı tutanakta taşınmazın uzun süreli bakımsızlıktan dolayı içinde ve dışında statik çatlaklar oluştuğu, yoğun yağış nedeniyle batı kanadının yıkıldığı yönünde tespitlere de yer verildiği, yine Mardin İli Kalkındırma ve Köylere Hizmet Götürme Birliğinin …tarih ve …sayılı yazısında da, uzun süreli bakımsızlıktan dolayı bina içinde ve dışında dikey çatlaklar oluştuğu, bu çatlaklardan yağan yağmur ve karın girmesiyle yapının statik yönden zayıfladığı, ayrıca takriben 80-100 yıllık olması nedeniyle yığma olarak inşa edilen yapıda harç ve derzlerdeki malzemenin bağlayıcı özelliğini kaybettiği yönünde tespitlerde bulunulması karşısında, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı; kaldı ki Mardin gibi çok fazla yağış almayan ve zemin yapısı kayalık olan bir bölgede, bir binanın tek bir mevsimde sızan yağmur sularından dolayı yıkıldığının kabulünün de hayatın olağan akışına aykırı olduğu; öte yandan, taşınmazın gördüğü ileri sürülen zarara ilişkin olarak davacılar tarafından herhangi bir tespit davasının da açılmaması karşısında, olayın üzerinden geçen zaman dikkate alındığında, olay yerinde yapılacak keşfin sağlıklı sonuç vermesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, idarenin gerek hizmet kusuru ilkesine, gerekse kusursuz sorumluluk ilkesine dayalı olarak sorumluluğundan söz etmeye olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; taşınmazın yıkılması sonucu meydana gelen zararların idari faaliyet nedeniyle oluştuğu, Mahkeme kararında da atıfta bulunulan 31/01/2013 tarihli raporda bu husus ortaya konulmasına rağmen Mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
1971 yılında mazbut vakıflar arasına alınmış olan … Vakfının evladı olduğu ve Vakfın sükna ve galle fazlasından yararlanmaya hak kazandığı …Asliye Hukuk Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla tespit edilen …’nun mirasçıları olan davacılar tarafından, Vakfa ait Mardin ili, Artuklu ilçesi, … Mahallesinde bulunan, …ada, …parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan kargir ev niteliğindeki yapının, arka ve yan tarafında yapılan alt yapı, kazı, restorasyon gibi çalışmalar süresince sızan yağmur sularının yaptığı tahribat nedeniyle yıkıldığı ve kullanılamaz hale geldiği ileri sürülerek oluşan zararın tazmini için …. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat davasında, tazmini istenen zararın idari eylemden doğması karşısında, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği gerekçesiyle …tarih ve E:…, K:…sayılı görevsizlik kararının verilmesi üzerine 21/01/2014 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
a) Vakıflara İlişkin Mevzuat:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinde, vakıflar, “gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları” olarak tanımlanmıştır.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, vakıflar, “mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflar” olarak türlere ayrılmış olup; mazbut vakıfların, “bu Kanun uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları” ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.
5737 sayılı Kanun’un “Yönetim ve temsil şekli” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, mazbut vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetileceği ve temsil edileceği; “Vakıf kültür varlıklarının, tespiti, tescili ve yaşatılması” başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, vakıflara ait yurt içi ve yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tespiti, envanterinin çıkarılması, tescili, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait olanların korunması, mülkiyeti el değiştirmiş vakıf kültür varlıkları ile koruma alanlarının kamulaştırılması, değerlendirilmesi, onarımı, restorasyonu ve gerektiğinde yeniden inşasının Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütüleceği hükümleri bulunmaktadır.

b) İdari Yargılama Usulüne İlişkin Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fkrasının (b) bendinde, tam yargı davaları, idari eylem veya işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında ehliyet yönünden; (f) bendinde de, husumet yönünden incelenmesi gerektiği; aynı maddenin 6. fıkrasında, dilekçeler üzerinde yapılan ilk inceleme konularına ilişkin bir noksanlığın sonradan tespiti halinde de davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davanın ehliyetsiz kişi veya kişilerce açılması halinde reddine; (c) bendinde ise, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kökü İslam hukukuna dayanan ve bir sosyal yardım kurumu olan vakıflar, bir mülkün menfaatlerinin sosyal ve kültürel hizmetlere tahsis edilmek üzere özel mülkiyetten çıkarılarak temlik ve temellükten yasaklanmak suretiyle kamu yararına özgülenmesini ifade etmektedir.
Günümüzde vakıf kurulabilmesi, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre mümkün olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan vakıflara da, tarihten gelen özellikleri, kuruluş irade ve amaçları ile vakıf senetlerindeki koşullar gereği korunmaları ve sürekliliklerinin sağlanması hususları gözetilerek, Vakıflar Kanunu kapsamında yer verilmiş ve mazbut vakıflar, mülhak vakıflar, cemaat vakıfları, esnaf vakıfları ve yeni vakıfların yönetimi, faaliyetleri ve denetimi, yurt içi ve yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tescili, muhafazası, onarımı ve yaşatılması, vakıf varlıklarının ekonomik şekilde işletilmesi ve değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslar, Vakıflar Kanunu’nda düzenlenmiştir. (AYM,E.2013/70, K.2013/166, 26/12/2013, § 2) Mazbut vakıflar, fiili ve hukuki sebeplerle Devletin el koyduğu, idaresi bir makama ya da vakfedenlerin fer’ilerinden başkalarına bırakıldığı, fiilen hayri bir hizmeti kalmadığı için Vakıflar Genel Müdürlüğünün vesayeti altına alınan, özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiler olduklarından, bu vakıfların yönetim ve temsilleri, hukuki statülerinin korunarak yaşatılmaları amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğüne bırakılmıştır. (AYM, E.2013/70, K.2013/166, 26/12/2013, § 4)
Mazbut vakıfların taşınmaz varlıklarını koruyucu nitelikteki düzenlemeler, mazbut vakıfların vakfedenlerin fer’ilerinin mütevelliliğinde değil de, bir kamu idaresinin yönetimi altında bulunması nedeniyle bu vakıfların kanun koyucu tarafından özel olarak korunması ve bu suretle mazbut vakıfların yaşatılması ve vakıf amaçlarına ulaşılması amacını gütmektedir. Kanun koyucu, gerçek kişilerce yönetilmeyen mazbut vakıflara bir anlamda sahip çıkmakta, özel bir koruma sağlamaktadır. (AYM, E.2013/70, K.2013/166, 26/12/2013, § 5)
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre; özel hukuk tüzel kişisi olarak hukuki kimlik taşıyan vakıflar, Vakıflar Kanunu’nda belirtildiği üzere mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflar olarak türlere ayrılmış olup, mazbut vakıfların, Anayasa Mahkemesinin aktarılan kararında belirtilen sebeplerle, yaşatılması ve amacına ulaşması için Vakıflar Genel Müdürlüğünün vesayetine yasa koyucu tarafından bırakılarak temsili ve yönetimi Genel Müdürlüğe verilmiştir.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacıların, mazbut vakıf statüsünde olan … Vakfı evladı olarak galle (gelir) ve sükna hakkı sahibi olan …’nun murisleri olduğu, vakıf malı olan kargir yapı niteliğindeki taşınmazın alt yapı, kazı ve restorasyon gibi çalışmalar sebebiyle yıkılarak zarar gördüğünü ileri sürerek, dosya içerisinde bulunan Mardin 1. Noterince düzenlenmiş …tarih ve …yevmiye sayılı vekaletname ile mazbut vakıf statüsünde olan … Vakfı adına dava açmaya Av. ……’yi vekil tayin ettikleri, bakılan davanın ise söz konusu Vakıf adına açıldığı görülmüştür.
Buna göre, mazbut vakıf olan … Vakfının temsil yetkisinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olması nedeniyle, Vakfı temsil yetkisi olmayıp, yalnızca vakıf evladı murisleri olarak vakfın mallarından ve gelirlerinden, yasaların imkan verdiği ölçüde yararlanma hakkı olan kişilerce (… ve …) yetkilendirilen vekil tarafından açılan davanın esasının incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, vakıf evladı olarak galle ve sükna hakkı sahibi kişinin mirasçıları olan … ve …’nun, Vakıf adına kayıtlı, Mardin ili, Artuklu ilçesi, … Mahallesinde bulunan, …ada, …parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan kargir ev niteliğindeki yapının yıkılması neticesinde oluşan özel nitelikteki zararlarının tazmini için idari yargı yerinde kendi adlarına dava açabilecekleri açıktır.
Bu durumda; ehliyete ilişkin olarak aktarılan sorunların giderilmesini teminen İdare Mahkemesince öncelikle ara kararıyla davanın kimin / kimlerin adına açıldığının, vakıf evladı …’nun varisleri olan … ve …’na sorulmak suretiyle netleştirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. ve 15. maddelerinde; mahkemece, dava dilekçesinin ilk inceleme sırasında “husumet” yönünden inceleneceği, davanın yanlış hasımla açıldığının ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her aşamasında gerçek davalının hasım mevkine alınması suretiyle dava dilekçesinin bu idareye tebliğ edileceği kurala bağlanmış olup; anılan kurallar ile kamu idarelerinin görev, yetki ve sorumluluklarının sayısız mevzuat hükmüyle düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davacılar tarafından, menfaatini ya da hakkını ihlal eden işlemi/eylemi yapan veya hareketsiz kalıp yapmayan idarenin (gerçek hasmın) tespit edilmesindeki güçlük gözetilerek davacıların iddialarının salt yanlış hasım nedeniyle dinlenilmeksizin reddolunmaması, başka bir ifadeyle idari işlem veya eylemin hukukilik denetimine tabi tutulması, böylece Hukuk Devleti ilkesinin tesis edilmesi amaçlanmıştır.
Anılan kurallarda, idari dava türleri bakımından bir ayrıma gidilmemiş, daha açık bir anlatımla, idari davanın iptal, tam yargı veya idari sözleşmeden doğan uyuşmazlık nedeniyle açılmış olması noktasında farklı bir hüküm sevk edilmemiş, bu suretle husumetin düzeltilmesine yönelik kuralın bütün idari davalarda uygulanacağı kabul edilmiştir.
Aynı kuralın, idari yargı mercilerine, yanlış hasmın husumetten çıkarılması yetkisini de verdiği Danıştayın yerleşik içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Zira, dava dilekçesinin “gerçek hasma tebliğine” karar verilmesi, yanlış gösterilen hasmın hasım mevkinden çıkarılması ile mümkündür.
Bu itibarla, tam yargı davalarında da, mahkemelerce gerçek hasmın tespit edilmesi üzerine dilekçede gösterilen yanlış hasmın husumetten çıkarılıp tespit edilen gerçek davalının husumete alınmasına ve dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğ edilmesine karar verilebileceği açıktır.
Dava dilekçesinde; Belediye ve Valilik tarafından alınan kararların uygulanması esnasında dava konusu taşınmaza zarar verildiği belirtilerek Mardin Belediye Başkanlığının ve Mardin Valiliği’nin hasım olarak gösterildiği, Mahkemenin 09/05/2014 tarihli hasım düzeltme kararı ile 6360 sayılı Kanun gereği Mardin Belediye Başkanlığı hasım mevkinden çıkarılarak Mardin Valiliği yanında Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve Artuklu Belediye Başkanlığının hasım mevkine alındığı, anılan idarelerin Mahkemece temyize konu nihai kararın verildiği tarihe kadarki yargılama aşamasında davalı konumunda bulunarak davayı takip ettikleri anlaşılmakta olup; adı geçen Belediyelerin, ancak nihai karar aşamasında sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmasının, bu davalılar yönünden davanın reddi yolunda karar verilmesini gerektireceğinin, husumetten çıkarılmaları sonucunu doğurmayacağının kabulü gerekmektedir.
Aksi yorum, adı geçen Belediyelerin nihai karar aşamasına kadar davayı takip etmesinden kaynaklanan hak ve yükümlüklerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri vs.) akıbeti hakkında da boşluk oluşması suretiyle sorun çıkmasına neden olabilecektir.
Bu durumda, Mahkemece, davalılar Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Artuklu Belediye Başkanlığı yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan Belediyelerin nihai karar aşamasında husumetten çıkarılmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Son olarak, İdare Mahkemesince yukarıda aktarılan usuli sorunların giderilmesinin ardından, uyuşmazlığın esasına ilişkin yapılacak yargılamada, Vakıf malı olan taşınmazın ne zaman yıkıldığı, yıkılmadan önce taşınmaz yakınlarında iddia edildiği üzere alt yapı, kazı ve restorasyon çalışmalarının yapılıp yapılmadığı ve söz konusu çalışmaların hangi idare veya idarelerce yerine getirildiği, Mardin İli Kalkındırma ve Köylere Hizmet Götürme Birliğinin 25/02/2013 tarihli yazısında belirtildiği gibi alt yapı çalışmalarının iş makinesi kullanılmaksızın elle mi gerçekleştirildiği hususlarının tespit edilmesi ve zarara neden olan eylemin araştırılması suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …. İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.