Danıştay Kararı 10. Daire 2017/2201 E. 2021/5387 K. 09.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/2201 E.  ,  2021/5387 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2017/2201

Karar No : 2021/5387

DAVACI : … Odası

VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :

24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;

– 6. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici 1. maddedeki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresinin,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün 4. bölümündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına, anılan bölüme 4.18.14 maddesi eklenmesine ilişkin kısımlarının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Tüm araçların imalatları, tadilatları, LPG, CNG ve LNG’ye dönüşümleri ve güvenlikli kullanımları makine mühendisliği disiplinine girdiğinden, makine mühendislerinin mesleki uygulama alanı olduğundan ve bu sürecin hemen hemen her aşaması makine mühendislerinin mesleki faaliyetini gerektirdiğinden, tüm bu mekanizmanın mesleki, bilimsel ve teknik yönünün 6235 sayılı Kanun uyarınca yetki ve görev alanlarını ilgilendirdiği; yıllardır, araçların imalat ve tadilatında çalışan üyelerine eğitimler vererek bu konuda yetki belgesi düzenledikleri, tadilat bürolarını tescil ettikleri, SMM Büro Tescil Belgesi düzenledikleri ve bu firmaların sundukları hizmetlerin mesleki kurallara ve standartlara uygunluğunun denetim, takip ve kontrolünü yaptıkları; LPG/CNG dönüşümü yapılan araçlar için mevzuat uyarınca trafiğe tescil işlemlerinde aranan montaj tespit raporunu onayladıkları ve gaz sızdırmazlık raporu düzenledikleri, araçların periyodik muayeneleri öncesinde gaz sızdırmazlık raporu düzenledikleri, yasal kuruluş amaçları ve motorlu araçlara ilişkin rolü göz önüne alındığında dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen hükümlerinin kendilerini doğrudan ilgilendirdiği, araç dönüşümü alanını düzenleyen AİTM Yönetmeliğinde yıllardan beri yapılan düzenleme ve değişikliklerle Yönetmeliğin temel amacı olan trafik güvenliğini sağlamaktan uzaklaşıldığı, 11/03/1998 tarihli protokol ile imalat yeterlilik belgesi ve mühendis yetki belgesi verilmesi konusunda kendilerine yetki devri yapılarak LPG dönüşüm alanındaki ilk kamusal uygulamaların başlatıldığı; 2000’li yıllarda konuyu dönüşüm firmalarına ve araç sahiplerinin inisiyatifine bırakan uygulamalar yapılması nedeniyle LPG’li araç patlamalarının yaşanmaya başladığı; olumsuz durumların görülmesi üzerine 21/10/2004 tarihli AİTM Yönetmeliği yayımlanarak dönüşümlerin yetkili mühendislerce yapılması, dönüşüm firmalarının Oda’ya tescilli mühendislik firmaları olması, LPG sızdırmazlık kontrollerinin Makina Mühendisleri Odası, TSE ya da otomotiv ana bilim dalı olan üniversitelerce yapılması, montaj tespit raporlarının Makina Mühendisleri Odası tarafından onaylanması gibi alanın gereklerine uygun düzenlemeler yapıldığı; 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğinde de benzer düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen, Yönetmelikte zaman içinde yapılan değişikliklerle dönüşüm piyasasında yetkinliğin ve kamusal denetimin etkinliğinin ortadan kaldırıldığı; 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğinde 26/06/2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle yapılan değişiklikle, LPG sızdırmazlık kontrolleri ve montaj tespit raporu onayını yapacakların Bakanlığın yetkilendireceği kuruluş olarak değiştirildiği ve mevcut kuruluşların yetkilerinin kaldırıldığı, araç muayene istasyonlarının vereceği belgenin de sızdırmazlık raporu yerine geçeceğine yönelik düzenlemeler yapıldığı, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan AİTM Yönetmeliğinde mevcut olumsuz durum devam ettirilmekle birlikte dava konusu Yönetmelik değişiklikleriyle LPG dönüşüm piyasasında kamusal denetimin tamamen ortadan kaldırıldığı; LPG sızdırmazlık kontrolleri ve montaj tespit raporu konusunda görevlendirilmiş kuruluş uygulamasının tamamen kaldırıldığı, konunun montajı yapan firmanın ve araç sahibinin beyanı ve inisiyatifine bırakıldığı, denetimsiz firmaların yolunun açıldığı; kamusal denetimin … Odası gibi kamu idarelerinde olduğu dönemlerde LPG’li araç patlamalarında gözle görülür şekilde azalma yaşandığı; LPG sızdırmazlık kontrolleri ve montaj tespitlerinin, ne montajı yapan firmaca ne de araç muayene istasyonlarında kontrol edilebileceği, bu hususların yakıt sistemleri dönüşüm işlemlerinin tamamlayıcı parçası olduğu ve sürecin başından sonuna komplike bir denetim hizmeti olduğu; sızdırmazlık kontrolleri ve montaj tespitlerinin araç muayenesi safhasının değil dönüşüm safhasının parçaları olduğu, dönüşüm safhası Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yetki alanındayken araç muayenesi safhasının Ulaştırma Bakanlığının yetki alanında olduğu, bu nedenle bu kontrol ve tespitlerin araç muayene istasyonlarınca, aracın geçmişini ve dönüşüm hikâyesini bilmeden salt dedektörle gaz kaçağı kontrolü şeklinde yapılabileceğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı; bu alanda düzenleme yapma yetkisinin davalı idarede olması nedeniyle, anılan hususların araç muayenesi safhasında zaten kontrol edileceği gerekçesiyle dönüşüm firmasının ve araç sahibinin inisiyatifine bırakılmasının görev gereklerine uygun olmadığı, gaz sızdırmazlık kontrolünün dönüşüm safhası sonunda, muayene safhasının öncesinde yapılmasının, araç muayenesi safhasında ise buna ilişkin raporun olup olmadığının denetlenmesinin gerektiği, 19/11/2011 tarihli Genelge uyarınca LPG gaz sızdırmazlık raporu olmamasının hafif kusur olarak değerlendirildiği ve davalı idarenin düzenlemeleri ile birlikte LPG gaz sızdırmazlık kontrolünün fiilen ortadan kaldırıldığı; dava konusu Yönetmeliğin;

– 6. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici 1. maddedeki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresi yönünden, anılan ibare ile 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı, 01/01/2018 tarihinden sonra zorunlu olarak uygulanacağı düzenlenen değişikliklerin yakıt sistemi dönüşüm ve kontrol süreçlerine ve bu süreçlerdeki bazı uygulamalarda yetkili olanlarla yetki durumlarına ilişkin olduğu; düzenlemenin 01/01/2018 tarihine kadar yakıt sistemi dönüşüm ve kontrol süreçlerindeki uygulamalarda yetki karmaşası ve çifte standarda neden olacağı, değişikliklerin yürürlük tarihinin muhtemelen, değişiklikler öncesinde görevlendirilmiş olan kuruluşların 31/12/2017 tarihine kadar görevlendirilmiş olmaları nedeniyle ileriye bırakıldığı, ancak isteğe bağlı olarak bu tarihten önce de uygulanabileceği şeklindeki düzenlemenin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu; piyasadaki firmalarca ve diğer ilgililerce 01/01/2018 tarihi beklenmeksizin değişikliklerin derhal uygulanacağının açık olduğu; 25/04/2017 tarihli Bakanlık yazısı ile 31/12/2017 tarihine kadar LPG sızdırmazlık kontrolü yapmak ve raporu düzenlemek ile montaj tespit raporu düzenlemek konusunda görevlendirildikleri, bu konuya ilişkin çok sayıda personel istihdam ettikleri, dava konusu değişikliklerle bu konularda görevlendirilmiş kuruluşların devre dışı bırakıldığı, iptali istenen ibare ile yürürlüğün isteğe bağlı hale getirilmesi nedeniyle de Bakanlıkça yapılan görevlendirmenin hukuki bir anlamının kalmayacağı,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ündeki 4.1.5. maddesinde yapılan değişiklik yönünden, LPG’li araçların motor değişiklikleri ve yakıt sistemi tadilatlarında sızdırmazlık ve montaj tespit raporunun yenilenmesi hususunun kaldırıldığı, can ve mal güvenliği açısından oldukça önemli olan bu hususun araç sahibinin veya imalatçının inisiyatifine bırakılmaması gerektiği, mutlaka bağımsız, TS EN ISO/İEC 17020 standardı kapsamında akredite A Tipi Muayene Kuruluşları tarafından periyodik kontrolleri yapılarak anılan raporların yenilenmesi gerektiği, trafik güvenliğini sağlama amacına uygun olmayan değişikliğin iptal edilmesi gerektiği,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ündeki 4.18.4.1 maddesinde, 4.18.11 maddesinde yapılan değişiklikler ve 4.18.11.1 maddesinin yürürlükten kaldırılması yönünden, görevlendirilmiş kurum/kuruluş uygulamasının ve sızdırmazlık kontrollerinin kaldırılmasına ilişkin iptal gerekçeleriyle hukuki bağlantısı nedeniyle iptal edilmesi gerektiği,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ündeki 4.18.12 maddesinde yapılan değişiklik yönünden, sızdırmazlık kontrolü ve yapılan montajın tespit raporunun “yakıt sistemi montaj belgesi” adı altında, araç tadilatını yapan ya da yakıt sistemini dönüştüren dönüşüm firmalarının inisiyatifine bırakıldığı, yapılan dönüşümün sızdırıp sızdırmadığını kontrol eden ve montajın uygun olup olmadığını tespit eden firmanın dönüşümü yapan firmanın kendisinin olacağı, düzenleme ile kontrol ve denetimin olmadığı bir dönüşüm piyasasına neden olunacağı, can ve mal güvenliği açısından oldukça önemli olan bu hususun araç sahibinin veya imalatçının inisiyatifine bırakılmaması gerektiği, mutlaka bağımsız, TS EN ISO/İEC 17020 standardı kapsamında akredite A Tipi Muayene Kuruluşları tarafından periyodik kontrolleri yapılarak anılan raporların yenilenmesi gerektiği, trafik güvenliğini sağlama amacına uygun olmayan değişikliğin iptal edilmesi gerektiği,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’üne eklenen 4.18.14 maddesi yönünden, davalı idarenin 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen görev ve sorumluluklarına aykırı olduğu; düzenlemenin, Bakanlığın sanayi ürünlerinin denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, piyasa denetimi ve gözetimi gibi görevlerini karşılar nitelikte olmadığı; iptali istenen düzenlemenin, dava konusu Yönetmelikle araç tadilatı ve yakıt dönüşümü alanında kamusal denetimi ortadan kaldıran Bakanlığın, bunun sonucunda olabileceklerin sorumluluğunu üstlenmemesi anlamına geldiği,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünde yer alan 4.18.4 maddesinin yürürlükten kaldırılması yönünden, LPG sızdırmazlık kontrolleri ve montaj tespit raporu konusunda konularında Bakanlıkça görevlendirilmiş kurum ve kuruluş uygulamasının ve araçlardaki yakıt sistemi tadilatı ya da yakıt sistemi değişikliği sonrası yapılması gereken sızdırmazlık kontrollerinin tamamen kaldırılarak bu hususların tadilatçı firmanın ve diğer ilgililerin inisiyatifine bırakılmasının bir parçası olduğu; mutlaka bağımsız, TS EN ISO/İEC 17020 standardı kapsamında akredite A Tipi Muayene Kuruluşları tarafından periyodik kontrolleri yapılarak sızdırmazlık ve montaj tespit raporu düzenlenmesi gerektiği; trafik güvenliğini sağlama amacına uygun olmayan değişikliğin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :

Usul yönünden; davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı incelenerek süresinde açılmamış ise öncelikle süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği,

Esas yönünden; 2918 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile verilen yetki uyarınca karayollarında kullanılmak üzere tasarlanmış araçların tip onayı yönetmelikleri ve buna bağlı diğer yönetmelik/tebliğlerin idarelerince yayımlanıp uygulandığı, bugüne kadar yaklaşık üç yüz adet ve on beş bin sayfa otomotiv tip onay mevzuatı yayımlandığı, 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca; karayollarında kullanılmak üzere tasarlanmış araçların üretimlerinde uyulması gereken teknik ve idari mevzuatın yayımı, uygulanması, araçların uygunluğunu belgeleme veya belgelendirilmesini sağlamakla görevli oldukları, 4703 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, ürünlere ilişkin teknik düzenlemelerin yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanacağının hüküm altına alındığı, günün teknolojik şartlarına uyum sağlanması ve uygulamada görülen aksaklıkların giderilmesi amacıyla 2008 tarihli Yönetmelikte revize yapılarak ve anılan maddelere dayanılarak 26/12/2016 tarihli AİTM Yönetmeliğinin yayımlandığı, yeni araçlarda veya kullanımdaki araçlarda sonradan yapılabilecek “yakıt sistemi tadilatı (LPG veya CNG dönüşümü)”, “motor tadilatı”, “aktarma organı tadilatı” vb. gibi yirmiden fazla tadilatın Yönetmeliğin Ek IV’ünde belirtildiği, dava konusu Yönetmelikle yapılan değişiklik öncesinde araç sahibinin; TSE’den LPG Seri Tadilat Tip Onay Belgesi ve Hizmet Yeterlilik Belgesi alan tadilatçı firmaya yaptığı başvuru üzerine, firmanın çalıştırdığı veya yetkilendirdiği (Makine Mühendisleri Odası’dan yetki belgesi almış) mühendis tarafından araca uygun proje çizilerek projeye uygun LPG montajı yapılması, Bakanlıkça görevlendirilen kuruluşça (TSE veya Makine Mühendisleri Odası) Montaj Tespit Raporu ve Gaz Sızdırmazlık Raporu düzenlenmesi ve 2918 sayılı Kanun gereği yapılan araç tadilat tespit muayenesi sonrasında tadilatın ruhsata işlenmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvurulması şeklinde bir sürecin işletildiği, ilk kez 03/03/1993 tarihli AİTM Yönetmeliği ile getirilen Gaz Sızdırmazlık Raporunun, … Odaı ve TSE tarafından araçta ilk defa LPG yakıt sistemi tadilatı yapıldığı zaman ve 2 yılda bir periyodik olarak, ilk kez 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliği ile getirilen Montaj Tespit Raporunun ise araçta ilk defa LPG yakıt sistemi tadilatı yapıldığı zaman bir defa düzenlenmekte olduğu, Ek IV’te belirtilen tüm tadilatlarda olduğu gibi; LPG tadilatında da montajın projesine ve AİTM Yönetmeliğine uygun olarak gerçekleştirilmesi yükümlülüğünün Yönetmeliğin 4/1-r, 7/1-d ve Ek IV 4.18.2.3 maddeleri gereğince tadilatı gerçekleştiren firma ve mühendise ait olduğu, Montaj Tespit Raporu ve Sızdırmazlık Raporu düzenlenmesine ilişkin aşamanın sadece LPG tadilatında bulunduğu, Yönetmeliğin Ek IV’ünde belirtilen diğer tadilatlarda anılan raporların alınmadığı ve mükerrer bir kontrol mekanizmasının bulunmadığı, 2918 sayılı Kanun’un 34. ve 35. maddeleri ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. ve 67. maddeleri uyarınca; araçta LPG yakıt sistemi tadilatı yapıldığı zaman aracın tadilat muayenesi için Ulaştırma Bakanlığı uhdesindeki Araç Muayene İstasyonlarına götürülmek zorunda olduğu ve araçların 2 yılda bir zorunlu periyodik muayeneye götürülmeleri gerektiği, bu muayenelerde LPG sisteminin gaz sızdırmazlık kontrollerinin de yapıldığı, idarelerince yayımlanan gaz sızdırmazlık kontrol listesinde yer alan hususlara benzer şekilde araç muayenesi esnasında kontrol yapıldığı, idarelerince görevlendirilen kurum/kuruluşlarca düzenlenen gaz sızdırmazlık raporunun bulunmamasının ise hafif kusur olarak değerlendirildiği, bu nedenle gaz sızdırmazlık raporunun mükerrerlik yarattığı, Ulaştırma Bakanlığınca araç muayenelerinde uygulanmak üzere yayımlanan güncel kusur tablosunun ilgili kısmı incelendiğinde, araç muayene istasyonlarında gaz sızdırmazlık kontrollerinin yanı sıra 28 madde başlığı altında LPG sistemine ilişkin önemli kontroller ve idarelerince görevlendirilen … Odası ve TSE tarafından yapılan kontroller ile mükerrerlik oluşturan başlıkların yer aldığının görüldüğü, böylece davacının iddiasının aksine kamusal denetimin ortadan kalkmadığı, araç muayenesinde yapılan kontroller ile AİTM Yönetmeliğinin 25. maddesi ile Ek IV 4.18.13 maddeleri gereğince idareleri ve TSE tarafından yapılan denetimlerin de bulunduğu, Ulaştırma Bakanlığı’nın 19/04/2016 tarihli yazısında; araç muayeneleri esnasında yapılan kontrollerde gaz sızdırmazlığı tespit edilen ve Gaz Sızdırmazlık Raporu olsa dahi muayenesi sonlandırılan araç sahiplerinin maddi ve manevi kayıplarına neden olunduğu ve gaz sızdırmazlık raporunun kısa bir süre içerisinde yapılan ölçüm ve kontrole dayalı olması nedeniyle muayene geçerlilik süresi olan 2 yıl içerisinde araçta gaz sızıntısı olmayacağını garanti etmediği hususlarının vurgulandığı, 11/06/2013 tarihli yazıda ise, LPG/CNG/LNG’li araçların muayene raporları üzerine regülatör ve yakıt tankının bilgilerinin yazılarak mevcut veri tabanına kaydedildiği, 01/01/2012-24/05/2013 tarihleri arasında gaz sızdırmazlık raporu olduğu halde gaz sızdırdığı tespit edilen 18.194 aracın muayenesinin tamamlanmadığı, yetkilendirilen kurum/kuruluşların (… Odası, TSE) gaz sızdırmazlık kontrollerinin araç muayene istasyonlarında yapıldığı, aynı tarihlerde muayeneye gelen 2.324.651 adet LPG/CNG’li aracın 1.383.083 adedinin gaz sızdırmazlık raporu olduğu hususlarının belirtildiği, 2015 yılında 4 milyon LPG’li aracın sadece 80 bine yakını için gaz sızdırmazlık raporu alındığı, dava dilekçesinde 2000-2005 yılları arasında yaşanan kazalar örnek gösterilirken BM/AEK Regülasyon 67 ve 115’in güncel hükümlerinden ve çağdaş uygulama örneklerinden bahsedilmediği, 2010 sonrası LPG’li araçlarda yaşanan kazalarda … Odası ve TSE’nin kontrollerinin etkisi olup olmadığı hakkında teknik ve bilimsel bir çalışma sunulmadığı, … Odası ve TSE’nin araç muayene istasyonları gibi tüm ülkeyi kapsayacak şekilde hizmet vermedikleri, birçok bölgede seyyar ve belirli günlerde hizmet verildiğinden veya bazı illerde hizmet verilmediğinden vatandaşa külfet oluşturduğu, bu konuda çok sayıda şikayet ve BİMER başvurusunun bulunduğu, gaz sızdırmazlık raporu olan bazı araçların tank ve LPG sisteminin toplam ağırlığı nedeniyle izin verilen azami yüklü ağırlığı geçtiğinin araç muayene istasyonlarınca tespiti üzerine yaklaşık on bin araç sahibinin mağdur olduğu, yine ısı kaynağı yerine LPG boruları yalıtılan binlerce aracın muayeneden döndüğü, AB otomotiv teknik mevzuatı ve 2014/45/EU direktifi uyarınca da gaz sızdırmazlık kontrollerinin araç muayenesinde yapıldığı, dava konusu Yönetmelik değişikliklerinin uluslararası otomotiv mevzuatı ve çağdaş uygulama örneklerine uygun olduğu, BM/AEK Regülasyon 115’in Ek 4’ünde gaz sızdırmazlık kontrollerinin montajı yapan firma tarafından yapılacağının belirtildiği, LPG’li araçların yaygın olduğu İtalya, Polonya, Rusya gibi ülkelerin de anılan regülasyonları uyguladığı, Regülasyon 115’ten yararlanılarak ve AİTM Yönetme-liği Ek IV 4.18.12 maddesine dayanılarak yayımlanan Genelge ekinde “LPG/CNG Yakıt Sistemi Montaj Belgesi” ve “LPG’li Araç Kontrol Formu”nun yer aldığı, anılan Genelge ve AİTM Yönetmeliğinin Ek IV 4.18.12 maddesi uyarınca, LPG yakıt sistemi montajı yapıldıktan sonra Yakıt Sistemi Montaj Belgesi düzenlenmesinin zorunlu olduğu ve bu belgenin LPG’li araç muayenesinde zorunlu olarak istenen belgeler arasında yer aldığı, bu nedenle montaj kontrollerinin yapılmasının inisiyatife bırakılmasının söz konusu olmadığı, LPG veya CNG dönüşümü yapacak firmaların TSE’den seri tadilat tip onay belgesi ve ilgili standardına göre hizmet yeterlilik belgeleri alması gerekmekte olup bu belgeler kapsamında ve AİTM Yönetmeliği madde 25 ve Ek IV 4.18.13 maddesi kapsamında piyasa gözetimi ve denetimlerinin yapıldığı, belirtilen hususlar ışığında LPG/CNG yakıt sistemi tadilatı ile ilgili olarak yeni bir uygulama modeline geçiş için düzenleme yapılması ihtiyacı doğduğu, dava konusu değişikliklerin LPG dönüşümü yapılan araçlarda bürokratik ve mükerrer işlemleri ortadan kaldırmak, araç sahiplerine yansıyan ek maliyetleri azaltmak ve büyük ölçüde zaman tasarrufu sağlamak amacıyla, uluslararası mevzuata ve çağdaş uygulama örneklerine uygun bir şekilde, kamu yararı gözetilerek yapıldığı, mevcut LPG’li araçlarda ve yeni LPG dönüşümü yapılacak araçlarda, araç muayenesi öncesinde gaz sızdırmazlık/montaj raporu almak için … Odası veya TSE’ye gidilmesine ve ilave ücret (araç başı 35 TL) ödenmesine gerek kalmadığı, para ve zaman tasarrufu sağlandığı, dava konusu Yönetmeliğin;

– 6. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici 1. maddedeki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresi yönünden, AİTM Yönetmeliğinin dava konusu değişiklik öncesindeki hali uyarınca gaz sızdırmazlık ve montaj tespit raporu düzenlemek üzere … Odası ve TSE’nin 31/12/2017 tarihine kadar görevlendirilmiş olması ve firmalar ile piyasanın yeni uygulama modeline kademeli olarak geçişinin sağlanması amacıyla 01/01/2018 tarihine kadar yaklaşık 5 aylık süre tanındığı, talep eden araç sahiplerinin ve LPG dönüşümü yapan firmaların yeni düzenlemeden değişiklikle birlikte faydalanabilmelerine de imkan tanındığı, 01/01/2018 tarihi itibarıyla yeni sisteme sorunsuz şekilde geçiş yapıldığı ve uygulamada da devam ettiği,

– 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’üne eklenen 4.18.14 maddesi yönünden, TSE’nin ve tadilatı yapan firmanın üstlerine düşen faaliyetleri yürütürken yaptıkları hatalı işlemin tesisinden doğan kusurlarından dolayı kusuru gerçekleştiren olarak sorumlu olduklarının belirtilmesinin amaçlandığı, Bakanlığın görevlendirmeden/yetkilendirmeden doğan ve Anayasa’da düzenlenen sorumluluğunun devam ettiğinin aşikar olduğu, bu konuda Bakanlığın sorumluluğunun Yönetmeliğin 6. maddesinin 4. fıkrasında, 25. maddesinde ve Ek IV’ün 4.18.13 maddesinde düzenlendiği, davacının bu madde yönünden hak ve menfaatinin bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ :.Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik’in Ek IV’üne eklenen 4.18.14 maddesinin iptaline; iptali istenen diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ :.Dava; 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6’ncı maddesi ile Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici Madde 1’deki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresi ile 7’nci maddesinin aynı Yönetmeliğin Ek IV’ündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.14 maddesinin eklenmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımlarının iptali istemiyle açılmıştır.

26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 8’inci maddesinin 5’inci fıkrasında “Bu Yönetmelik kapsamında yapılan tadilatlar, 2918 sayılı Kanunun 34’üncü maddesi hükümlerine tabidir.” hükmüne yer verilmiş olup; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 34’üncü maddesinde trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının ekonomik yapıları da, dikkate alınmak suretiyle belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edileceği, motorlu araçların muayenelerinin, yönetmelikte belirtilen süreler içinde yaptırılmasının zorunlu olduğu, üzerinde değişiklik yapılan araçların ayrıca özel muayenesinin zorunlu olduğu, bu muayenelerin öncelikle yapılacağı, özel muayene yaptırılması zorunlu olduğu halde yaptırılmamış araçların rafikten men edileceği ve en yakın muayene istasyonuna gönderileceği hükme bağlanmıştır. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30/k maddesinde de araçlar üzerinde Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte belirtilen şekillerde değişiklik yapılmış olması halinde, aracın muayenesinin yeniden yaptırılmasının zorunlu olduğu kuralına yer verilmiştir.

Ayrıca Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından araç muayenelerinde uygulanmak üzere yayımlanan güncel Kusur Tablosunda “Yakıt/gaz boruları/deposu, atık gaz” başlığında yirmi dokuz adet denetim noktasına yer verildiği, bunların yirmi iki adetinin ağır kusur olarak nitelendirildiği, dolayısıyla bunlar giderilmeksizin muayene işleminin tamamlanmış sayılmayacağı ve aracın trafiğe çıkamayacağı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün 4.18 sayılı yakıt sistemi tadilatına ilişkin kısmında, tadilatçı firmanın Bakanlıkça seri tadilat tip onayı vermek üzere görevlendirilen kuruluştan Seri Tadilat Tip Onayı ve Hizmet Yeterlilik Belgesi alması gerektiği, onay kuruluşu (Bakanlık) veya onay kuruluşunun görevlendirdiği kuruluştan yetki belgesi almış yetkili teknik sorumlululara çizdirilen tadilata ait projelerin onay kuruluşu veya görevlendirdiği kuruluşça onaylanacağı, LPG montajının Bakanlıkça yürütülen otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyette bulunabilmesi için Bakanlık veya Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluş tarafından tip onayı konularında eğitim alan ve/veya yapılan sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkilendirilen mühendis olan yetkili teknik sorumlunun çizdiği araca uygun projeye göre gerçekleştirileceği belirtilmektedir.

Yukarıda yer verilen düzenlemelerin değerlendirilmesinden, yakıt sistemi tadilatını yapan firma ve mühendislerin Bakanlık ve/veya görevlendirdiği kurum/kuruluş tarafından denetlendiği, aracın tadilatın hemen sonrasında bu konuda detaylı bir zorunlu muayeneye tabi tutulduğu, muayene istasyonlarında sadece dedektörle yapılan bir kontrolün söz konusu olmadığı, bir yandan da periyodik kontrollerin ve münferit denetimlerin devam ettiği anlaşıldığından davacının iddia ettiği gibi, yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlara yönelik kamusal denetimin ortadan kalktığından söz etmeye olanak bulunmadığı, bu alanda denetim ve güvenlik boşluğunun doğmadığı sonucuna varılmış olup; Araç Muayene İstasyonlarının ülke genelinde yaygın bir hizmet verdiği, düzenlemelerin mükerrer işlemlerin önlenmesi ve vatandaşlara kolaylık sağlanması amacıyla yapıldığı da dikkate alındığında iptali istenilen Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6’ncı maddesi ile Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici Madde 1’deki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresi ile 7’nci maddesinin aynı Yönetmeliğin Ek IV’ündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımlarında hukuka, kamu düzenine, kamu yararına ve trafikte can ve mal güvenliğinin sağlanması ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 7’nci maddesinin Ek IV’e 4.18.14 maddesi eklenmesine ilişkin kısmının iptali istemine gelince;

İptali istenilen Yönetmelik maddesinde “4.18.14- Bakanlık, görevlendirdiği kurum/kuruluşun ve firmanın faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu değildir.” hükmüne yer verilmiştir.

T.C. Anayasasının 124’üncü maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından, Yönetmelikle yapılan düzenlemenin üst normlara ve hukuka uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Buna göre;

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu, 125’inci maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlerle “sosyal devlet” gereğinin yerine getirilmesi yönünde idarelere Anayasal bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu durumda, Anayasanın 2’nci maddesine göre, bir Hukuk Devleti olarak nitelendirilen Türkiye Cumhuriyeti bireylerinin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olunmaması için kişilere getirilecek yükümlülüklerin yasalarla belirlenmesi şarttır.

İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bu bağlamda, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.

635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesinde sanayi ürünlerine yönelik idari ve teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak; ürün güvenliği ve denetimine ilişkin politikaların hazırlanmasına yardımcı olmak, sanayi ürünlerinin ürün güvenliği ve teknik mevzuatına uygunluğuna yönelik piyasa gözetimi ve denetimi yapmak, risk analizleri yapmak, sanayi ürünlerinin denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, ürün güvenliği bilgi sistemini oluşturmak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, 7’nci maddesinde sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeler kapsamında yetkilendirilecek onaylanmış ve uygunluk değerlendirme kuruluşları ile teknik hizmet kuruluşlarının taşıması gereken nitelikleri belirlemek, bu kuruluşları görevlendirmek, gerektiğinde görevlendirmeyi geçici olarak durdurmak veya iptal etmek; araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak Sanayi Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.

Bu durumda piyasa üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunan ve hazırladığı idari ve teknik düzenlemelerin uygulanmasını sağlamakla sorumlu olan Bakanlığın, görevlendirdiği kurum/kuruluş eliyle yapılan faaliyetler ile tadilatçı firmaların faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu olmadığına ilişkin Yönetmelik hükmünde hukuka, üst norma ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, Yönetmeliğin 7’nci maddesinin Ek IV’e 4.18.14 maddesi eklenmesine ilişkin kısmının iptaline; davanın diğer kısımlarının ise, reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca araçların yapım ve kullanım bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyma zorunluluğunu yerine getirmek üzere; karayolunda seyredecek araçlara uygunluk onayı verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile ülkemiz için tip onayı yönetmeliklerindeki hükümlere ilave olarak uygulanacak hükümleri düzenlemek amacıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29. maddesine, 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun’a, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 4. maddesi ile 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesine dayanılarak ve ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak hazırlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

İlgili kurumların görüşleri alınarak hazırlanan ve 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle, yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlarda bürokratik ve mükerrer işlemleri ortadan kaldırmak, araç sahiplerine yansıyan ek maliyetleri azaltmak ve zaman tasarrufu sağlamak gibi amaçlarla, anılan Yönetmeliğin “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün “İzin Verilen Tadilatlar” başlıklı 4. bölümünde yer alan bazı maddeler yürürlükten kaldırılmış, bazı maddeler bu duruma uyumlu hale getirilmiş, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesiyle de bahsi geçen değişikliklerin uygulanmasına ilişkin geçiş süreci düzenlemesine yer verilmiştir.

Öte yandan; dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün “İzin Verilen Tadilatlar” başlıklı 4. bölümüne eklenen 4.18.4 maddesiyle, Bakanlığın ortaya çıkabilecek zararlardan sorumsuzluğuna ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Davacı Oda tarafından, 23/08/2017 tarihli dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.

2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “Çalışmaya ara verme” başlıklı 86. maddesinde, “Danıştay daireleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.” hükmü yer almaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, “Sürelerle ilgili genel esaslar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 3. fıkrasında ise, Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmeliğin 24/06/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı, altmış günlük dava açma süresinin son gününün (23/08/2017) çalışmaya ara verme zamanına rastlaması nedeniyle dava açma süresi ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün olacak şekilde 07/09/2017 tarihine uzamışsa da, davacı Oda tarafından altmış günlük dava açma süresinin son günü olan 23/08/2017 tarihinde, çalışmaya ara verme süresi içerisinde davanın açıldığı görülmekte olup, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır.

ESAS YÖNÜNDEN:

İlgili Mevzuat:

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Araçların karayoluna uygunluğu ve teknik esaslar” başlıklı, 4199 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değişik 29. maddesinde, “Araçların yapım ve kullanma bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyması zorunludur. Yapım safhasında, araçların Tip Onayı Yönetmeliği ile buna bağlı diğer yönetmeliklerin çıkarılmasına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkilidir. Tip Onayı Yönetmeliği ve buna bağlı diğer yönetmelikler Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca düzenlenir.” hükmü;

Mülga 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un “Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler” başlıklı 4. maddesinde, “Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanır.” hükmü;

1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Gıda Maddeleri hariç olmak üzere dahili ve harici ticaret menfaatlarını korumak ve ticaret malları üzerinde tağşiş ve hilelere mani olmak üzere menşei nebati, hayvani, madeni bilumum mevat ile bunların nim mamul ve mamullerini veyahut bunların terkibinden husule gelen mevaddın ihrazına, imaline, tathirine muayyen sınıf ve nevilere tefrikına, ambalajlarına, zarflarına, alım satım ve nakil ve muhafazalarına ve bu hususlarda tabi olacakları usul ve şartlara ve bu gibi mevat için hususi veya milli muayyen alamet ve izahat istimali mecburiyetine müteallik tedbirler almaya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı mezundur.” hükmü yer almaktadır.

Dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte adı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname olan 635 sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Araştırma, Geliştirme, Yenilikçilik ve Girişimcilik Faaliyetlerinin Karşılanması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, kalkınma planları ve yıllık programlardaki ilke, hedef ve politikalar doğrultusunda sanayi politika ve stratejilerini, sanayi ürünlerine yönelik idari ve teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak, sanayi işletmelerinin sicilini tutmak, sanayi istatistikleri ve analizleri üretmek; (f) bendinde, sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek; aynı fıkranın (ğ) bendinde ise, araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Mülga Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) Sanayi Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Araçların muayenesi” başlıklı 34. maddesinde, “Trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığı ekonomik yapıları da, dikkate alınmak suretiyle belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edilir. …

Motorlu araçların muayenelerinin, yönetmelikte belirtilen süreler içinde yaptırılması zorunludur.

Muayene süresi dolmadan kazaya karışması sonucu yetkili zabıtaca muayenesi gerekli görülenler ile üzerinde değişiklik yapılan araçların ayrıca özel muayenesi zorunludur. Bu muayeneler öncelikle yapılır.

Karayollarında kullanılmakta olan araçların, teknik şartlara uyup uymadığı trafik zabıtasınca kontrol edilerek her an muayeneleri yapılabilir. …” hükümleri yer almakta olup, anılan Kanun’a dayanılarak hazırlanan ve 18/07/1997 tarih ve 23053 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Tescil İşlemleri Müşterek Hükümleri” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde ise, “Araçlar üzerinde 28/11/2008 tarihli ve 27068 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte belirtilen şekillerde değişiklik yapılmış olması halinde, aracın muayenesinin yeniden yaptırılması zorunludur.” düzenlemesine yer verilmiştir.

26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Muayene, tescil ve trafiğe çıkma” başlıklı 8. maddesinin 5. fıkrasında, “Bu Yönetmelik kapsamında yapılan tadilatlar, 2918 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi hükümlerine tabidir.”; “Yürürlükten kaldırılan yönetmelik” başlıklı 29. maddesinde, “(1) 28/11/2008 tarihli ve 27068 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.”; “Atıflar” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasında ise, “29 uncu madde ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe yapılmış olan atıflar bu Yönetmeliğe yapılmış sayılır.” düzenlemeleri yer almaktadır.

24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesiyle 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen “LPG/CNG/LNG’li araçlarla ilgili uygulama” başlıklı Geçici 1. maddede, “(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Ek IV’te yapılan değişiklikler; Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 1/1/2018 tarihine kadar isteğe bağlı, 1/1/2018 tarihinden sonra zorunlu olarak uygulanır. Söz konusu değişikliklerden önce uygulamada olan Ek IV’teki ilgili hükümler 1/1/2018 tarihine kadar uygulanmaya devam edilebilir.”; dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümüne eklenen 4.18.14 maddesinde ise, “Bakanlık, görevlendirdiği kurum/kuruluşun ve firmanın faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu değildir.” düzenlemeleri yer almaktadır.

26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün “İzin Verilen Tadilatlar” başlıklı 4. bölümünde yer alan, “LPG, CNG ve LNG yakıt sistemi tadilatı yapılan araçların trafiğe tescil edilebilmesi için, aracın montajının projesine uygun olarak yapıldığına dair Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluşlarca düzenlenecek “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu”nun alınması gereklidir. Ayrıca, tadilatı yapılmış ve tescil edilmiş ancak daha sonrasında herhangi bir nedenle yakıt sisteminde parçalarda/malzemelerde değişiklik yapıldığı durumda “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu”nun tekrar alınması gereklidir.” şeklindeki 4.18.4 maddesi ve “Tanımlar:

a) Kurum/kuruluş: Bakanlıkça görevlendirilmiş kurum veya kuruluşları ifade eder.

b) Gaz sızdırmazlık raporu: LPG/CNG/LNG tadilatı yapılmış araçların yakıt sistemlerinde yapılacak gaz sızdırmazlık kontrolleri neticesinde, yakıt sisteminin sızdırmaz/uygun olması durumunda düzenlenecek raporu ifade eder.

c) Müşteri: Gaz Sızdırmazlık Raporu, Montaj Tespit Raporu talep eden LPG/CNG/LNG tadilatı yapılmış araç sahibi veya kullanıcısını ifade eder.

ç) Montaj Tespit Raporu: LPG/CNG/LNG tadilatı yapılan araç için; montaj sonrası trafik tescile esas kontrollerde, yapılan montajın projesine ve tip onayına esas malzeme ve aksama ve yürürlükte olan mevzuata, Aracın periyodik muayenelerinde; ağır kusur tespiti sonrasında, yetkili montaj firmasınca yapılacak tadilat ve tamirat sonrasında, Araç üzerinde yer alan aksam ve parçaların değişmesi, regülatör ve/veya tank ile tank aksamlarının (multivalf) tadilat veya tamiri sonrasında, Uygunluğuna dair düzenlenen raporu ifade eder.

d) Yakıt Sistemi Uygunluk Raporu: LPG/CNG/LNG tadilatı yapan firmaların; aksam ve parçaları, prototip araç üzerine montajını yaptıktan sonra, uygun bulunması halinde düzenlenen raporu ifade eder.

e) Yetkili montaj firması: Hizmet Yeterlilik belgesi almış ve AİTM kapsamında münferit/seri yakıt sistemi tadilatı ile yetkilendirilmiş, bünyesinde yetkili teknik sorumlu çalıştıran firmayı ifade eder.

f) Seyyar Muayene İstasyonu: Taşınabilir/mobil nitelikte olan ve üzerinde gaz sızdırmazlık ve montaj tespit kontrolleri ile ilgili cihazlar ile diğer ölçü alet ve cihazların bulunduğu ve araçların kontrollerinin yapıldığı muayene araçlarını ifade eder.” şeklindeki 4.18.11.1 maddesi, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümünde yer alan; “LPG/LNG/CNG yakıt sistemli araçlarda yapılan motor değişikliklerinde sızdırmazlık ve montaj tespit raporları yenilenmelidir. LPG yakıt sistemli araçlarda yapılan motor değişikliklerinde yapılan tadilatın BM/AEK Regülasyon 67’ye uygunluğu, LNG/CNG yakıt sistemli araçlarda yapılan motor değişikliklerinde yapılan tadilatın BM/AEK Regülasyon 110’a uygunluğu teknik servis tarafından tevsik edilmelidir.” şeklindeki 4.1.5 maddesi, “LPG yakıt sistemli araçlarda yapılan motor değişikliklerinde yapılan tadilatın BM/AEK Regülasyon 67’ye uygunluğu, LNG/CNG yakıt sistemli araçlarda yapılan motor değişikliklerinde yapılan tadilatın BM/AEK Regülasyon 110’a uygunluğu teknik servis tarafından tevsik edilmelidir.” olarak; “Bakanlıkça Yakıt Sistemi Uygunluk Raporu, Montaj Tespit Raporu ve/veya Gaz Sızdırmazlık Raporu düzenleme konusunda görevlendirilen kurum/kuruluştan temin edilen, örneği bu Ekin Şekil-1, Şekil-2 ve Şekil-3’ünde gösterilen, LPG yakıtı kullanan araçlarda üzerinde LPG yazısı, CNG veya LNG yakıtı kullanan araçlarda ise üzerinde CNG veya LNG yazısı bulunan yansıtıcılı (reflektif) etiketler, araçların ön ve arka camlarının sağ üst köşelerine yapıştırılacaktır. Ancak LPG’li M2, M3 araçlara BM/AEK Regülasyonu 67’nin Ek 16’sında yer alan etiket, M2,M3,N2,N3 kategorisi doğal gazlı araçlara ise, CNG’li olanlara BM/AEK Regülasyonu 110’un Ek 6’sında, LNG olanlara ise BM/AEK Regülasyonu 110’un Ek 7’sinde tanımlanan etiketler yapıştırılır.” şeklindeki 4.18.4.1 maddesi, “Tadilatçı firmadan temin edilen, örneği bu Ekin Şekil-1, Şekil-2 ve Şekil-3’ünde gösterilen, LPG yakıtı kullanılan araçlarda üzerinde LPG yazısı, CNG veya LNG yakıtı kullanılan araçlarda ise üzerinde CNG veya LNG yazısı bulunan yansıtıcılı (reflektif) etiketler, araçların ön ve arka camlarının sağ üst köşelerine yapıştırılır. Ancak LPG’li M2, M3 kategorisi araçlara BM/AEK Regülasyonu 67’nin Ek 16’sında yer alan etiket, M2, M3, N2, N3 kategorisi doğal gazlı araçlara ise, CNG’li olanlara BM/AEK Regülasyonu 110’un Ek 6’sında, LNG’li olanlara ise BM/AEK Regülasyonu 110’un Ek 7’sinde tanımlanan etiketler yapıştırılır.” olarak; “Yakıt sistemi uygunluk raporu, montaj tespit raporu ile gaz sızdırmazlık raporu vermek ve gaz sızdırmazlığı kontrollerini yapmak üzere Bakanlık tarafından görevlendirilecek olan kurum ve kuruluşlarda asgari olarak aşağıdaki kriterler aranır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce görevlendirilen kurum ve kuruluşların yetkileri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte iptal olur.” şeklindeki 4.18.11 maddesi, “Araçlarda LPG/CNG/LNG yakıt sistemi tadilatı yapan firma; bu Yönetmelik kapsamında münferit/seri yakıt sistemi tadilatı için belgelendirilmiş, ilgili standardına göre hizmet yeterlilik belgesi almış, Yönetmeliğin ve diğer otomotiv mevzuatının ilgili şartlarını sağlayan firmadır.” olarak; “İlk kez yakıt sistemi tadilatı yapılacak araçların tescil işlemleri için, tadilatın yapıldığı ilde Bakanlık tarafından gaz sızdırmazlık raporu verilmesi konusunda görevlendirilen kurum/kuruluşa başvurulması gerekmektedir.” şeklindeki 4.18.12 maddesi, “Yakıt sistemi tadilatı yapan firma, geçerli seri tadilat tip onay belgesine/münferit tadilat onayına istinaden araçta kullandığı regülatör/tank gibi aksamların bilgileri ile araca ait bilgileri içeren “Yakıt Sistemi Montaj Belgesi”ni, gerekli tüm kontrolleri yaptıktan sonra ilave ücret almaksızın her bir araç için iki nüsha olarak düzenler. Belgenin bir tanesi araç sahibine verilir, diğeri firma tarafından arşivlenir. Bu işlemler elektronik ortamda da yapılabilir. 4.18.6 ve 4.18.7 maddesi hükümleri saklıdır. Yakıt Sistemi Montaj Belgesinin formatı ve içerisinde yer alacak bilgiler Bakanlıkça Genelge ile düzenlenir ve Bakanlık internet sitesinde duyurulur.” olarak değiştirilmiştir.

Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımlarının incelenmesi:

Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümünde yer alan 4.18.4 maddesi yürürlükten kaldırılarak, LPG, CNG ve LNG yakıt sistemi tadilatı yapılan araçların trafiğe tescil edilebilmesi için veya tadilatı yapılmış ve tescil edilmiş ancak daha sonrasında herhangi bir nedenle yakıt sisteminde değişiklik yapılan araçlar için Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluşlarca düzenlenecek “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu” alınması uygulamasından vazgeçilmiş; 4.18.12 maddesinde, anılan raporlar yerine yakıt sistemi tadilatı yapan firmanın, geçerli seri tadilat tip onay belgesine/münferit tadilat onayına istinaden araçta kullandığı regülatör/tank gibi aksamların bilgileri ile araca ait bilgileri içeren “Yakıt Sistemi Montaj Belgesi”ni düzenleyeceği belirtilmiş ve bu bölümde incelenen diğer değişikliklerle de yeni getirilen sisteme uyuma ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Davacı Oda tarafından, anılan değişikliklerle; yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlara ilişkin kamusal denetimin tümden ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, Oda tarafından Gaz Sızdırmazlık Raporu verilmesi ve Montaj Tespit Raporunun onaylanması kapsamında yapılan sızdırmazlık kontrollerinin komplike bir denetimi içerdiği, araç muayenesi safhasının değil, tadilat-dönüşüm safhasının bir parçası olduğu, araç muayene istasyonlarında sadece dedektörle yapılan bir kontrole indirgenmesinin hukuki ve teknik olarak doğru olmadığı, bu denetimin kaldırılmasıyla LPG’li araç patlamalarının daha sık yaşanabileceği, sektöre kaçak malzeme girişine, standart dışı ve projesine uygun olmayan dönüşümlerin yapılmasına, firmalar tarafından usulsüz belge düzenlenmesine yol açılacağı ileri sürülmektedir.

Öncelikle, davalı Bakanlığın araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik mevzuatı hazırlayıp uygulamak, araçlara yönelik teknik gereklilik ve denetim esaslarını tespit etmek, araçların söz konusu teknik düzenlemelere uygunluğunu bizzat belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak konularında düzenleme yapma yetkisi bulunduğu açıktır.

İlgili mevzuat kısmında yer verildiği üzere, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik’in 8. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, Yönetmelik kapsamında yapılan tadilatlar, 2918 sayılı Kanun’un 34. maddesi hükümlerine tabi olup; 2918 sayılı Kanun’un 34. maddesinde trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edileceği, motorlu araçların muayenelerinin, yönetmelikte belirtilen süreler içinde yaptırılmasının zorunlu olduğu, üzerinde değişiklik yapılan araçların ayrıca özel muayenesinin zorunlu olduğu, bu muayenelerin öncelikle yapılacağı, özel muayene yaptırılması zorunlu olduğu halde yaptırılmamış araçların trafikten men edileceği ve en yakın muayene istasyonuna gönderileceği hükme bağlanırken; Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde de araçlar üzerinde Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte belirtilen şekillerde değişiklik yapılmış olması halinde, aracın muayenesinin yeniden yaptırılmasının zorunlu olduğu kuralına yer verilmiştir.

Ayrıca Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından araç muayenelerinde uygulanmak üzere yayımlanan ve 03/07/2017 tarihinden itibaren uygulanacak kusurlar tablosunda “Yakıt/gaz boruları/deposu, atık gaz” başlığında yirmi dokuz adet denetim noktasına yer verildiği, bunların yirmi iki adetinin ağır kusur olarak nitelendirildiği, dolayısıyla bunlar giderilmeksizin muayene işleminin tamamlanmış sayılmayacağı ve aracın trafiğe çıkamayacağı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün “4.18 Yakıt Sistemi Tadilatı” başlıklı kısmında, tadilatçı firmanın Bakanlıkça seri tadilat tip onayı vermek üzere görevlendirilen kuruluştan Seri Tadilat Tip Onayı ve Hizmet Yeterlilik Belgesi alması gerektiği, onay kuruluşu (Bakanlık) veya onay kuruluşunun görevlendirdiği kuruluştan yetki belgesi almış yetkili teknik sorumlulara çizdirilen tadilata ait projelerin onay kuruluşu veya görevlendirdiği kuruluşça onaylanacağı, LPG montajının Bakanlıkça yürütülen otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyette bulunabilmesi için Bakanlık veya Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluş tarafından tip onayı konularında eğitim alan ve/veya yapılan sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkilendirilen mühendis olan yetkili teknik sorumlunun çizdiği araca uygun projeye göre gerçekleştirileceği belirtilmektedir.

Yukarıda yer verilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; yakıt sistemi tadilatını yapan firma ve mühendislerin Bakanlık ve/veya görevlendirdiği kurum/kuruluş tarafından denetlendiği, aracın tadilatın hemen sonrasında bu konuda detaylı bir zorunlu muayeneye tabi tutulduğu, muayene istasyonlarında sadece dedektörle yapılan bir kontrolün söz konusu olmadığı, bir yandan da periyodik kontrollerin ve münferit denetimlerin devam ettiği anlaşıldığından, davacının iddia ettiği gibi, yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlara yönelik kamusal denetimin ortadan kalktığından söz etmeye olanak bulunmadığı, bu alanda denetim ve güvenlik boşluğunun doğmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen nedenlerle, Araç Muayene İstasyonlarının ülke genelinde yaygın bir hizmet verdiği, düzenlemelerin mükerrer işlemlerin önlenmesi ve vatandaşlara kolaylık sağlanması amacıyla yapıldığı da dikkate alındığında, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümünde yer alan 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımlarında hukuka, kamu düzenine, kamu yararına ve trafikte can ve mal güvenliğinin sağlanması ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici 1. maddedeki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresinin incelenmesi:

Yukarıda da belirtildiği üzere; dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümünde yer alan 4.18.4 maddesi yürürlükten kaldırılarak, Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluşlarca “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu” düzenlenmesi uygulamasından vazgeçilmiştir.

Dava konusu Yönetmelik değişikliği yapılmadan önce ise; davacı … Odası ve TSE, gaz sızdırmazlık ve montaj tespit raporu düzenlemek üzere 31/12/2017 tarihine kadar görevlendirilmiştir.

Davalı idare tarafından; piyasanın yeni uygulama modeline kademeli olarak geçişinin sağlanması amacıyla, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünde yapılan değişikliklerin zorunlu olarak uygulanmasına ilişkin geçiş süreci öngörülmüş ve Bakanlık tarafından “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu” düzenlenmesi konusunda görevlendirilen davacı … Odası ve TSE’nin görevlendirme süresi sonuna kadar, anılan değişikliklerin uygulanması isteğe bağlı bırakılmış, görevlendirmenin bittiği tarihten itibaren ise uygulama zorunlu kılınmıştır.

Davacı Oda tarafından; anılan değişikliklerin isteğe bağlı olarak 01/01/2018 tarihinden önce de uygulanabileceği şeklindeki düzenlemenin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, iptali istenen ibare ile yürürlüğün isteğe bağlı hale getirilmesi nedeniyle Bakanlıkça yapılan görevlendirmenin hukuki bir anlamının kalmayacağı ileri sürülmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile getirilen yeni uygulama ile yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlarda bürokratik ve mükerrer işlemleri ortadan kaldırmanın, araç sahiplerine yansıyan ek maliyetleri azaltmanın ve zaman tasarrufu sağlamanın amaçlandığı dikkate alındığında, tadilat yapan firmalarca düzenlenecek Yakıt Sistemi Montaj Belgesinin formatı ve içerisinde yer alacak bilgileri içeren Genelge’nin Bakanlıkça internet sitesinde yayımlanmasından itibaren ilgililerin yeni değişikliklerden yararlanabilmesini öngören düzenlemenin kamu yararı amacıyla yapıldığı açık olup, düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümüne eklenen 4.18.14 maddesinin incelenmesi:

İptali istenilen maddede, Bakanlığın; görevlendirdiği kurum/kuruluşun ve firmanın faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu olmadığı düzenlemesine yer verilmiştir.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Yine Anayasa’nın 123. maddesi uyarınca idare kuruluş ve görevleriyle bir bütün olup kanunla düzenlenir. Anayasa’nın 125. maddesine göre de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır ve idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin belirtilen bu sorumluluğu, Anayasa’nın amir hükmü olduğu gibi hukuk devleti olma niteliğinin de doğal sonucudur.

İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bu bağlamda, kamu idareleri, kendilerine kanunla verilen görevleri kapsamında yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.

Bu durumda, piyasa üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunan ve hazırladığı idari ve teknik düzenlemelerin uygulanmasını sağlamakla sorumlu olan davalı Bakanlığın, görevlendirdiği kurum/kuruluş eliyle yapılan faaliyetler ile tadilatçı firmaların faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu olmadığına ilişkin Yönetmelik hükmünün Anayasa’da yer alan Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı ve bu haliyle dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile eklenen Geçici 1. maddedeki “Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı” ibaresi ile dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımları yönünden DAVANIN REDDİNE,

2. 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümüne, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile eklenen 4.18.14 maddesinin İPTALİNE,

3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin 7/8’i olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/8’i olan … TL’nin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, … TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.