Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/2505 E. , 2021/5959 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2505
Karar No : 2021/5959
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av….
İSTEMİN_KONUSU :Davacı tarafından, mülkiyetinde bulunan ve ticari amaçlı işletmekte olduğu araç ve bu araçta kurulu bulunan vincin, 26/05/2014 tarihinde Hani – Duru karayolunda bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen eylemler sonucunda yolda bırakılan araçların, İl Jandarma Komutanlığı’nca talep edilmesi üzerine yoldan kaldırılması için gerçekleştirilen faaliyetlerin tamamlanmasının ardından dönüş yolunda bölücü terör örgütü mensuplarınca yolun kesilerek tamamen yakılması neticesinde uğradığı zarara ilişkin Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’nca aracın bedeli olarak 144.533,00 TL ödenmesi yolunda imzalanan sulhname ile ödeme yapıldığı belirtilerek olay tarihinden araç bedelinin ödenmesine kadar geçen süre içinde araç ile çalışamaması nedeniyle uğradığı ileri sürülen 100.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, genel hükümlere göre incelenmesi ve maddi, manevi tüm zararlarının tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının düzelterek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davanın Reddine İlişkin Kısmı İle Reddedilen Manevi Tazminat Miktarı Üzerinden Davalı İdare Lehine Maktu Vekalet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı ile reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Reddedilen Maddi Tazminat Nedeniyle Davalı İdare Lehine Nispi Vekâlet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir” düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılmakta olan dava, 100.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 10.400,00 TL, reddedilen manevi tazminat yönünden ise duruşmalı davalar için maktu olarak belirlenen 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli bir kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, manevi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurularak davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilirken; maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulmasına rağmen davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Esasen davalı tarafın bu dava kapsamında, iki tazminat konusu yönünden farklı bir hukuki değerlendirme yapması da söz konusu değildir.
Bu durumda; reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı idare lehine Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı davalar için maktu olarak belirlenen 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “10.400,00 TL” ibaresinin “1.500,00 TL” ; “toplam 11.500,00 TL” ibaresinin “toplam 3.000,00 TL” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, reddedilen maddi tazminat yönünden aleyhine hükmedilen nispi vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin kabulüne, diğer temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, hüküm fıkrasında yer alan “10.400,00 TL” ibaresinin “1.500,00 TL” “toplam 11.500,00 TL” ibaresinin “toplam 3.000,00 TL” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Davacı tarafından, mülkiyetinde bulunan ve ticari amaçlı işletmekte olduğu araç ve bu araçta kurulu bulunan vincin, 26/05/2014 tarihinde Hani – Duru karayolunda bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen eylemler sonucunda yolda bırakılan araçların, İl Jandarma Komutanlığı’nca talep edilmesi üzerine yoldan kaldırılması için gerçekleştirilen faaliyetlerin tamamlanmasının ardından dönüş yolunda bölücü terör örgütü mensuplarınca yolun kesilerek tamamen yakılması neticesinde uğradığı zarara ilişkin Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’nca aracın bedeli olarak 144.533,00 TL ödenmesi yolunda imzalanan sulhname ile ödeme yapıldığı belirtilerek olay tarihinden araç bedelinin ödenmesine kadar geçen süre içinde araç ile çalışamaması nedeniyle uğradığı ileri sürülen 100.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
… İdare Mahkemesince; uyuşmazlıkta, davacı tarafından her ne kadar davalı idarenin “objektif sorumluluk” kapsamında zararın meydana geldiği yolun güvenliğinin sağlanamamasında “hizmet kusuru” bulunması nedeniyle uğranılan tüm maddi/manevi zararların genel hükümler kapsamında tazmini gerektiği ileri sürülmekte ise de; terör olayları nedeniyle uğranılan maddi zararların ödenmesine ilişkin 5233 sayılı Kanun ile getirilen özel düzenleme uyarınca davacıya maddi zararlarının ödendiği, sulhnamenin imzalanmasından sonra “olay tarihinden ödeme gününe kadar çalışmaması nedeniyle mahrum kaldığı muhtemel gelir kaybı” olarak tanımlanan maddi zararının karşılanmasına yasal olanak bulunmadığı, bu durumda, terör eylemi nedeniyle uğradığı maddi zararın 5233 sayılı Kanunun hükümlerinde belirtilen usule göre yapmış olduğu başvuru üzerine karşılandığı görülen davacının, sulhnameyi imzaladıktan sonra açtığı, bakılan davaya konu maddi zararlarının tazminine karar verilmesine yasal olanak bulunmadığı, manevi tazminat talebine ilişkin kısım yönünden ise; 5233 sayılı Kanun sistematiği incelendiğinde, gerek Aydın İçyer-Türkiye davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce verilen 12 Ocak 2006 tarih ve 18888/02 no.lu karar ve gerekse 5233 sayılı Kanun’un çeşitli maddelerinde yer alan “maddi” sözcüğünün iptali istemiyle yapılan başvurunun incelenmesi sonucunda Anayasa Mahkemesi’nce verilen 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı karar gerekçeleri değerlendirildiğinde, zarar tespit komisyonunun sulh teklifini kabul etmeyenlerin 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca başvuracağı yargı yolunda manevi tazminat talep edebileceği, buna göre, manevi tazminat talebine dayanak olarak gösterilen olay ve olgular ve davacının sulhnameyi imzalamış olması birlikte değerlendirildiğinde; olayda manevi tazminat ödenmesini gerektiren şartların mevcut olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının mülkiyetinde olan araç üzerinde kurulu vincin, terör örgütü mensuplarınca tamamen yakılması sebebiyle araç bedeli Komisyonca karşılanmış olsa da olayın meydana geldiği tarihten Komisyonca ödeme yapılan tarihe kadar davacının vinci çalıştıramadığı, bu sebeple gelir elde edemediği açık olup, davacının olay tarihi ile ödeme arasında meydana gelen zararının araştırılarak tazmini gerektiği, bununla birlikte davacının olay nedeniyle yaşadığı üzüntü ve elemin de giderilmesi gerektiğinden gerekli araştırma yapılarak maddi ve manevi tazminat isteminin karşılanması ve davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
Temyiz istemine konu Mahkeme kararında, davacının maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp; anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.