Danıştay Kararı 10. Daire 2019/11672 E. 2021/5984 K. 01.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/11672 E.  ,  2021/5984 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11672
Karar No : 2021/5984

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : Davacı tarafından, emekli aylığının yatırıldığı Ziraat Bankası … Şubesinin Manisa ili, Alaşehir ilçesinde bulunan Finansbank Şubesi olarak değiştirilmesi istemiyle ….İl Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının emekli aylığını almakta olduğu Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü ile idareleri arasında 10/02/2009 tarihinde imzalanan protokol gereği davacının emekli maaşına karşılık adı geçen bankadan kredi kullandığı, kredi borcu tamamen tahsil edilinceye kadar sistemin aylığını başka bir bankaya nakline izin vermediği, davacının sözleşme dışı 3. kişi olmadığı, protokol hükümlerinin davacının durumunu ağırlaştırmadığı davacının bankayla yaptığı şahsi işlemi nedeniyle sözleşme hükümlerinin davacı açısından bağlayıcı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Görülmekte olan dava dosyası Danıştay Onikinci Dairesinin 25/09/2019 tarih ve E:2018/5969, K:2019/6702 sayılı gönderme kararı ile Dairemize gönderilmiş ise de, Danıştay dava daireleri arasında iş bölümünün belirlenmesine yönelik olan ve 19/12/2020 tarih ve 31339 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı kararında; “kamu görevlileri emeklilik mevzuatından” kaynaklanan davaları ve temyiz başvurularını çözümlemenin Danıştay Onikinci Dairesinin görevinde olduğu kurala bağlanmış olup, emeklilik mevzuatından kaynaklanan davanın görüm ve çözümünün anılan Başkanlık Kurulu kararı uyarınca Danıştay Onikinci Dairesinin görevinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, UYAP üzerinden yapılan incelemede, kapatılan ve konuları Danıştay Onikinci Dairesi’ne devredilen Danıştay Onbirinci Dairesi’nce E:2014/4933 sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlık hakkında karar verildiği görülmektedir.
Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde görevli dairenin belirlenmesi için dava dosyasının Danıştay Başkanlar Kurulu’na gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X)- KARŞI OY :

Davacının emekli aylığının Finansbank, Alaşehir, Manisa şubesine yatırılması istemiyle yaptığı başvuru; davalı idare ile Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolünün 21. maddesi gereğince, adı geçen bankadan aldığı maaş karşılığı kullandığı kredi (kredi kartı, kredili mevduat ve maaş avans kredisi hesabı olup ancak kullandırım yapılmamış olanlar hariç) borçları tamamen tahsil ve tasfiye edilinceye kadar aylıklarının başka bir bankaya veya PTT’ye nakledilemediğinden bahisle reddedilmiştir.
Davacının başvurusunun reddine dayanak olarak gösterilen, davalı idare ile Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolünün özel hukuk sözleşmesi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, özel hukuk sözleşmeleri bakımından geçerli olan ve sözleşmenin kural olarak sadece o sözleşmeye taraf olanları bağlayacağını (sözleşme dışı üçüncü kişilerin durumunu ağırlaştırıcı mahiyette olan sözleşme hükümlerinin üçüncü kişileri bağlamayacağını) öngören “sözleşmelerin nispiliği” kuralının; davalı idarece imzalanan protokolün, etkisi sınırlı olmak zorunda bulunan tipik özel hukuk sözleşmeleri kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, bakılan uyuşmazlığın çözümünde uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Daha açık bir anlatımla, dava konusu işlemin dayanağı olan protokol, sadece tarafları ile ilgili hüküm içermemekte, bilakis davalı idareden aylık ya da gelir almakta olan herkese yönelik düzenleme getirmektedir. Esasen, bu protokolün davacıyı ve davalı idareden gelir/aylık almakta ve/veya alacak olan kişileri bağlamayacağını kabul etmek, davacının ve aynı kapsamdaki diğer kişilerin aylığını istediği banka ve/veya istediği şubeden alabileceği anlamına gelecektir. Bu ise, idarenin gelir/aylık ödemesi yapacağı kişi sayısının çokluğu da gözetildiğinde, düzensizlik ve kontrolsüzlük yaratacaktır.
Oysa söz konusu protokol, 5502 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayanılarak, idarenin gelir/aylık ödemesi yapacağı kişi sayısının çokluğu da gözetilerek, gereksiz yere memur istihdam edilmesi gibi ek külfetlere ve hatalı/geç ödeme yapılması gibi olumsuz sonuçlara katlanılmadan, tahsilat ve ödemelerin hızlı, güvenli ve düşük maliyetle yapılması, dolayısıyla kamu yararı ve hizmet gerekleri amacıyla imzalanmıştır. Bu amaçların ise, protokolün tarafı olmayan, ancak kapsamında olan üçüncü kişilere yönelik hak ve yükümlülük getirilmeden ve üçüncü kişilerin hukukunu doğrudan veya dolaylı olarak etkilemeden gerçekleştirilmesi mümkün değildir.
Bu açıdan, her ne kadar idarece imzalanan protokol, özel hukuk sözleşmesi niteliğinde bulunmakta ise de; hizmetin gereği gibi yerine getirilmesi için protokolün üçüncü kişiler üzerinde etki göstermesi ve protokolün konusunu oluşturan gelir/aylıklara hak kazanan kişiler bakımından uygulanması zorunlu bulunmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda aktarılan amaçlar ve idareye tanınan yasal yetki doğrultusunda imzalanan protokolün, “sözleşmelerin nispiliği” ilkesinden hareketle üçüncü kişilerin durumunu ağırlaştırıcı mahiyette olan hükümlerinin üçüncü kişileri bağlamayacağı yolundaki İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Buna göre, davalı idarenin, yukarıda aktarılan amaçları gerçekleştirmek için bankalarla protokol imzalama konusunda yasal yetkisinin bulunduğu, âkit banka aracılığıyla ödenecek gelir/aylıkların başka bankaya nakledilmesine belirli şartlarla izin verme konusunda da takdir yetkisinin bulunduğu, yetkisini bu yönde kullanmasını engelleyecek bir kanun hükmü veya düzenleme de olmadığı anlaşıldığından, idare ile âkit banka arasında imzalanan protokolde, davacının emekli maaşını ilgili bankadan aldığı için bankanın davacıya kredi kullanma imkanı tanıdığı, davacının aylığının, kullandığı kredinin tamamı tahsil ve tasfiye edilene kadar başka bankaya aktarılmayacağı yönünde de idarenin âkit bankaya taahhüt verdiği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.