Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5314 E. , 2021/6179 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5314
Karar No : 2021/6179
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ….
TEMYİZ EDEN : ….
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : Taraflarca, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idareye bağlı olarak faaliyet gösteren Bodrum Devlet Hastanesi’nde yapılan hatalı tedavinin oğlunun ölümüne sebebiyet verdiğinden bahisle uğranılan zararlara karşılık 150.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 400.000,00 TL (Mahkeme kararında sehven 500.000,00 TL olarak yazılmıştır.) tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararının Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 14/10/2016 tarih ve E:2016/6843, K:2016/4885 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozmaya uyularak işin esası hakkında verilen 08/05/2018 tarih ve E:2017/570, K:2018/748 sayılı kararla; davacının 20/11/1986 doğumlu oğlunun 30/07/2012 tarihinde mide kanaması şikayetiyle Bodrum Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu, şeker hastası olması nedeniyle hastanenin dahiliye servisine çıkarıldığı, nöbetçi dahiliye doktoru …’ün talimatıyla dahiliye servisinde görevli hemşire ….tarafından damar yoluyla 5 ampul potasyum enjekte edildiği, devamında ölüm olayının gerçekleştiği, İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun … tarih ve … karar sayılı raporunda kişinin ölüm sebebinin yüksek doz potasyumun damar içine uygulanması neticesi kalp durması olduğu, yüksek doz (5 ampul) potasyum verilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığının belirtildiği, … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve E:…. nolu iddianamesiyle sorumlu doktor ve hemşire hakkında “Taksirle Ölüme Neden Olma” suçundan ceza davası açıldığı, …. Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile hemşire … hakkında mahkumiyet kararı tesis edildiği, hatalı tedavi nedeniyle meydana gelen ölüm olayında idarenin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek ölüm olayına sebebiyet verdiği ve hizmet kusuru işlediği gerekçesiyle, davacının destekten yoksun kalma zararının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora istinaden davacının maddi tazminat isteminin 57.767,08 TL tutarındaki kısmının kabülüne, 92.232,92 TL’lik kısmının ise reddine, hükmedilen maddi tazminat tutarının idareye başvuru tarihi olan 30/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından; müteveffanın tedbirsizlik ve ihmal sebebiyle öldüğünün sübuta erdiği, hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının düşük olduğu, usul ekonomisi gereği …’ın davaya katılma talebinin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, otopsi raporunda ölüm nedeninin kesin olarak tespit edilemediğinin, kanında uyuşturucu maddeye rastlandığının belirtildiği, olayla ilgili olarak açılmış ceza davasının halen sürdüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen destekten yoksun kalma zararı miktarının fahiş olduğu, müteveffanın evlenmek üzereyken vefat ettiği babasına herhangi bir yardımda bulunmasının söz konusu olamayacağı, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu gerekçeleriyle temyizen incelenen kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının ihbar yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesinin 3. fıkrasında ”Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştaya veya 4. maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer.” hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; …. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı vekiline 04/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 30 günlük temyiz süresi bir gün geçirildikten sonra 05/07/2018 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu görülmekle birlikte, davacı vekilinin davalı idarenin 03/07/2018 havale tarihli dilekçesine verebileceği cevap dilekçesinde katılma yolu ile temyiz hakkı bulunduğu ve davalı idarenin temyiz dilekçesinin de henüz davacı vekiline tebliğ edilmediği gözetildiğinde, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve 05/07/2018 tarihinde kayda giren dilekçenin süresinde olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Kabulüne Karar Verilen Maddi Tazminat Tutarına İdareye Başvuru Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısım Hariç Olmak Üzere Diğer Kısımlar Yönünden İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın kabulüne karar verilen maddi tazminata işletilen yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Kabulüne Karar Verilen Maddi Tazminat Tutarına İdareye Başvuru Tarihi Olan 30/10/2013 Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, işbu dava açılmadan önce davalı idareye 30/10/2013 tarihli dilekçeyle tazminat istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 21/05/2014 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, dava dilekçesinde tazmini talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminde bulunulduğu görülmektedir.
Danıştay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, davacıların idareye başvuruları söz konusuyken idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmekte ise de, davacılar tarafından davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilecek miktara faiz işletilmesi talep edilmişse ”taleple bağlılık” ilkesinin bir gereği olarak hükmedilen tazminat miktarına davanın açıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan “hükmedilen maddi tazminat tutarının davalı idareye başvurulan 30/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine” ibaresinin “hükmedilen maddi tazminat tutarının davanın açıldığı 21/05/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
3. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasında yer alan “hükmedilen maddi tazminat tutarının davalı idareye başvurulan 30/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine” ibaresinin “hükmedilen maddi tazminat tutarının davanın açıldığı 21/05/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2021 tarihinde esasta oy birliği, faize yönelik kısımda oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarına faiz işletilmesi talep edilmişken, İdare Mahkemesince, taleple bağlılık ilkesini aşan şekilde hükmedilen maddi tazminat miktarına idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının, bu kısmı yönünden yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz.