Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/4040 E. , 2021/5898 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4040
Karar No : 2021/5898
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Şırnak ili, Uludere 5. Jandarma Sınır Tabur Komutanlığında jandarma er olarak askerlik görevini yapmakta iken 03/02/1998 tarihinde mayına basması sonucu engelli hale gelen davacı tarafından, engelli hale gelmesinin askerlik görev ve tesiri ile meydana geldiğinden bahisle tarafına 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Jandarma Genel Komutanlığının … tarih ve … sayılı Nakdi Tazminat Komisyonu kararından da anlaşıldığı üzere, davacının yaralanması olayının, jandarma er olarak görev yaptığı sırada terörist saldırılara karşı üs bölgesinde keşif/gözetleme faaliyeti icra edildiği sırada meydana geldiği, davacının sakatlanmasının terör eylemlerinin önlenmesi, takip edilmesi ve etkisiz hale getirilmesi amacıyla yürütülen faaliyetlerden doğduğunun açık olduğu, buna göre davacının başvurusu üzerine davalı idarece davacının maluliyet durumu araştırılarak maluliyet oranına göre aylık bağlanması talebinin değerlendirilmesi gerekirken, hiçbir değerlendirme yapılmaksızın başvurunun reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan, her ne kadar aynı konuya ilişkin davacı hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş yargı kararı mevcut ise de; anılan kararın kesinleşmesinden sonra 3713 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ve ayrıca, davacıya emekli aylığı bağlanmaması işleminin bir defa uygulanmakla tükenecek nitelikte olmadığı, süregelen bir işlem olduğu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca oluşan yeni şartlara göre idareye yeni başvuruların yapılabileceği göz önüne alındığında, dava hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmasının yeni başvurusuna ve bu başvuru üzerine dava açmasına engel olmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının engelli hale gelmesine neden olan olayın, talimatlara aykırı olarak, mevzii terk etmesi suretiyle mayınla sahaya girmesi nedeniyle meydana geldiği, aynı konuda açılan davada, davanın reddine karar verildiği ileri sürülerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı, Şırnak ili, Uludere 5. Jandarma Sınır Tabur Komutanlığında jandarma er olarak görev yapmakta iken, 03/02/1998 tarihinde ve saat 09:30 sularında pusu ve gözetleme görevi için bulunduğu mevzide bulunan sobayı yakabilmek için odun almak amacıyla, bulunduğu mevzinin 300 metre ilerisindeki istifli olan odunları almak yerine, mevzi önünde serili tel üstüvane engelini geçip, daha önce kendisine gösterildiği ve kesinlikle girmemesi hususunda sözlü olarak uyarıldığı, taburun yakın emniyetini sağlamak ve terörist geçişlerini önlemek amaçlı döşenen mayınlı bölgeye 3-4 metre girdikten ve odunları topladıktan sonra, geri dönüşte mayına basması nedeniyle, sol bacağının diz altından koparak 3. dereceden engelli hale gelmiştir.
Bu olay nedeniyle, hakkında emre itaatsizlik suçundan dolayı açılan davada, … Askeri Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görüldüğünden davacı beş (5) gün süreyle hapis cezası ile cezalandırılmış; davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca 10/11/1998 tarihinde 4.049,00 TL tutarında nakdi tazminat ödenmiştir.
Davacının, tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanması için yaptığı başvurunun Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı işlemi ile reddi üzerine, bu işlemin iptali talebiyle açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, yasaklanmış bölgede odun toplaması sebebiyle oluşan maluliyetin, vazifesini ifa ederken veya bunun sebebi ve etkisi ile meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin 14/05/2004 tarih ve E:2000/933, K:2004/2269 sayılı kararı ile onanmış, karar düzeltme isteminin de reddedilmesi suretiyle kesinleşmiştir.
Davacıya, Cumhurbaşkanı tarafından Devlet Övünç Madalyası Beratı verilmiştir.
Davacı ilerleyen süreç içerisinde bir çok kez vazife malüllüğü aylığı bağlanması için başvurmuş ve başvuruları reddedilmiştir.
Bilahare; davacı 24/02/2014 tarihli dilekçesiyle durumunun, 6353 sayılı Kanun’la değişik 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olduğu gerekçesiyle tarafına, 5510 sayılı, 5434 sayılı ve 3713 sayılı Kanun uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunmuş, bu talebinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının … sayılı … sayılı işlemiyle reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 44. maddesinde, her ne sebeple olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya uğradıkları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifesini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malül denileceği ve haklarında bu Kanunun malüllüğe ilişkin hükümlerinin uygulanacağı; 45. maddesinde, malüllüğün iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması halinde, buna vazife malüllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malülü denileceği kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 48. maddesinde ise, vazife malülüklerinin;
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeleri kullanmaktan,
b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,
c) Yasak fiilleri yapmaktan,
ç) İntihara teşebbüsten,
d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından doğmuş olması durumunda, bunlara uğrayanlar hakkında adi malüllük hükümlerinin uygulanacağı kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, maluliyetin, görevin yapılması sırasında görevin neden ve etkisinden doğması halinde, ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak kabul edilmiş; ilgilinin vazife malülü sayılmaması sonucunu doğuran nedenler; bir başka ifadeyle, malüliyeti doğuran eylem ile görev arasındaki nedensellik bağını kaldıran haller 5434 sayılı Kanun’un 48. maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiştir.
Buna göre, uyuşmazlığın çözümünde; davacının 3713 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin tespitinden önce, davacının yasaklanmış mayınlı bölgeye girerek odun toplaması sebebiyle gerçekleşen maluliyetinin, görevin neden ve etsinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının saptanması gerekmektedir.
Bu duruma göre; davacının, mevzide bulunan sobayı yakabilmek için bulunduğu mevzinin 300 metre ilerisinde istifli olan odunları almak yerine, mayınlı bölgeden odun topladığı sırada mayına basması nedeniyle engelli hale gelmesi olayından önce, taburun yakın emniyetini sağlamak ve terörist geçişlerini önlemek amacıyla döşenen mayınlı alanın kendisine gösterildiği ve kesinlikle girmemesi hususunda sözlü olarak uyarıldığı anlaşılmış olup, emir ve talimatlara uymayan davacının 5434 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca vazife malulü sayılamayacağının kabulü gerekmektedir.
Bakılan olayda; davacının engelli kalmasına neden olan olayın oluş ve meydana geliş biçimi dikkate alındığında; 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre vazife malullüğü olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından ve vazife malullüğü kapsamına girmeyen olayın, 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesine de imkan bulunmadığından, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdari Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
İdare Mahkemesinin kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.