Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/5421 E. , 2021/5340 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5421
Karar No : 2021/5340
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Nurhak İlçe Jandarma Komutanlığında jandarma astsubay başçavuş olarak görev yapmakta iken geçirdiği trafik kazası sonucunda yaralanması nedeniyle hakkında tesis edilen adî malullük işlemi yargı kararıyla iptal edilen davacının, 2330 sayılı Kanun’a göre ödenen vazife malulü emekli aylığı farklarına iptal davasının açıldığı 15/12/2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizinin ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, davacıya adî malul aylığı bağlanmasına ilişkin işlemin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği ve idare tarafından söz konusu karar uyarınca davacının aylık farklarının ödendiği; ancak, uygulanan yargı kararında faize ilişkin hüküm bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu işlemin tesis edildiği, faizin feri bir alacak türü olduğu ve hukuki açıdan para alacaklısına parasından yoksun kaldığı süre için ödenmesi gereken bir karşılığı ifade ettiği, bu nedenle asıl alacağa geç ulaşılması nedeniyle, davalı idarenin temerrüde düştüğü ilk dava tarihi olan 15/12/2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yargı kararının gecikme olmaksızın yerine getirildiği, yargı kararında ayrıca faize ilişkin bir hüküm bulunmadığı, ilgili mevzuatta ilgililerin alacaklarından dolayı faiz ödenmesine ilişkin bir kural bulunmadığı; ayrıca, Kurum aleyhine yargılama gideri adı altında aleyhe harca hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Harçların, Harçlar Kanunu uyarınca yargılama giderine dönüştüğü belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı; Nurhak İlçe Jandarma Komutanlığında jandarma astsubay başçavuş olarak görev yapmakta iken, 26/05/1994 tarihinde Pençe Harekatı sırasında askeri araçta geçirdiği trafik kazasında yaralanmış, tedavisinin ardından yaklaşık on yıl süreyle görevine devam etmiştir.
Davacı hakkında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Sağlık Kurulunca verilen 25/06/2004 tarihli “B/63 F4 sınıfı görevini yapamaz” kararlı rapor üzerine, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 08/11/2004 tarihli işlemiyle adî malullük hükümleri uygulanmıştır.
Davacı, maluliyetin terör eyleminden kaynaklandığını ileri sürmek suretiyle hakkında tesis edilen adî malullük işleminin iptali istemiyle açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare tarafından, 24/02/2015 tarihli işlem ile anılan iptal kararı gereği davacının maluliyet aylığı 15/04/2005 tarihinden geçerli olarak 2330 sayılı Kanun’a göre düzeltilerek, aylık farkları davacıya ödenmiştir.
Anılan iptal kararı temyiz aşamasından da geçerek, Danıştay Onbirinci Dairesinin 05/10/2015 tarih ve E:2015/2481, K:2015/4272 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Davacı, yukarıda belirtilen yargı kararı gereği 2330 sayılı Kanun’dan doğan aylık farklarının geriye dönük olarak yasal faizleriyle birlikte ödenmesi isteğiyle, 06/04/2015 tarihinde davalı idareye başvurmuştur.
Davalı idare, 13/04/2015 tarihli işlemle; uygulanan yargı kararında faiz ödenmesine ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda ilgililerin Kurum’dan olan alacaklarına faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme de yer verilmediği ileri sürerek, davacının talebini reddetmiştir.
Davacı, bu durum üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davayı açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde, “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” kuralı yer almıştır.
2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinin 1. fıkrasında ise, Anayasa’nın yukarıda yer verilen kuralına koşut olarak; Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu; bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yargı mercilerince verilen iptal kararının, iptal edilen işlemin alındığı tarihe kadar geriye yürüyeceği, başka bir deyişle, iptal edilmiş olan idari işlemin, iptal kararı üzerine hiç tesis edilmemiş sayılacağı ve tesis edildiği tarihten itibaren hükümsüz hale geleceği açıktır.
Yukarıda açık metnine yer verilen 12. madde ile idari işlemden doğan zararın karşılanması istemiyle açılan tam yargı davalarında izlenmesi gereken yöntem belirlenmiş ve tam yargı davası açılmasının usul ve esasları kurala bağlanmıştır.
Anılan maddeye göre, işlemden doğan zarara ilişkin tam yargı davalarının üç ayrı şekilde açılması mümkündür. Bunlardan birincisi, işlemden doğan zararın ödenmesi istemiyle doğrudan tam yargı açılması; ikincisi, zararı doğuran işlemin iptali istemine yönelik olarak iptal davası ile birlikte tam yargı davasının açılmasıdır. Üçüncüsü ise; zararı doğuran işlemin önce iptal davasına konu edilmesi, bu davada verilecek karar üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açılmasıdır.
Bakılan olayda uyuşmazlığın; davacının, 2330 sayılı Kanun’a göre vazife malulü sayılarak aylık bağlanması gerekirken, adî malullük hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 08/11/2004 tarihli işlemin yargı kararıyla iptali üzerine yapılan ödeme tutarına, aylık farklarının ilk iptal davasının açıldığı 15/12/2004 tarihinden itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar faiz işletilmesine; bir başka ifadeyle, iptal kararına dayalı olarak yapılan ödemeye uygulanacak faizin başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin kısmının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bir idari işlem veya eylemden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak;
a) İdareye başvuru var ise, bu başvuru tarihinin;
b) İdareye başvuru yok ise, davanın açıldığı tarihin;
c) İdari işleme karşı açılan bir iptal davasında, sadece dava konusu işlemin iptalinin istenmesi ve bu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine süresinde açılmış (iptale dayalı) bir tam yargı davasında, ilk (iptal) davanın açıldığı tarihteki başvuru tarihinin; başvuru yok ise, anılan (iptal) davanın açıldığı tarihin;
Esas alınması gerektiği, istikrar kazanmış Danıştay içtihatlarıyla kurala bağlanmıştır.
Bu duruma göre, davacının ilk iptal davasını açtığı tarihin esas alınması ve bu tarihten itibaren işletilecek yasal faize hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk, İdare Mahkemesinin iptale yönelik kararında ise, sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.