Danıştay Kararı 12. Daire 2018/5967 E. 2021/5535 K. 09.11.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/5967 E.  ,  2021/5535 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No : 2018/5967

Karar No : 2021/5535

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- …,

2- …

3- …

4- …

VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem : Geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken 13/10/1996 tarihinde bölücü terör örgütü mensupları ile çıkan çatışmada vefat eden …’ın eş ve çocukları olan davacılar tarafından, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca, 5434 sayılı Kanun’a göre 15/10/1996 tarihinden itibaren kendilerine bağlanan dul-yetim aylığının, aynı zamanda 01/02/2009 tarihinden itibaren Bağ-Kur kapsamında ölüm aylığı bağlandığının tespiti üzerine, 01/03/2014 tarihinden itibaren kesilerek, 01/02/2009-01/02/2014 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca faiziyle birlikte davacılar adına borç çıkarılmasına ilişkin … tarih ve …; …; …; … sayılı işlemlerin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca, 5434 sayılı Kanun’a göre 15/10/1996 tarihinden itibaren aylık bağlandıktan sonra 01/02/2009 tarihinde tamamen farklı bir mevzuat olan 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan ve pirim ödemek suretiyle hakettiği ölüm aylığı bağlanan davacıların eş ve babalarının ölümünün, 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve bu nedenle davacılara muhtaçlık durumuna bakılmaksızın aylık bağlandığı, davalı idare tarafından verilen cevaplarda farklı iki mevzuattan kaynaklanan aylık bağlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığının bildirildiği; ancak, sonradan başka bir mevzuattan kaynaklı hak edilen ölüm aylığı aldıkları gerekçe gösterilerek, 2330 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylığın kesilerek davacılar adına borç çıkartılmasına ilişkin işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, harçtan muaf oldukları ve İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

Davacıların eşi ve babası olan …’ın geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken, 13/10/1996 tarihinde bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen saldırı sonucunda vefat etmesinden dolayı, 15/10/1996 tarihinden itibaren 2330 Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 5434 Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nu uyarınca davacılara dul-yetim aylığı bağlanmıştır.

Murisin, Bağ-Kur kaydının bulunması nedeniyle, davacılara 2229 sayılı Kanun uyarınca 01/02/2009 tarihinden itibaren ayrıca ölüm aylığı bağlanmıştır.

Dolayısıyla, davacılara 01/02/2009 tarihinden itibaren hem 5434 sayılı Kanun’a hem de 2229 sayılı Kanun’a göre aylık ödenmeye başlanmıştır.

Bu durumun idarece tespit edilmesi üzerine, tesis edilen … tarih ve …; …; …; … sayılı dava konusu işlemlerle; 5434 sayılı Kanun ile bağlanan dul-yetim aylığının 01/03/2014 tarihinden itibaren kesildiği belirtilerek, geriye dönük olarak 01/02/2009-01/02/2014 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanun’un 96. Maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca faiziyle birlikte (dul ve yetim aylığı ve faizlerinden oluşan tutarın) davacılar adına borç çıkarıldığı bildirilmiştir.

Bunun üzerine, bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

442 sayılı Köy Kanunu’nun 74. maddesinin dördüncü fıkrasında, geçici köy korucularının (maddede geçen “geçici köy korucusu” ibaresi 03/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8. maddesiyle “güvenlik korucusu” olarak değiştirilmiştir) görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölmeleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Aylık bağlanması” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun kapsamına girenlerden;

a) Engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.

b) Emekli aylığı almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.

c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.

Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, % 25 artırılarak ödenir.

d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı % 25 artırılarak bağlanır.” hükmüne, ikinci fıkrasında da “… Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin hükümler hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük hâline bağlı olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlandırılır. …” kuralına yer verilmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na 08/05/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle eklenen “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun’a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun’da kendileri için belirtilmiş olan şartlara haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı; beşinci fıkrasında, bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı; onikinci fıkrasında ise, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanun’un bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı kurallarına yer verilmiştir.

5434 sayılı Kanun’un 121. maddesinde yer alan, “Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştay da dava açabilir. Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir.” kuralına dayanılarak hazırlanan ve 02/10/1998 tarih ve 23481 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce İlgililere İstihkaklarından Fazla veya Yersiz Olarak Yapılan Ödemelerin Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, “İlgililerin kusurlu davranışı bulunmadan Sandığın hatalı işlemi nedeniyle yapılan yersiz ödemelerden dolayı ilgililer adına çıkartılan borç, varsa her çeşit birikmiş istihkaklarından kesilir. Bakiye borç kalırsa bu miktar borçlunun aylığından 1/4 nisbetinde kesinti yapılarak tahsil edilir.

Bu madde uyarınca hesaplanan ve tahsil edilen borçlar için faiz tahakkuk ettirilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlıkta, davacılara; 5510 sayılı Kanun’a 5754 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 4. maddenin yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak Sandıkça aylık bağlandığı açık olduğundan, yukarıda anılan mevzuat uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre karar verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2330 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, geçici köy korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölmeleri halinde 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ve bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanacağı ve ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatına göre bağlanan aylıkların da %25 artırılarak ödeneceği, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayanlara ise Emekli Sandığınca aylık bağlanacağı, ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığının da dul ve yetimlerine intikal ettirileceği kuralı karşısında; uyuşmazlık konusu olayda, şehit olan eş ve babalarının Bağ-Kur sigortalısı olması nedeniyle kendilerine bağlanan Bağ-Kur aylıklarının 2330 sayılı Kanun kapsamında %25 arttırımlı ödeneceği, bununla birlikte 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında ikinci kez aylık bağlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer taraftan, davacılara Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bağlanan aylıkların faiziyle birlikte borç çıkartılmasına ilişkin olarak İdare Mahkemesince 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi ve 5434 sayılı Kanun’un 121. maddesi çerçevesinde hukuka uygunluk incelemesi yapılarak uyuşmazlık hakkında bir karar verileceği açıktır.

Bu durumda, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, bu işlemlerin iptali yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,

2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.