Danıştay Kararı 12. Daire 2021/5640 E. 2021/6520 K. 09.12.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5640 E.  ,  2021/6520 K.

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/5640

Karar No : 2021/6520

DAVACI : …

VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı

VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU : … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfında görev yapan davacı tarafından,

1- … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfındaki görevinden ayrılması nedeniyle özlük haklarına bağlı tüm haklarının, sistemden güncellenerek geçişinin yapılması ve tarafına iade edilmesi istemiyle yapılan 15/02/2021 tarihli başvurunun reddine ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığının … tarih ve E-… sayılı işleminin,

2- Bu işlemin dayanağı olan ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fon Kurulunun 16/02/2012 tarih ve 2012/1 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Personelinin Norm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları ve Çalışma Şartlarına İlişkin Esasların 13. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan; “… Bu şartlara dayanarak geçiş yapan personele kıdem tazminatı ödenmez…” şeklindeki ibarenin,

iptaline ve yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakimi … ‘in açıklamaları dinlendikten dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 21/04/2021 tarih ve 31461 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 73 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hasım mevkiine alınarak işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

1-Davacı, ilk defa 14/11/2008 tarihde Denizli Valiliği Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfında büro görevlisi olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi kısmi süreli işçi olarak çalışmıştır.

2-Davacının, Denizli ilinin büyükşehir olması sebebiyle 01/07/2014 tarihinde Denizli … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfına büro görevlisi olarak ataması yapılıp, özlük hakları aynen korunarak geçişi sağlanmıştır.

3-Davacının, … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfına geçişinin sağlanması başvurusu üzerine, … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Heyeti kararı ile kıdem ve ihbar tazminatı ödenmemesi ve sözleşmesinin feshedilmesine şeklinde karar alınarak vakıf ile ilişiği kesilmiş ve … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfına yaptığı başvuru üzerine vakıf mütevelli heyetince yeni bir sözleşme imzalanarak göreve başlatılmıştır.

4-Davacı, … Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfındaki görevinden ayrılması nedeniyle özlük haklarına bağlı tüm haklarının, sistemden güncellenerek geçişinin yapılması ve tarafına iade edilmesi istemiyle 15/02/2021 tarihinde davalı idareye başvurmuştur.

5-Davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığının … tarih ve E-… sayılı yazısı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Personelinin Norm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları ve Çalışma Şartlarına İlişkin Esasların 13. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan; “Vakıf personelinin istihdam edildiği vakıfta çalışması esastır. Ancak başka bir vakıfta görev almak isteyen personel, istihdam edildiği vakıfta en az 1 yıldır görev yapıyor olmak şartıyla, görev almak istediği vakfın personel ihtiyacı ve norm kadro durumuna göre, hâlihazırda çalıştığı ve görev yapmak istediği vakıf mütevelli heyetlerinin uygun görüşüyle vakıf değişikliği yapabilir. Bu şartlara dayanarak geçiş yapan personele kıdem tazminatı ödenmez. Farklı vakıflarda aynı unvanla görev yapan personelin karşılıklı olarak yer değiştirme durumunda da bu fıkrada belirtilen hükümler uygulanır.” kuralı gereğince, ayrı ayrı tüzel kişiliği bulunan vakıflar arası geçiş işleminin bir vakıftan istifa edip diğer bir vakıfta tekrar işe başlama şeklinde olması gerektiğinden, anılan mevzuat uyarınca davacının talebinin reddine karar verilmiştir.

6-Bunun üzerine, 28/04/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

İLGİLİ MEVZUAT:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 5. maddesinde, her bir idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak aralarında maddi ya da hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçeyle dava açılabileceği; 15. maddesinin 1/(d) bendinde ise 5. maddeye uygun olmayan dava dilekçesinin otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedileceği hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanun’un 14. maddesinin 3/(a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı; 15. maddesinin 1/(a) bendinde de, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda Kanun’a aykırılık görülürse, 14. maddenin 3/(a) bendine göre, adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde ise Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle açılacak davalarda, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevli olduğu kurala bağlanmıştır.

2576 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş “genel görevli” mahkemeler olduğu hükme bağlandıktan sonra, aynı Kanunun değişik 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla, ilk derece Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki davalara bakacağı belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Düzenli hale koymak, düzen vermek olarak tanımlanabilecek olan düzenleme, kamu hukukunda kural koyma ile eşanlamlıdır. Kural ise, hukukta sürekli, soyut ve objektif, genel durumları belirleyen norm olarak tanımlanır. Yasama organının yasama tasarrufları dışında, idare, Anayasa ve yasal düzenlemelerden aldığı yetki ile kural koyma ve düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, genelge gibi düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, objektif, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir ifadeyle belirtilen nitelikte kurallar koymuş olması gerekir.

Özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar adli yargıda, idari işlemlerden doğan uyuşmazlıklar ise idari yargıda görülerek çözüme bağlanmaktadır.

İçerdiği düzenleme göz önünde bulundurulduğunda, davanın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fon Kurulunun 16/02/2012 tarih ve 2012/1 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Personelinin Norm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları ve Çalışma Şartlarına İlişkin Esaslarının 13. maddesinde yer alan “…Bu şartlara dayanarak geçiş yapan personele kıdem tazminatı ödenmez…” ibaresine yönelik kısmının görüm ve çözümünde idari yargının görevli bulunduğu ve dava konusu işlem ülke genelinde uygulanan bir düzenleyici işlem niteliğinde olduğundan, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’ın görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinde de, Kanun’un amacının, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek olduğu belirtilmiş; kıdem tazminatından kaynaklanan yükümlülük ve haklara ilişkin hususlara ise Kanun’un değişik maddelerinde yer verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre çalışanların kıdem, ihbar ve yıllık izin haklarına ilişkin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ise, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmekte olup; bu uyuşmazlıklarda, 5510 sayılı Kanun’un 101. ve Geçici 1. maddesi ile mülga 506 sayılı Kanun’un 134. maddesi gereğince (adli yargı) iş mahkemeleri görevli bulunmaktadır. Buradan hareketle, davacı tarafından talep edilen özlük haklarının İş Kanunu’ndan kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin haklardan olduğu, bu durumda, uyuşmazlığın bu kısmının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu anlaşıldığından; davacının, Merkezefendi Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfındaki görevinden ayrılması nedeniyle özlük haklarına bağlı tüm haklarının, sistemden güncellenerek geçişinin yapılması ve tarafına iade edilmesi istemine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün iş mahkemelerine ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla adli yargı ve idari yargıda ayrı ayrı görülmesi gereken, bu nedenle yargı düzenleri yönünden aralarında hukuki birlik bulunmayan bu davanın tamamının Danıştayda görülmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde 5. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle, gerekli harç ve masrafları yatırmak suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,

2. 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacıya duyurulmasına,

3. Aşağıda dökümü yapılan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davanın yenilenmesi halinde harç alınmasına, kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin davacıya iadesine, 09/12/2021 tarihinde ybirliğiyle karar verildi.