Danıştay Kararı 13. Daire 2015/928 E. 2021/5443 K. 29.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2015/928 E.  ,  2021/5443 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2015/928
Karar No:2021/5443

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLLERİ : …
Av. ….
MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : … Hizmetleri A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom) tarafından, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin (Turkcell) “tek ses pazarı” veya “GSM hizmetleri” ve “mobil şebekeler üzerinden arama” pazarlarında fiyat sıkıştırması ve yıkıcı fiyatlandırma yoluyla hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiasıyla yapılan şikâyet başvurusunun reddi ile soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına dair … tarih ve … sayılı … Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesi’nce; dava konusu kararda, ilgili pazar ve hakim durum analizinin yapıldığı, davacı şirket tarafından var olduğu iddia edilen “tek ses pazarının” varlığı kabul edilerek Turkcell’in bu pazarda hakim durumda olup olmadığının irdelendiği, yapılan analiz sonucunda, toplam trafikte Turkcell’in %40,25, Vodafone’un %28,82, Türk Telekom’un ise %29,08 oranında pay sahibi olduğu, gelir üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda ise Turkcell’in %39,80, Vodafone’un %22,43, Türk Telekom’un ise %34,57 oranında pay sahibi olduğu, her iki hesaplama yönteminde de var olduğu iddia edilen “tek ses pazarında” Turkcell’in pazar payının %40 civarında olduğu, mevcut veriler ile “tek ses pazarının” varlığı kabul edilse bile Turkcell’in hakim durumda olduğu tespitinde bulunulamayacağının belirtildiği, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca hakim durumun kötüye kullanıldığından bahsedebilmek için teşebbüsün ilgili ürün pazarında hakim durumda bulunması ve eylemin rekabet hukuku açısından kötüye kullanım teşkil etmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, Turkcell’in var olduğu iddia edilen tek ses pazarında hakim durumda olmadığı sonucuna ulaşılmakla, şikâyet olunan firmanın eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde bir kötüye kullanma olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, pazara ilişkin şikâyet başvurusunda yer verilen iddianın hatalı değerlendirildiği, başvuruda “tek ses pazarı” veya “GSM hizmetleri pazarı” yönünden inceleme yapılmasının talep edildiği, başka bir anlatımla, sadece “tek ses pazarı” dikkate alınsın gibi bir talebin söz konusu olmadığı, Turkcell’in anılan iki pazardan birinde muhakkak hakim durumda bulunduğu, İdare Mahkemesi tarafından “GSM hizmetleri pazarının” görmezden gelindiği, dava konusu Kurul kararında dahi pazar tanımlaması talebine ilişkin iddiaların değerlendirildiği, ancak İdare Mahkemesi tarafından hatalı değerlendirmeler ile karar verildiği, etkin piyasa gücüne sahip olan Turkcell’in abone sayısı, gelir durumu ve trafik miktarı bakımından pazarda yer alan iki teşebbüsten açık ara daha fazla pazar payına sahip olduğu, %40 pazar payına rağmen Turkcell’in hakim durumda bulunmadığını iddia etmenin doğru olmadığı, “tek ses pazarı” konusuna şikâyet dilekçesinde yer verilmesinin sebebinin sabit hat pazarının yavaş yavaş yok olmaya başlaması hususuna dikkat çekmek olduğu, eksik ve hatalı değerlendirmeler sonucu alınan Kurul kararının iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Turkcell’in hakim durumunu kötüye kullandığının tespit edilemediği, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu; davalı yanında müdahil Turkcell tarafından, davacının iddialarını genişlettiği, Turkcell’in iddia konusu pazarlarda hakim durumda olmadığı, yeterli araştırma ve incelemeler sonucunda Turkcell’in hakim durumunu kötüye kullanmadığının tespit edildiği, dava konusu Kurul kararının ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinde, “Danıştay dava dairelerinin nihaî kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir. (…)”; 49. maddesinin birinci fıkrasında, “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin (ğ) bendinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına sunulan birinci savunmanın Kurum avukatlarından Av. … tarafından sunulduğu, 04/11/2014 tarihinde yapılan duruşmada ise Kurum’u Hukuk Müşaviri sıfatıyla …’in temsil ettiği anlaşılmakta olup, duruşmada hukuk müşaviri ile temsil edilen davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 659 sayılı “Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname”nin “Tanımlar” başlıklı ikinci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, idarenin, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini ifade ettiği; “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında ise, tahkim usulüne tabi olanlar dâhil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi hâlinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücretinin takdir edileceği kurala bağlanmıştır.
Davalı Rekabet Kurumu’nun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, anılan Kanun Hükmünde Kararname’de yer alan “idare” tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, duruşmada hukuk müşaviri tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekâlet ücreti olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin duruşmasız işler için öngörülen miktarına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, temyizen incelenen Mahkeme kararının, hüküm fıkrasında yer alan “1.500,00-TL” ibaresinin “750,00-TL” olarak düzeltilmesi suretiyle onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, hüküm fıkrasında yer alan “1.500,00-TL” ibaresinin “750,00-TL” olarak değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.