Danıştay Kararı 13. Daire 2018/1118 E. 2021/5421 K. 29.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/1118 E.  ,  2021/5421 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/1118
Karar No:2021/5421

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından 13.148.457,11-TL amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesi’nce, Dairemizin 25/05/2016 tarih ve E:2015/6501, K:20161929 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; …A.Ş. ve …A.Ş.’nin Fon’a devredilmesi üzerine, Fon alacaklarının tahsili amacıyla, …A.Ş. ve …A.Ş.’den kredi kullanmış olan …Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (… ) kullandığı kredilerin ödenmemesi üzerine bu kredilerden Fon tarafından devralınanların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline ilişkin Fon Kurulu kararı uyarınca tesis edilen ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, 02/12/1999 tarih ve 4932 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde, tasfiyesi tamamlanan borçlu … ‘in kapatılmasına karar verildiğinin tescil ve ilan edildiği, bunun üzerine, anılan şirketin …A.Ş. ve …A.Ş.’den kullandığı kredilerin geri ödenmesi gereken dönemde şirkette yönetim kurulu üyesi olarak kanunî temsilcilik görevinde bulunan …hakkında takibe başlandığı, …’ın vefat etmesi üzerine takibe konu alacağın mirasçılar arasında miras hisselerine göre paylaştırıldığı, bu kapsamda davacı hakkında 39.445.371,33.-TL tutarlı, 25/01/2005 tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, varislerden …’ın mirası reddetmesi üzerine mirası reddeden mirasçının hissesine düşen tutarın kalan mirasçılar arasında miras hisselerine göre paylaştırıldığı, bu kapsamda da davacı hakkında dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, borcun ödenmesi gereken tarihte …’in kanunî temsilcisi olan …’ın adı geçen şirket tarafından ödenmeyen ve temlik alınmakla Fon alacağı niteliği kazanan borçtan 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. ve 5411 sayılı Kanun’un Geçici 26. maddeleri uyarınca sorumlu olduğundan, …’ın mirasçısı olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kredi borçlarının kredi borçlusu firma tarafından ödenmek suretiyle sona erdiği, annesi …’ın hiçbir zaman şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı, kredi sözleşmelerinin yanında hesap ekstrelerinin de ibrazının gerektiği, ödeme emrinde belirtilen borç miktarının son derece fahiş olduğu, ipoteklerin kredi borcunun ödenmesi nedeniyle fekkedildiği, şirketin borcunun bulunması halinde tasfiyesinin mümkün olamayacağı, borcun zamanaşımına uğradığı, borca ilişkin bir mahkeme kararı olmadan 6183 sayılı Kanun’a göre takibe başlandığı, aynı borç tutarının farklı temerrüt faizi hesaplarıyla mükerrer şekilde tahsili yoluna gidildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıya daha önce gönderilen 25/01/2005 tarih ve …sayılı ödeme emrine karşı açılan davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiği, dava konusu ödeme emrinin usul ve kanuna uygun olarak düzenlendiği, kredi borçlarının halen devam ettiği, davacının annesinin yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluğunun bulunduğu, alacağın zamanaşımına uğramadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının annesi …’ın yönetim kurulu üyesi olduğu …’in …ve …’tan kullandığı kredilere ilişkin hesaplar 15/02/2000 (…) ve 02/08/2000 (…) tarihleri itibariyle kat edilmiş, söz konusu alacaklar 10/08/2001 tarihinde Fon tarafından temlik alınmıştır. Daha sonra …Grubu şirketlerinin gerek …gerek diğer Fon Bankalarından kullandıkları kredilerden doğan ve Fon tarafından temlik alınan alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibine ilişkin …tarih ve …sayılı Fon Kurulu kararı tesis edilmiştir.
…’in tasfiyesinin tamamlandığının ve bu hususun tescil edildiğinin tespiti üzerine 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyesi olan …hakkında anılan Kanun hükümleri uyarınca takip başlatılmıştır. …’ın vefat etmesi üzerine takibe konu alacak mirasçılar arasında miras hisselerine göre paylaştırılmış, bu kapsamda davacı hakkında 39.445.371,33.-TL tutarlı, …tarih ve …sayılı ödeme emri düzenlenmiş, varislerden …’ın mirası reddetmesi üzerine mirası reddeden mirasçının hissesine düşen tutarın kalan mirasçılar arasında miras hisselerine göre paylaştırılmasına karar verilerek davacı hakkında …tarih ve …sayılı 13.148.457,11-TL tutarlı dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
Ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir…” kuralı yer almaktadır. Anılan Kanun’un 7. maddesinde ise borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümlerinin tatbik edileceği ifade edilmektedir.
Davacının annesi …’ın kanunî temsilci olduğu iddia edilen dönemde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesinde, “Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.” hükmüne yer verilmek suretiyle kural olarak anonim şirketlerin kanunî temsilinin yönetim kuruluna ait olduğu düzenlenmiş, “Vazifelerin âzalar arasındaki taksimi” başlıklı 319. maddesinde, “Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verilir. Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317. madde hükmü tatbik olunur.” kuralına yer verilmek suretiyle esasen yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile müdürlere devredilebileceği kurala bağlanmıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 321. maddesinde, “Temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler. Temsil salahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir…” kuralı yer almıştır.
Aktarılan Kanun hükümlerine göre anonim şirketlerde, genel kural, yönetim kurulunun idare ve temsile yetkili olduğudur. Bununla birlikte; yönetim kuruluna ait idare ve temsil yetkisinin,

– ana sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına devredilmesine veya müdüre bırakılmasına yetki verilmemiş olması durumunda, yönetim kurulu üyelerinin her birinin,
– ana sözleşme ile yetki verilmesi şartıyla, kendisine şirketi idare ve temsil yetkisi bırakılan yönetim kurulu üyelerinin (murahhas üyelerin),
– yine ana sözleşmede yetki verilmesi şartıyla kendisine şirketi idare ve temsil yetkisi bırakılan müdürlerin,
– ana sözleşmede idare ve temsil işlerinin murahhas üye veya müdüre bırakılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine karşın bu yetkinin kullanılmaması durumunda da, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin her birinin, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uygulamasında kanuni temsilci sayılacağı anlaşılmaktadır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 321. maddesinde “temsil yetkisi”nin kapsamına işaret edilerek, temsil yetkisi olanların şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan tüm işleri ve tüm hukuki işlemleri şirket adına yapmaları gerektiği ve bu yetkinin kapsam olarak sınırlandırılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinin uygulamasında, 6762 sayılı Kanun’un 319. maddesi hükmüne göre temsil yetkisi verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci kabul edilebilmesi için, şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan “tüm işlemlerde tam yetkili” olmaları zorunludur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temsilci, başkasının nam ve hesabına hareket ederek, irade beyanı ile, temsil ettiği kişiyi, hak sahibi veya borçlu kılabilen kişidir. Temsilcinin yetkisi, bir kanun hükmüne ve temsil edilenin istek ve iradesine dayanır. Kanuna dayanan temsil yetkisine, kanuni temsil; bu tür yetkiye sahip olan kişiye de kanuni temsilci denir. Kanuni temsilcilerin yetkilerinin sınırı ve bu yetkilerin gereği gibi kullanılmaması dolayısıyla sorumlulukları, kanun tarafından belirlenmiştir.
Aktarılan kanunî düzenlemeler uyarınca, anonim şirketlerde “temsil yetkisi”nin, sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunmasına dair coğrafi yönden yapılan sınırlamalar ile tescil ve ilan edilmiş olmak kaydıyla müştereken kullanımına dair sınırlamalar dışında başkaca bir şekilde sınırlandırılamayacağı, şirketin maksat ve mevzuuna giren sınırlı işlere özgü temsil ve idare yetkisi verilen kişi ya da kişilerin ise şirketi temsile tam yetkili olmadığı açıktır.
Başka bir anlatımla, şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan “tüm işlemlerde tam yetkili” olmayan, sınırlı olarak temsil ve idare yetkisi verilen kişi veya kişilerin kanuni temsilci sayılması mümkün değildir. Bu itibarla, tescil ve ilan edilmiş olsa dahi imza sirküleriyle kendisine sınırlı imza yetkisi verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci sıfatını haiz olduğu kabul edilemez.
Nitekim, 390 Seri No’lu Tahsilat Genel Tebliği’nde 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 319. maddesi hükmüne göre temsil salahiyeti verilen kişi ya da kişilerin kanunî temsilci kabul edilebilmesi için şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan “tüm muamelelerde” tam yetkili olmalarının zorunlu bulunduğu belirtilmiştir.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 26. maddesinde, “…Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun’un 35’inci maddesi ile mükerrer 35’inci maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir.” kuralı yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; 02/12/1999 tarih ve 4932 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde, tasfiyesi tamamlanan borçlu …’in kapatılmasına karar verildiğinin tescil ve ilan edildiği, bunun üzerine, anılan şirketin …A.Ş. ve …A.Ş.’den kullandığı kredilerin geri ödenmesi gereken dönemde şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan … hakkında takibe başlandığı, …’ın vefat etmesi üzerine takibe konu alacağın mirasçılar arasında miras hisselerine göre paylaştırıldığı, bu kapsamda davacı hakkında 39.445.371,33.-TL tutarlı, …tarih ve …sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, varislerden …’ın mirası reddetmesi üzerine mirası reddeden mirasçının hissesine düşen tutarın kalan mirasçılar arasında miras hisselerine göre paylaştırıldığı, bu kapsamda da davacı hakkında dava konusu …tarih ve …sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin 20/10/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacının annesi …’ın yönetim kurulu üyesi olduğu …’e ilişkin olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili kanuni temsilcileri gösteren Türkiye Ticaret Sicili Gazetelerinin birer örneğinin gönderilmesi istenilmiş, davalı idarenin ara karara cevaben gönderdiği Türkiye Ticaret Sicili Gazeteleri örneklerinden davacının annesi …’ın şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu ancak şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı, yönetim kurulu başkanı …ile yönetim kurulu başkanvekili …’ın şirketi münferiden temsil ve ilzam ile yetkili kılındığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının annesi …’ın adı geçen şirketi, borcun doğduğu ve ödenmesi gereken tarihlerde temsil ve ilzama yetkili kılınmadığı anlaşıldığından ve mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olduğundan bahisle …’ın sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, miraşçı sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca …İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca buu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.