Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/2447 E. , 2021/5256 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2447
Karar No : 2021/5256
DAVACI : … Vakfı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca gerçekleştirilen ihale sonucu edinilen İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde kayıtlı bulunan taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece tesis edilen işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın şimdilik 30.000,00-TL’lik kısmının, zararın doğduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu taşınmazın satışına ilişkin olarak 24/04/2013 tarihinde sözleşme imzalandığı, 06/05/2013 tarihinde tapu devir işleminin gerçekleştirildiği, taşınmazın imar planına ilişkin iptal davası bulunduğunun ne İhale Şartnamesi’nde ne de sözleşmede belirtildiği, şifahen dahi bilgi verilmediği, taşınmazın … ada … parselin ifrazı sonucu oluştuğu, satın alındığı dönemde … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararıyla onaylanan 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planına göre Emsal:2, serbest nizam, hmax:serbest, Metropoliten Aktivite Merkezi imarlı olduğu, dolayısıyla ticari faaliyete dayalı kullanıma ayrılmış bir taşınmazı satın aldığı, ancak imar planının iptali istemiyle açılan davalarda Danıştay Altıncı Dairesi’nce planın iptaline karar verildiği ve kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca onandığı, aydınlatma yükümlülüğünün ihlâli ve imar planının iptali nedeniyle zarara uğradığı, İhale Şartnamesi ve Tanıtım Dokümanında yazılanların doğruluğuna güvenerek fiyat teklifini oluşturduğu ve taşınmazı satın aldığı, davalı idarece Danıştay Altıncı Dairesi’nin iptal gerekçesi bilinebilecek durumda olmasına rağmen daha fazla kazanç elde etmek için üst ölçekli planlara aykırı düzenleme yapılarak ilgili taşınmazın ayıplı bir şekilde satıldığı, maddi değeri yüksek olan taşınmazın kullanım kararlarının değiştirilmesi suretiyle daha da değerlendirilerek satılma amacı güdüldüğü, bu durumun imar planının iptaline ilişkin kararla da sabit olduğu, davalı idarenin imar planına karşı açılan davayı bilerek, isteyerek, hileyle gizlendiğinden ağır kusurlu olduğu, ihale bedelinin tam olarak alındığı ancak sözleşmeye aykırı nitelikteki bir taşınmazın teslim edildiği, adli yargıda aynı taleple açılan bir dava bulunmadığından derdestlik iddiasının dayanağının bulunmadığı, imar planına karşı açılan davada verilen kararın 04/03/2019 tarihinde tebliği üzerine zararının doğmuş ve kesinleşmiş olduğu, davalı idareye 09/04/2019 tarihinde yapılan sulh talebinin reddi üzerine, süresi içerisinde dava açıldığı ileri sürüimektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, davanın, davacı tarafından adli yargıda da dava açıldığından derdestlik nedeniyle, süresinde açılmadığından süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüş;
Esasa ilişkin olarak ise imar planının iptalinde kast ve kusuru bulunmadığı, zira söz konusu imar planına karşı dava açılması ve imar planının iptalinin satış ve devir işlemlerinden sonra gerçekleştiği, davacının İhale Şartnamesi’nin 16. maddesinin (b) ve (c) bentleri uyarınca da herhangi bir hak ve alacak talebi bulunmadığı, basiretli bir tacir olup İhale Şartnamesi ve tüm ekleri imzalayarak teklif verdiği ve sözleşme imzaladığı, 03/08/2016 tarihli başvurusunda yeni imar planı hazırlanarak mağduriyetinin giderilmesini talep ettiği, dava açarak anılan başvurusuyla çelişkili duruma düştüğü, Danıştay Altıncı Dairesi’nin iptal gerekçeleri gözetilmek suretiyle yeni imar planının hazırlandığı, … tarih ve … sayılı ÖYK kararıyla onaylandığı, askı sürecinde gelen itirazlardan bazıları kabul edilerek planın revize edilmesi sonrasında … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylandığı, davacının 08/04/2019 tarihinde yeniden başvuruda bulunduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Vakıf tarafından, özelleştirme ihalesi sonucu edindiği İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesinde yer alan … ada, … no’lu parseldeki taşınmazla ilgili olarak davalı idarece tesis edilen işlemler nedeniyle uğranılan zararın şimdilik 30.000,00-TL’lik kısmının zararın doğduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesinde yer alan uyuşmazlık konusu … ada, … no’lu parselin geldisini oluşturan … ada, … no’lu parsel ile yine … ada … ve … ada … sayılı parsellerin 26/06/1995 tarihli “3. Etap Genel Revizyon İmar Planı”nda, “tekel deneme istasyonu” kullanımına ayrılmış iken; Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun … günlü, … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği ile “ticaret alanı” olarak belirlendiği; bu karara karşı açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nin 20/10/2008 günlü, E:2008/7573, K:2008/6820 sayılı kararı ile “söz konusu taşınmazların, ticaret alanı olarak belirlenmesi nedeniyle yapı yoğunluğunun arttırıldığı, artan yapı yoğunluğunun gerektirdiği donatı alanının ayrılmadığı ve kaldırılan bir donatı alanının eşdeğer bir alanda karşılanması gerektiğine ilişkin mevzuat hükmünün yerine getirilmediği, ayrıca ilgili idarelerin görüşlerinin biçimsel olarak alınması nedenleriyle imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı” gerekçesiyle iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08/05/2013 günlü, E:2009/679, K:2013/1855 sayılı kararıyla onandığı, karar düzeltme isteminin ise Kurul’un 18/04/2016 günlü, E:2014/443, K:2016/1653 sayılı kararıyla reddedildiği; bu kez Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 29/06/2009 günlü, 99 sayılı kararıyla 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin onaylandığı ve anılan taşınmazların “gelişme konut alanı (E:2,00 ve Hmax: serbest)” ve “ticaret alanı” olarak belirlendiği; bu kararın iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nin 28/11/2011 günlü, E:2009/11141, K:2011/4799 sayılı kararı ile “alana ilişkin daha önce verilen iptal kararının gerekleri yerine getirilmediği, parsel ölçeğinde imar planı kararlarıyla bölgesel ölçekli bir plan değişikliğinin amaçlandığı ve üst ölçekli planlarda öngörülmemiş olan yeni bir çekim noktasının oluşturulduğu, çevre kullanımlarıyla kurulması gereken ilişkinin dikkate alınmadığı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek 3. maddesinde öngörülenin aksine çevre imar bütünlüğünün bozulduğu” gerekçesiyle dava konusu imar planı değişikliklerinin iptaline karar verildiği; anılan kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 01/12/2014 günlü, E:2012/846, K:2014/4567 sayılı kararı ile “3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca askıya çıkarılmayan ve itiraz süreci de işletilmeyen dava konusu imar planlarında hukuka uyarlık görülmediği” gerekçesiyle onandığı ve karar düzeltme isteminin de, Kurul’un 17/03/2016 günlü, E:2015/2406, K:2016/938 sayılı kararı ile reddedildiği; son olarak, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 06/02/2012 günlü, 2012/20 sayılı kararı ile taşınmazların “metropoliten aktivite merkezi (Emsal: 2,00; Hmax: Serbest)”, “belediye hizmet alanı (Emsal: 1,00; Hmax: Serbest)”, “park” ve “açık bölgesel otopark alanı” olarak belirlenmesine ilişkin 1/25000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım, 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin yapıldığı, anılan imar planlarına askı süresi içinde yapılan itirazların kısmen kabulü ile 30/07/2012 günlü, 2012/114 sayılı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin onaylandığı; davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca Ekim 2012 tarihinde belirtilen taşınmazlarla ilgili olarak bir Tanıtım Dökümanın yayımlandığı, bu dökümanda yapılan planlara şehir plancıları odasının itirazının bulunduğunun belirtildiği, taşınmazların ihale yoluyla satışı için ihale şartnamesinin hazırlandığı ve davacı tarafça da tamamının incelendiği ve bütünüyle kabul edildiği yolundaki şerh ile birlikte imzalandığı, sonrasında davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemi ile ihale tarihinin ifraz işlemleri nedeniyle ertelendiği ve şartnamede değişiklik yapıldığı belirtilerek yazı ekindeki zeyilnamenin ihale şartnamesi ile birlikte imzalanarak gönderilmesinin istenildiği, davacı tarafça bu işlemlerin de tamamlandığı, ihale konusu; toplam 40.755,23 m2 alanlı … ada, … ve … no’lu parseller ile … ada … sayılı parsel iken zeyilname ile ifraz işlemleri sonucu oluşan uyuşmazlık konusu 14.557,31 m2 alanı olan … ada … nolu parselin satış yöntemiyle özelleştirilmesi ihalesine dönüştürüldüğü, yine Zeyilname ile Şartnamenin “Diğer Hususlar” başlıklı 23. maddesine, “Taşımazın idare tarafından yapılan imar planına karşı dava açılması ve bu davada yürütmeyi durdurma veya iptal kararı verilmesi ve bu kararın sözleşme imza tarihinden önce idareye tebliğ edilmesi durumunda, alıcının talebine bağlı olarak sözleşme imzalanmasından vazgeçilir. Bu durumda alıcının geçici ve ek geçici teminatı iade edilir. İdare ve/veya Kurul kararında yer alması hâlinde diğer teklif sahiplerine de sırası ile aynı usul ve şartlar uygulanır.
Alıcı tarafından sözleşme imzalanıp taşınmazın devrinin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde, taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına ilişkin olarak verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen gerekli imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek Madde 3 çerçevesinde yapılır.
Tüm bunlarla ilgili olarak teklif sahibi/alıcı idare ve/veya kuruluştan hiçbir zarar, ziyan, bedel indirimi veya iadesi ve benzeri talepte bulunamaz.” ifadesinin eklendiği görülmektedir.
Belirtilen süreç geçirildikten sonra davalı idare tarafından 29/01/2013 tarihinde yapılan ihalenin davacı tarafça kazanıldığı, 07/03/2013 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca ihalenin onaylandığı, 24/04/2013 tarihinde satış sözleşmesi imzalanarak 06/05/2013 tarihinde tapuda devir işleminin gerçekleştirildiği, bu arada belirtilen 1/25000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesi’nde 2013/556, 2013/1205 ve 2014/5514 esas no’suna kayden görülen davaların açıldığı, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu ilki 14/03/2018 tarihinde olmak üzere verilen kararlarla dava konusu planların iptal edildiği, davacının bu davalara davalı idare yanında katıldığı, anılan kararların temyizi istemiyle yapılan başvurunun ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca gerekçeli onandığı ve bu kararların ilkinin davacıya 04/03/2019 tarihinde tebliği üzerine 05/04/2019 tarihli ihtarname ile davalı idareden; iptal kararının kesinleştiği, ayıplı maldan dolayı zarara uğranıldığı belirtilerek imar planlarının yeniden düzenlenmesi, mümkün değilse taşınmazın iade alınması, satış bedelinin ödenmesi ya da değer kaybının vakfa ödenmesi yönünde talepte bulunulduğu, talebin cevap verilmeyerek reddi üzerine davalı idarenin haksız işlemleri nedeniyle uğramış olduğu zarara karşılık şimdilik 30.000,00-TL maddi zararın yasal faiziyle ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, davalı idarece verilen savunma dilekçesi içeriği ve ekinde yer alan belgelerden; belirtilen iptal kararları sonrasında Danıştay Altıncı Dairesi’nin gerekçeleri de göz önünde bulundurularak uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik “Gelişme Konut Alanı (Emsal:0.80; Yençok:4 Kat), Belediye Hizmet Alanı (Emsal:1:00; Yençok:Serbest), Park ve Yol” kullanım kararları ile imar planının idarelerince tekrar yapılarak 06/11/2017 tarih ve 2017/110 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile onaylandığı ve yapılan itirazlar değerlendirilerek bir kısmının kabul edildiği, revize edilen planın tekrar onaylanmak üzere 03/08/2018 tarihinde sunulduğu Cumhurbaşkanlığı Makamının 16/04/2019 tarih ve 933 sayılı kararı ile onaylanarak 17/04/2019 tarih ve 30748 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gerçekleşir ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açar.
Öte yandan, idarenin maddi tazminle yükümlü tutulması, ancak maddi bir zararın kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hâle gelmiş olması hâlinde mümkündür. Kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksikliklerle, çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış, belirgin hâle gelmemiş somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamamış ise, bu aşamada idarenin tazmin yükümlülüğüne gidilmesi mümkün değildir.
Her ne kadar davacı tarafça, davalı idarenin imar planları ile ilgili olarak açılmış davaları bilerek ihaleye çıktığı, satılan taşınmazın bu nedenle ayıplı mal niteliğinde olduğu, idarece yeni plan yapılmış ise de, bu plana karşı da dava açıldığı, zarara uğratıldığı belirtilerek değer kaybının tazmini talep edilmekte ise de; ihaleye ilişkin tanıtım kitapçığında yapılan imar planlarına karşı şehir plancıları odasının itirazının bulunduğunun belirtildiği, Danıştay’da açılan ilk davanın 21/11/2012 tarihli olduğu ve ihalenin yapıldığı 29/01/2013 tarihi itibarıyla henüz yargı yerlerince verilmiş bir kararın bulunmadığı, ayrıca davalı idarece gönderilen 04/01/2013 tarihli yazı ekinde yer alan zeyilname ile ihale şartnamesine eklenen hükümlerle olası bir yürütmenin durdurulması ya da iptal kararı karşısında yapılacak işlemlerin açıkça belirtildiği, bu değişikliğin davacı tarafça itiraz edilmeksizin imzalanmak suretiyle kabul edildiği, davalı idarece şartnameye uygun olarak iptal kararlarından sonra yeni imar planı yapılarak 17/04/2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmesinin sağlandığı açık olduğundan, davacı tarafın, kendisinin yanıltıldığı, idarenin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği yolundaki iddialarına itibar edilmemiş olup, herhangi bir hizmet kusuru bulunmamıştır.
Öte yandan, bilindiği üzere imar planlarının iptali hâlinde eski plan kendiliğinden yürürlük kazanmamakta ilgili idarece yeni planın yapılarak yürürlüğe alınması zorunlu olmaktadır.
Bu nedenle, yeni bir planın yürürlüğe girdiği de dikkate alındığında, dava konusu edilen zararın ne şekilde gerçekleştiği açık olmayıp; davacı tarafın, bu plana karşı da dava açıldığını belirterek, davanın iptal ile sonuçlanacağı ön kabulüyle zarara uğradığı yolundaki iddiası henüz gerçekleşmiş bir zarara ilişkin olmayıp muhtemel bir zararın talebi şeklindedir.
Bu durumda, olayda idarenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, davacı tarafından yoksun kalındığı iddia edilen zararın somut ve hukuken geçerli, kabul edilebilir makul delillere dayanmadığı ve zararın muhtemel zarar niteliğinde olduğu anlaşıldığından, ortada davalı idarece tazmin edilmesi gereken bir zararın bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü ve Altıncı Daireleri’nce, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
30/07/2012 tarih ve 2012/114 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla, İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesinde yer alan özelleştirme kapsam ve programında bulunan … İşletmeleri A.Ş. (… A.Ş.) mülkiyetindeki toplam 40.976,00 m2 yüzölçümlü … ada … ve … parsel ile … ada … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre, … ada … parselin bir bölümü park alanı, bir bölümü açık otopark alanı, bir bölümü yol alanı, kalan bölümü ise … Aktivite Merkezi (Emsal:, hmax:Serbest, serbest nizam) olarak; … ada … parsel ile … ada … parseller ise Belediye Hizmet Alanı olarak ayrılmıştır.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca söz konusu taşınmazların üzerindeki binalar ile birlikte 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca satış yöntemiyle ve pazarlık usulü uygulanmak suretiyle özelleştirilmesini teminen 21/11/2012 tarihinde ihaleye çıkılmış, son teklif verme tarihi 18/12/2012 tarihi olarak ilan edilmiş ve Ekim 2012’de taşınmazlara ilişkin olarak Tanıtım Dokümanı hazırlanmıştır.
Taşınmazlar ile ilgili olarak yürütülen ifraz çalışmalarının son teklif verme saatine kadar tamamlanamayacağı gerekçesiyle son teklif verme tarihi 10/01/2013 tarihi olarak yeniden belirlenmiştir.
Devamında, … tarih ve … sayılı “Zeyilname” konulu Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yazısıyla, taşınmazların ifraz işlemleri tamamlanarak son teklif verme tarihinin 29/01/2013 olarak belirlendiği ve ihale ilan metni ve şartnamesinde değişiklik yapıldığı, yapılan değişikliklere ilişkin Zeyilnamenin ekte gönderildiği, İhale Şartnamesi ile birlikte Zeyilnamenin de imzalanarak teslim edilmesi ile tekliflerin İhale Şartnamesi ve ekli Zeyilnamede belirtilen hususlar dikkate alınarak hazırlanması gerektiği davacıya bildirilmiştir.
İfraz işlemleri sonrasında oluşan … ada … parsel sayılı taşınmaz ile üzerinde bulunan binalara ilişkin olarak son teklif verme tarihi olan 29/01/2013’te teklifler alınmış, 12/02/2013’te teklif sahipleriyle pazarlık ve bilgilendirme görüşmeleri yapılmış, aynı tarihte gerçekleştirilen nihai pazarlık görüşmeleri sonucunda yapılan açık artırma suretiyle ihale sonuçlandırılarak söz konusu varlıkların en yüksek teklif sahibi olarak belirlenen davacı Vakfa satılmasına karar verilmiş ve … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla ihale onaylanmıştır.
Davacı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında 24/04/2013 tarihinde sözleşme imzalanarak taşınmaz, 06/05/2013 tarihinde tapuya davacı adına kaydedilmiştir.
Öte yandan, İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parseller ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin … tarih ve … sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kararı ile kabul edilen 1/25.000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ve askı süresinde yapılan bir kısım itirazların kabulü ile … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklinin iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası (İzmir Şubesi) tarafından 21/11/2012 tarihinde … İdare Mahkemesi nezdinde açılan ve bağlantı istemi kabul edilerek Danıştay Altıncı Dairesi’nin 2013/1205 sayılı esasına kaydedilen ve davanın devamında davacının da davalı yanında müdahil olarak yer aldığı davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nce 05/11/2013 tarihli kararla keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek bilirkişi raporunun alınmasından sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar dava konusu edilen işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına; 02/06/2016 tarihli kararla yürütmenin durdurulmasına; 30/05/2018 tarih ve E:2013/1205, K:2018/2206 sayılı kararla ise dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 14/11/2018 tarih ve E:2018/3541, K:2018/4714 sayılı kararıyla anılan karar gerekçeli olarak onanmış,
Aynı işlemlerin iptali istemiyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 30/11/2012 tarihinde … İdare Mahkemesi nezdinde açılan ve davanın görev yönünden reddi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi’nin 2014/5514 sayılı esasına kaydedilen ve davanın devamında davacının da davalı yanında müdahil olarak yer aldığı davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nce 25/11/2014 tarihli kararla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp bilirkişi raporu alındıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemin kabulüne; 02/06/2016 tarihli kararla yürütmenin durdurulmasına; 14/03/2018 tarih ve E:2014/5514, K:2018/2208 sayılı kararla ise dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 14/11/2018 tarih ve E:2018/3472, K:2018/4713 sayılı kararıyla anılan karar gerekçeli olarak onanmış,
… ada, … ve … sayılı ve … ada, … sayılı parsel sayılı taşınmazlara ilişkin … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası (İzmir Şubesi) tarafından 01/02/2013 tarihinde Danıştay Altıncı Dairesi’nin 2013/556 sayılı esasına kayden açılan ve davanın devamında davacının da davalı yanında müdahil olarak yer aldığı davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nce 05/11/2013 tarihli kararla keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek bilirkişi raporunun alınmasından sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına; 02/06/2016 tarihli kararla yürütmenin durdurulmasına; 30/05/2018 tarih ve E:2013/556, K:2018/5267 sayılı kararla ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 13/03/2019 tarih ve E:2019/278, K:2019/1064 sayılı kararıyla anılan karar gerekçeli olarak onanmıştır.
Davacı tarafından, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na gönderilen Karşıyaka Noterliği’nce düzenlenen 05/04/2019 tarihli ihtarnameyle, sözleşmeye konu … ada … parselin … ada … parselin ifrazı sonucu oluştuğu, satın alındığı dönemde taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planına göre Emsal:2, serbest nizam, hmax:Serbest, Metropoliten Aktivite Merkezi imarlı olduğu, ancak Danıştay Altıncı Dairesi’nin anılan kararlarıyla imar planının iptaline karar verildiği ve kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca onanarak kesinleştiği, imar planının iptali nedeniyle taşınmazın ayıplı hâle geldiği ve zarara uğradığının ortada olduğu, uğramış olduğu zararların giderilmesi amacıyla, taşınmazın imar planlarının satış tarihindekine uygun olarak kendisini zarara uğratmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi, bunun mümkün olmaması hâlinde taşınmazın iade alınarak ödenen satış bedelinin günümüze uyarlanarak ödenmesi, bunun da mümkün olmaması hâlinde taşınmazın imar planının iptali nedeniyle uğranılan değer kaybının ödenmesi talebinde bulunulmuş, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca başvuruya cevap verilmemiştir.
Bunun üzerine, davacı Vakıf tarafından taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece tesis edilen işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın şimdilik 30.000,00-TL’lik kısmının, zararın doğduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Diğer taraftan, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca söz konusu … ada … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak kullanım kararları ile imar planı yeniden hazırlanarak … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile onaylanmış, askı sürecinde yapılan bazı itirazlar kabul edilerek plan revize edilmiş ve tekrar onaylanmak üzere 03/08/2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Makamı imzasına sunulmuş, … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, eski … ada … ve … parseller ile … ada … parsele (sırasıyla yeni … ada … parsel, … ada … parsel, … ada 1 parsel) ilişkin “Ticaret Alanı (E:2.00, Yençok:Serbest), Belediye Hizmet Alanı (E:1.00, Yençok:5 kat), Genel Otopark Alanı, Park ve Yol” kullanım kararları getirilmesine yönelik olarak hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı onaylanmış ve 17/04/2019 tarih ve 30748 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş,
16/04/2019 tarih ve 933 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 17/04/2019 tarih ve 30748 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle Buca Belediye Başkanlığı’nca açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nin 11/11/2020 tarih ve E:2019/14761, K:2020/10729 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 19/04/2021 tarih ve E:2021/386, K:2021/800 sayılı kararıyla, söz konusu kararın onanmasına karar verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin derdestlik ve süre itirazları geçerli bulunmamıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinde, bu Kanun’un amacının, bu maddede sayılan kuruluşların ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak ve Hazine’ye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek için özelleştirilmesine ilişkin esasları düzenlemek olduğu; 2. maddesinde, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra, son fıkrasında, Kanun’da yer verilen amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usûllerin, kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca belirleneceği; 3. maddesinde, kuruluşların, satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemenin ve özelleştirme programına alınan kuruluşların “satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni haklarının tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflarla gerçek ve/veya özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi” yöntemleriyle yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonlarınca verilen nihai kararları onaylamanın Kurul’un görevleri arasında olduğu belirtilmiş; ”Özelleştirme Yöntemleri, Değer Tespiti, İhale Yöntemleri” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinde, özelleştirme yöntemleri belirlenmiş; (C) bendinde, (A) bendinde yer alan özelleştirme yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin ihale işlemlerinin bu Kanun’a göre oluşturulan ihale komisyonları tarafından yürütüleceği; 37. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, özelleştirme uygulamaları ile ilgili olarak, bu Kanun kuralları gereğince yapılacak uygulamalar ile ihale usullerine ilişkin esasların İdarece çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85. maddesinde, “24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un; … e) … 3. maddesinin birinci fıkrası … yürürlükten kaldırılmıştır. f) Geçici 28. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 29- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır.”; “Kurulların görevleri” başlıklı Geçici 8. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı’na veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır.” kuralına yer verilmiştir.
Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, özelleştirme uygulamalarında değer tespiti ve ihaleye ilişkin işlemleri düzenlemektir.
“; “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, “Bu yönetmelikte geçen; … g)İhale Şartnamesi: İhale konusu işin genel ve özel şartlarına ilişkin belgeyi, … ifade eder.” kuralı yer almıştır.
İhale Şartnamesi’nin “Teklif Sahibi ve/veya Alıcının Yükümlülükleri” başlıklı 16. maddesinde, “Teklif sahibi ve/veya alıcı, şartnamede belirtilen yükümlülüklerini yanı sıra:
a)Gayrimenkulün yüzölçümünün tapu kaydında belirtilen miktardan eksik olduğu veya gayrimenkulün tecavüzlü bulunduğu veya başka bir gerekçeyle idareden ve/veya kuruluştan herhangi bir hak talebinde bulunmayacağını,
b)“İdare ve/veya kuruluşun yükümlülükleri” maddesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla, şartnamenin “Devir ve teslim” maddesi çerçevesinde, sözleşme imza tarihinden önceki döneme ilişkin yapılmış olan her türlü işlem ve işlem sonuçları ile ilgili olarak idareyi ve/veya kuruluşu ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkının bulunmadığını,
c)İhaleye teklif verdiği ve sözleşme imzaladığı tarihler itibarıyla gayrimenkulün mevcut fiziki durumunu önceden görüp, ilgili mercilerden (ilgili belediyeler, tapu kadastro müdürlükleri, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulları, vb) her türlü bilgi ve belgeyi alarak, tapu kayıtları, imar durumları, muhdesatlar, vb. incelenerek, her türlü bilgi ve belgeyi bilerek teklif vermiş olduğunu ve sözleşmeyi imzalayacağını, bunlarla ilgili olarak daha sonra açık veya gizli ayıp iddiasıyla ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümlerine dayanarak idare ve/veya kuruluştan herhangi bir maddi talepte bulunmayacağını ve bedel indirimi talep etmeyeceğini, … kabul, beyan ve taahhüt eder.”;
Zeyilname ile eklenen “Diğer Hususlar” başlıklı 23. maddesinde, “Taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına karşı dava açılması ve bu davada yürütmeyi durdurma veya iptal kararı verilmesi ve bu kararın sözleşme imza tarihinden önce idareye tebliğ edilmesi durumunda, alıcının talebine bağlı olarak sözleşme imzalanmasından vazgeçilir. Bu durumda alıcının geçici ve ek geçici teminatı iade edilir. İdare ve/veya Kurul kararında yer alması hâlinde diğer teklif sahiplerine de sırası ile aynı usul ve şartlar uygulanır.
Alıcı tarafından sözleşme imzalanıp taşınmazın devrinin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde, taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına ilişkin olarak verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen gerekli imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek Madde 3 çerçevesinde yapılır.
Tüm bunlarla ilgili olarak teklif sahibi/alıcı idare ve/veya kuruluştan hiçbir zarar, ziyan, bedel indirimi veya iadesi ve benzeri talepte bulunamaz” düzenlemesi yer almıştır.
İhale konusu taşınmaza ait Tanıtım Dokümanı’nın “Taşınmazın Tapu Tetkiki ve Hukuksal Durumu” başlıklı 2.3. maddesinde, “… Not: Söz konusu gayrimenkullerle ilgili Buca Belediyesi İmar Müdürlüğü’nde yapılan araştırma sonucu konu gayrimenkullerin imar düzenlemesi çalışmasının tamamlanmış olduğu, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının hazırlanmış ancak, Şehir Plancıları Odası’nın 09/10/212 tarih ve 12504 sayılı itiraz yazısına istinaden planların askı sürecine alındığı tespit edilmiştir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İmar planlarında Bakanlığın yetkisi” başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) (2) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.”;
Ek 3. maddesinde, “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca onaylanmak ve Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması hâlinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.” kuralı yer almaktadır.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
İdarenin hukukî sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile kişiler arasında kişiler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını ve idarî faaliyetlerden dolayı kişilerin uğradığı zararların tazmin edilmesini gerektirir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle illiyet (nedensellik) bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarî eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusurlu sorumluluk, idarenin kusurlu işlem ve eylemleri nedeniyle yol açtığı zararları tazmin etme yükümlülüğünü ifade eder. İdare hukuku doktrininde idarenin kusurlu sorumluğunun sebebi olan “kusur” kavramı, “hizmet kusuru” olarak tanımlanmıştır. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve aslî nedenini oluşturmaktadır.
Özelleştirme uygulamalarında, ihale şartnameleri, ihalenin genel ve özel şartlarını belirleyen belgeler olup, ihaleler bu şartname kurallarına göre yürütülmekte ve sonuçlandırılmaktadır. Buna göre, şartnameyi hazırlayan ve kuralları belirleyen idare ile şartnameleri imzalayarak ihalelere katılanlar açısından şartname kurallarının bağlayıcı olduğu ve uyuşmazlıkların çözümünde esas alınacağı açıktır. Keza, 4046 sayılı Kanun, Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuata aykırı olmayan hususlara ilişkin olarak şartname kurallarının esas alınması gerektiği kuşkusuzdur.
İdarece taşınmazın satışına ilişkin ihale kapsamında hazırlanan Tanıtım Dokümanı’nda taşınmazın imar düzenlemesi çalışmasının tamamlandığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının hazırlandığı ancak, Şehir Plancıları Odası’nın … tarih ve … sayılı itiraz yazısına istinaden planların askı sürecine alındığının tespit edildiği; İhale Şartnamesi’nde ise, gayrimenkulün yüzölçümünün tapu kaydında belirtilen miktardan eksik olduğu veya gayrimenkulün tecavüzlü bulunduğu veya başka bir gerekçeyle idareden ve/veya kuruluştan herhangi bir hak talebinde bulunulmayacağının, ihaleye teklif verilen ve sözleşme imzalanılan tarihler itibarıyla gayrimenkulün mevcut fiziki durumunun önceden görülüp, ilgili mercilerden (ilgili belediyeler, tapu kadastro müdürlükleri, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulları, vb) her türlü bilgi ve belgenin alınarak, tapu kayıtları, imar durumları, muhdesatlar, vb. incelenerek, her türlü bilgi ve belgenin bilinerek teklif verilmiş olduğunun ve sözleşmenin imzalanacağının, bunlarla ilgili olarak daha sonra açık veya gizli ayıp iddiasıyla ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümlerine dayanarak idare ve/veya kuruluştan herhangi bir maddî talepte bulunulmayacağının ve bedel indirimi talep edilmeyeceğinin kabul, beyan ve taahhüt edileceği; taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına karşı dava açılması ve bu davada yürütmeyi durdurma veya iptal kararı verilmesi ve bu kararın sözleşme imza tarihinden önce idareye tebliğ edilmesi durumunda, alıcının talebine bağlı olarak sözleşme imzalanmasından vazgeçilerek alıcının geçici ve ek geçici teminatının iade edileceği, sözleşme imzalanıp taşınmazın devrinin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde, taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına ilişkin olarak verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen gerekli imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemlerin idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek 3. maddesi çerçevesinde yapılacağı, tüm bunlarla ilgili olarak teklif sahibi/alıcının idare ve/veya kuruluştan hiçbir zarar, ziyan, bedel indirimi veya iadesi ve benzeri talepte bulunamayacağı belirtilmiş; davacı tarafından İhale Şartnamesi ve eki belgeler imzalanarak ve tüm hususlar kabul edilerek teklif verilmiş ve sözleşme imzalanmıştır.
Taşınmaza ilişkin imar planının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesi’nin 2013/1205, 2014/5514 ve 2013/556 sayılı esasına kayden görülen davalarda 05/11/2013 ve 25/11/2014 tarihlerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp bilirkişi raporu alındıktan sonra yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne, 02/06/2016 tarihinde, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ve 14/03/2018 ve 30/05/2018 tarihlerinde söz konusu imar planının iptaline karar verilmiş, anılan kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca 14/03/2018 ve 13/03/2019 tarihli kararlarla onanmış; idarece, İhale Şartnamesindeki sözleşme imzalanıp taşınmazın devrinin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde, taşınmazın imar planına ilişkin olarak verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen gerekli imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemlerin idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek 3. maddesi çerçevesinde yapılacağı yönündeki düzenleme uyarınca taşınmaza ilişkin imar planı yeniden hazırlanmış ve … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanarak 17/04/2019 tarih ve 30748 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla, taşınmaza ilişkin Tanıtım Dokümanında imar planlarına karşı Şehir Plancıları Odasının itirazının bulunduğunun belirtildiği, davalı idarece gönderilen 04/01/2013 tarihli yazı ekindeki Zeyilname ile İhale Şartnamesi’nin 23. maddesine eklenen kurallarla yürütmenin durdurulması ya da iptal kararı karşısında yapılacak işlemlerin açıkça belirtildiği, davacı tarafından tüm bu hususlara itiraz edilmeksizin İhale Şartnamesi ve eklerinin imzalanarak ihaleye teklif verildiği ve sözleşme imzalandığı, taşınmaza ilişkin imar planına karşı Danıştay Altıncı Dairesi’nin 2013/125 sayılı esasına kayden açılan ilk davanın 21/11/2012 tarihli olduğu ve ihalenin gerçekleştiği 29/01/2013 tarihi itibarıyla henüz yargı yerlerince verilmiş bir kararın bulunmadığı, Danıştay Altıncı Dairesi’nce anılan kararlarla imar planının iptaline karar verilmesi üzerine davalı idarece İhale Şartnamesi’ndeki düzenleme uyarınca sorumluluğunun yerine getirilerek yeni imar planları hazırlanarak yürürlüğe konulmasının sağlandığı, yeni imar planına karşı açılan davada imar planının iptaline karar verilmiş ise de, idarece yeni plan hazırlanarak yürürlüğe konulacağının açık olduğu, belirtilen hususlar çerçevesinde davalı idarenin kusuru bulunmadığı anlaşıldığından davacının tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Peşin alınan …-TL nispi harç (…-TL maktu karar harcının mahsubu sonucunda geriye kalan tutar) ile posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde kayıtlı bulunan taşınmazın satışına ilişkin olarak davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca gerçekleştirilen ihaleye katılarak satın alınan taşınmazın, satın alındığı dönemde 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planına göre Emsal:2, serbest nizam, hmax:serbest, … Aktivite Merkezi imarlı olduğu, dolayısıyla ticari faaliyete dayalı kullanıma ayrılmış bir taşınmazı satın aldığı, ancak imar planının iptali istemiyle açılan davalarda Danıştay Altıncı Dairesi’nce planın iptaline karar verilmesi nedeniyle zarara uğradığı, taşınmazı satın aldıktan sonra imar planına ilişkin davanın bulunduğunu öğrendiği, taşınmazın imar planına ilişkin iptal davası bulunduğunun ne İhale Şartnamesi’nde ne de sözleşmede belirtildiği, davalı idarece Danıştay Altıncı Dairesi’nin iptal gerekçesi bilinebilecek durumda olmasına rağmen daha fazla kazanç elde etmek için üst ölçekli planlara aykırı düzenleme yapılarak ilgili taşınmazın ayıplı bir şekilde satıldığı, davalı idarenin imar planına karşı açılan davayı bilerek, isteyerek, hileyle gizlendiğinden ağır kusurlu olduğu belirtilerek taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece tesis edilen işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın şimdilik 30.000,00-TL’lik kısmının zararın doğduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İmar planlarında Bakanlığın yetkisi” başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) (2) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.”;
Ek 3. maddesinde, “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca onaylanmak ve Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması hâlinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.” kuralı yer almaktadır.
Taşınmazın satışına ilişkin ihale kapsamında hazırlanan İhale Şartnamesi’nin Zeyilname ile eklenen “Diğer Hususlar” başlıklı 23. maddesinde, “Taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına karşı dava açılması ve bu davada yürütmeyi durdurma veya iptal kararı verilmesi ve bu kararın sözleşme imza tarihinden önce idareye tebliğ edilmesi durumunda, alıcının talebine bağlı olarak sözleşme imzalanmasından vazgeçilir. Bu durumda alıcının geçici ve ek geçici teminatı iade edilir. İdare ve/veya Kurul kararında yer alması hâlinde diğer teklif sahiplerine de sırası ile aynı usul ve şartlar uygulanır.
Alıcı tarafından sözleşme imzalanıp taşınmazın devrinin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde, taşınmazın idare tarafından yapılan imar planına ilişkin olarak verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen gerekli imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek Madde 3 çerçevesinde yapılır.
Tüm bunlarla ilgili olarak teklif sahibi/alıcı idare ve/veya kuruluştan hiçbir zarar, ziyan, bedel indirimi veya iadesi ve benzeri talepte bulunamaz” düzenlemesi yer almıştır.
Olayda, taşınmaza ilişkin imar planının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesi’nin 2013/1205, 2014/5514 ve 2013/556 esasına kayden açılan davalarda 05/11/2013 ve 25/11/2014 tarihlerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp bilirkişi raporu alındıktan sonra yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne, 02/06/2016 tarihinde, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ve 14/03/2018 ve 30/05/2018 tarihlerinde söz konusu imar planının iptaline karar verilerek anılan kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca 14/03/2018 ve 13/03/2019 tarihli kararlarıyla onanmış; idarece, İhale Şartnamesindeki sözleşme imzalanıp taşınmazın devrinin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde, taşınmazın imar planına ilişkin olarak verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen gerekli imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemlerin idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek 3. maddesi çerçevesinde yapılacağı yönündeki düzenleme uyarınca taşınmaza ilişkin imar planı yeniden hazırlanmış, … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanmış ve 17/04/2019 tarih ve 30748 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, anılan Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesi’nce 11/11/2020 tarih ve E:2019/14761, K:2020/10729 sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 19/04/2021 tarih ve E:2021/386, K:2021/800 tarihli kararıyla, söz konusu kararın onanmasına karar verilmiştir.
İdarece tek yanlı olarak düzenlenen İhale Şartnamesi’nde bulunan, idare lehine sorumluluğu sınırlayan hükümlerin, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu şeklinde belirtilen hüküm gözetildiğinde, tazmin yükümlülüğünü gerektiren durumların gerçekleşmesi hâlinde, idarenin hukukî sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ve ihale tarihinde yürürlükte bulunan imar planındaki kullanım kararı ve yapılaşma koşulları esas alınarak belirlenen bedel üzerinden ihaleye çıkarılan ve ihale neticesinde davacı Vakfa satışı yapılan taşınmazla ilgili imar planının hukuka aykırı bulunarak Danıştay Altıncı Dairesi’nce iptal edilmesi sonucu yeniden yapılan imar planında getirilen kullanım kararı ve yapılaşma koşulları bakımından taşınmazın değerini düşüren hukukî koşulların gerçekleşmesi hâlinde, davacının bu nedenle varsa uğradığı zararın, Anayasa’nın 125. maddesi ile hukukun genel ilkelerine göre, öncelikle kusur esasına ya da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece tazmini gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır.
Ancak, taşınmaza ilişkin ihale tarihindeki imar planlarının yargı kararlarıyla iptali üzerine, davalı idarece İhale Şartnamesindeki düzenleme uyarınca üzerine düşen sorumluluk yerine getirilerek yeni imar planlarının hazırlanarak yürürlüğe konulmasının sağlandığı, her ne kadar yargı kararıyla yeni imar planının da iptaline karar verilmiş olsa da, idarece yeni plan hazırlanacağının açık olduğu, henüz yeni imar planı yapılmadan bulunulan bu aşama itibarıyla davacının henüz kesinleşmiş ve hesaplanabilecek nitelikte bir zararı bulunmadığı anlaşıldığından, tazminat isteminin yalnızca belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği düşüncesiyle karara bu gerekçeyle katılmıyorum.