Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/678 E. , 2021/5238 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/678
Karar No : 2021/5238
DAVACI : …Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Kurumu
VEKİLLERİ : Av. … Av. …
DAVANIN KONUSU :
28/12/2019 tarih ve 30992 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 26/12/2019 tarih ve 9102 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararında Ek-2 olarak yer alan üreticiler için dağıtım tarifesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Eski tarife ile kıyaslandığından yeni tarife yaklaşık %40 artış olduğu, yıllık enflasyon oranının %11,84 olduğu dikkate alındığında artışın fahiş olduğu, EPDK kararı ile bu şekilde artış yapılmasının kanunilik ilkesine aykırılık oluşturduğu, neden böyle bir atışın yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklamanın yapılmadığı, hukuki devleti ilkesinin bir gereği olarak idarenin eylem ve işlemlerinin belirli ve öngörülebilir olması gerektiği, önceki yıllarda istikrar kazanmış uygulamaların terkedilmesinin kabul edilemez olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Usûle ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüş; esasa ilişkin olarak ise, dağıtım sistemine bağlı kullanıcılara (üreticilere ve tüketicilere) uygulanacak dağıtım tarifelerini onaylama konusunda görevli ve yetkili oldukları, dava konusu Kurul kararı ile üreticiler için dağıtım, güç ve güç aşım fiyatı, emre amade güç ve emre amade güç aşım fiyatlarının TEİAŞ için onaylanan sistem kullanım ve sistem işletim gelir tavanında önceki yıla göre oluşan %40’lık değişim oranında artışın yapıldığı, dağıtım şirketlerinin TEİAŞ’a ödemiş oldukları sistem kullanım ve sistem işletim bedellerinin dağıtım sistem işletim gelir tavanının içinde yer aldığı, dolayısıyla iletim sistem kullanım ve sistem işletim bedellerindeki artışın dağıtım bedellerindeki artışı etkilediği, enflasyon oranının tarife hesaplamalarında dikkate alınan unsurlardan yalnızca biri olduğu, onaylanan fiyatlardaki artışın tek nedeni olmadığı, tarifedeki artışın enflasyon oranı ile sınırlandırmanın mümkün olmadığı, fiyat değişikliklerinin izah edilebilir makul gerekçelerinin bulunduğu, elektrik piyasasının birden fazla faaliyetin farklı aktörler tarafından yürütüldüğü çok taraflı bir piyasa olduğu, Kurumun piyasaya ilişkin işlemleri davacının ekonomik anlamda beklentilerinin ötesinde olduğundan artışın fahiş olarak nitelendirilmesinin yerinde olmadığı, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin maliyetlerin hem üreticilere hem de tüketicilere yansıtıldığı, 2019 yılı ilk çeyrekten itibaren karşılaştırma yapıldığında üretici dağıtım bedelinin tüketicilere uygulanan dağıtım bedelinin 9’da biri olduğu, tüketicilere uygulanan dağıtım bedellerinde yıl boyu değişim meydana gelirken üretici dağıtım bedellerinin yıl sonunda artış gösterdiği, dağıtım bedellerinin kayıp enerji maliyeti hariç olarak belirlenen sistem işletim dağıtım bedeli ile karşılaştırmanın daha doğru olduğu, üretici dağıtım bedelinin sistem işletim dağıtım bedelinin 6’da biri civarında olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …DÜŞÜNCESİ :
Dava; 01/01/2020 tarihinden itibaren geçerli olacak elektrik tarife tablolarına ilişkin 26/12/2019 tarih ve 9102 sayılı Kurul kararının 2 no’lu ekinde yer verilen üreticiler için dağıtım tarifesinin iptali istemi ile açılmıştır.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, dağıtım tesisinin, iletim tesislerinin ve dağıtım gerilim seviyesinden bağlı üretim ve tüketim tesislerine ait şalt sahalarının bittiği noktadan sonraki nihayet direğinden, alçak gerilim seviyesinden bağlı tüketicilerin yapı bina giriş noktalarına kadar, bina giriş ve sayaç arası hariç, elektrik dağıtımı için teçhiz edilmiş tesis ve teçhizat ile dağıtım şirketince teçhiz edilen ya da devralınan sayaçları ifade ettiği; 9. maddesinin birinci fıkrasında, dağıtım faaliyetinin, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında belirlenen bölgede yürütüleceği, dağıtım şirketinin, lisansında belirlenen bölgede sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden sorumlu olduğu (…); ikinci fıkrasında, dağıtım şirketinin, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin hizmet sunmakla yükümlü olduğu; 17. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinde, dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifelerinin, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerdiği; Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında, düzenlemeye tâbi tarifeler üzerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicileri, dağıtım bölgeleri arası maliyet farklılıkları nedeniyle var olan fiyat farklılıklarından kısmen veya tamamen koruyacak şekilde tesis edilmiş ve uygulamaya ilişkin hususları Kurum tarafından hazırlanan tebliğ ile düzenlenmiş fiyat eşitleme mekanizmasının 31/12/2020 tarihine kadar uygulanacağı, tüm kamu ve özel dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketlerinin fiyat eşitleme mekanizması içerisinde yer alacağı; Geçici 18. maddesinde, 01/01/2016 tarihine kadar, teknik ve teknik olmayan kayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde, diğer dağıtım bölgelerinden farklı düzenlemeler yapılmasına, hedef kayıp-kaçak oranlarının bir önceki yılın gerçekleşmeleri dikkate alınarak ve sonraki uygulama dönemleri de dâhil olmak üzere yeniden belirlenmesine Kurul’un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Davaya konu edilen Kurul kararı ile; dağıtım şirketleri tarafından dağıtım sistemi kullanıcılarına ve görevli tedarik şirketleri tarafından serbest olmayan tüketiciler ile serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen ve 20/01/2018 tarihli ve 30307 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında tanımlanan düşük tüketimli tüketicilere 01/01/2020 tarihinden itibaren uygulanacak faaliyet bazlı tarife tablosu ile nihai tarife tablosunun onaylanmasına karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği, tarifelerin, ilgili tüzel kişiler tarafından belirlenen usul ve esaslara göre hazırlanarak davalı idareye sunulması gerekmektedir. Sunulan tekliflerin davalı idare tarafından incelenmesi neticesi, Dağıtım Sistemi Gelirin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ hükümleri gereğince, 2020 yılı dağıtım gelir tavanı hesabı dikkate alınarak 01/01/2020 tarihinden itibaren, elektriğin dağıtımı için geçerli olan fiyatların belirlenmektedir. Davalı idare tarafından onaylanan dağıtım tarifesi, dağıtım faaliyetinin yürütülme hizmetini, lisansa tabi olarak sürdüren tüzel kişilerin (dağıtım şirketlerinin) gelir düzenlemesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Dava konusu Kurul kararı ile onaylanan dağıtım tarifesi içerisinde yer alan üreticiler hakkındaki bedellerin hukuki dayanağının, 4628 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (e) ve (f) bentleri ile 6446 sayılı Kanun’un 9 ve 17. maddeleri hükümleri olduğu görülmektedir.
Dağıtım tarifesi; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme – bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti, iletim tarifesi kapsamında oluşan maliyetler gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşmaktadır. Bu husus, dağıtım tarifesinin belirli bir düzenlemeye tabi olduğunu ortaya koymaktadır.
Teknik ve teknik olmayan kayıp, temelde birbirinden ayrıştırılması zor olan elektrik sistemlerinde sistem elemanlarının iç tüketimlerinden kaynaklanan teknik kayıplar ile kaçak kullanımlar olmak üzere iki bileşenden oluşmaktadır. Teknik kayıplar; trafo kayıpları, hat kayıpları ve sayaç kayıplarından kaynaklanmaktadır. Kaçak olarak nitelendirilen teknik olmayan kayıpların ise; ahlâki, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik nedenleri bulunmaktadır.
Bu kayıplardan doğan maliyet perakende satış tarifesinin bir unsuru iken, teknik ve teknik olmayan kaybın düşürülmesine ilişkin yükümlülükler dağıtım şirketlerinin sorumluluğundaydı. Ancak, piyasa yapısı içerisinde serbet tüketici limitinin düşmesine bağlı olarak, serbest tüketici hakkını kullanan tüketicilerin perakende satış tarifesinden çıkmaları ve toptan satış piyasasından elektrik alma imkânına kavuşmaları doğrultusunda sayaçları incelenerek belli bir metodoloji uyarınca belirlenmiş teknik kayıp oranında bir kayıp miktarı tedarikçi firmaya yansıtılmaktaydı. Dolayısıyla serbest tüketicilere satış yapan tedarik şirketleri kaçak kullanımdan doğan maliyetlerden etkilenmemekteydi.
Söz konusu uygulamaların serbest tüketicilere satış yapan şirketlere sağladığı bu avantaj sonucunda, elde ettikleri fiyat avantajını serbest tüketicilere yansıtmaları serbest tüketici hakkını kullanan tüketici sayısının artmasına neden olmuş ve bunun sonucu olarak da perakende satış tarifesinden elektrik alan serbest olmayan tüketiciler üzerindeki yük giderek artmaya devam etmiştir. Bu koşullar altında yapılan dağıtım şirketlerinin özelleştirme ihalelerinde, şirketler tarafından dağıtım bölgelerindeki kaçak miktarlarının da teklif edilen fiyata yansıtıldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, teknik ve teknik olmayan kaybı düşürmek için yapılacak yatırımların, kaçak kullanımla mücadele için yapılması düşünülen işletme ve yatırım harcamaları ile birlikte dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim, kanun koyucu da 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinde teknik ve teknik olmayan kayıp maliyetini dağıtım tarifesinin bir unsuru olarak öngörmüştür.
01/01/2007-31/12/2010 tarihleri arasındaki Geçiş Döneminde perakende satış bedeli içerisinde; faturalama, okuma ve perakende satış hizmetine ilişkin tüm maliyetler yer almakta iken, 2011 yılından itibaren perakende satış hizmeti bedeli sayaç okumaya ilişkin perakende satış hizmeti bedeli ve sayaç okuma dışında perakende satış hizmeti bedeli olarak ikiye ayrıştırılmıştır.
Dağıtım ve görevli perakende satış şirketlerinin 01/01/2013 tarihinden itibaren ayrıştırılmasından sonra sayaç okuma bedeli dağıtım şirketleri tarafından tahsil edilmeye başlanmıştır.
31/12/2015 tarihinde yürürlüğe giren Usul ve Esaslar ile dağıtım tarifeleri kapsamında faturalarda gösterilen dağıtım, kayıp-kaçak, sayaç okuma ve iletim bedellerinin, dağıtım ve görevli tedarik faaliyetinin ayrışması neticesinde ayrı olarak izlenmesine son verilerek söz konusu bedellerin tek bir bedel altında gösterilmesi benimsenmiştir.
01/01/2016 tarihinde yürürlüğe giren Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sayaç okuma bedeli, iletim bedeli ve teknik ve teknik olmayan kayıp bedeli dağıtım bedeli altında birleştirilmiştir. Aynı şekilde 01/01/2016 tarihinde yürürlüğe giren Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 01/01/2016 tarihinden önce ayrı bir bedel olarak hesaplanan perakende satış hizmeti bedeli, 01/01/2016 tarihinden itibaren aktif enerji bedeli içerisinde faturalara yansıtılmaktadır.
01/09/2006 tarih ve 26276 1. Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 24/08/2006 tarih ve 875 sayılı Kurul kararıyla belirlenen Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümün 2. maddesinin (b) alt bendinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/04/2011 tarih ve E:2008/2695, K:2011/1368 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu’nun 24/05/2012 tarih ve E:2011/1901, K:2012/798 sayılı kararıyla, Dairenin anılan kararının, iptal isteminin serbest tüketicilere ilişkin olduğu dikkate alındığında, kararın serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanacağı gerekçesiyle onandığı görülmektedir.
Benzer şekilde, 2. Uygulama Döneminde sayaç okuma bedelinin nispi bir bedel olarak alınacağını düzenleyen Yönetmelik kuralının iptali istemiyle açılan davada da, Danıştay Onüçüncü Dairesinin, 31/03/2015 tarih ve E:2011/690, K:2015/1261 sayılı kararıyla geçiş dönemine ilişkin karara atıf yapılmak suretiyle anılan kuralın iptaline karar verilmiştir.
Geçiş Dönemi ve 2. Uygulama Döneminde sayaç okuma bedeli ayrı bir bileşen olarak faturalarda yer almaktaydı. Dolayısıyla dağıtım, kayıp-kaçak ve iletim bedelleri gibi sayaç okuma bedelinin de nispi veya maktu olup olmadığı faturadan anlaşılmaktaydı. Oysaki, 2016-2020 3. Uygulama Döneminde yeni bir tarife metodolojisi yürürlüğe girmiştir. Bu metodolojide, 6446 sayılı Kanun’un öngördüğü hukukî ayrıştırma dikkate alınarak fatura bileşenlerinin sayısı azaltılmış ve her bir maliyet kalemi ilişkili olduğu temel maliyet bileşeni içerisinde hesaplanmaya başlanmıştır. Bu çerçevede sayaç okuma bedeli de, dağıtım bedelinin bir unsuru olarak yer almıştır.
Metodolojiyle birlikte, artık dağıtım tarifesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü faturalarda aktif enerji bedeli ve dağıtım bedeli olarak iki temel bileşen bulunmakta olup, bu bileşenlerden dağıtım bedelini oluşturan unsurların nispi veya maktu olarak ayrıştırılması fiilen mümkün değildir. Aksi bir kabul hâlinde, tarifede yer alan her bir maliyet kaleminin nispi veya maktu olarak ayrıştırılması gerekir ki, bu yönde bir değerlendirmenin tüketiciler arasında eşitsizliğe yol açacağı açıktır. Kaldıki, 6446 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinde düzenlenen ulusal tarife uygulaması, tüketicileri fiyat farklılıklarından korumaya yöneliktir.
Dağıtım tesisinin varlığı, dağıtım faaliyetinin yürütülebilmesi için zorunludur. Kamu hizmeti niteliğindeki bu faaliyetin yerine getirilebilmesi için oluşan maliyet, dağıtım bedeli olarak kullanıcılara yansıtılmaktadır. Kanun, dağıtım faaliyeti için onaylanan gelir tavanları ile öngörülen dağıtıma esas enerji ve abone grubu oransallıkları ile elde edilen dağıtım bedelinin yansıtılmasında herhangi bir istisnaî kurala yer vermemiş olup, dağıtım sistemi kullanıcılarının tamamını yükümlü kılmıştır.
Dağıtım seviyesinde olan kayıp enerji maliyetinin, dağıtım seviyesinden bağlı üreticilere, tüketicilere yansıtılanın yaklaşık 1/9’u oranında yansıtılmaktadır. Bu, dağıtım seviyesinden bağlı üreticilerin, dağıtım sistemine enerji verirken, teknik kayıpları da azaltma yönünde sistemin faydasına çalışmasından kaynaklanmaktadır.
TEİAŞ’ın 2020 yılına ilişkin gelir tavanında da, bir önceki yıla oranla artış yaşanmış, iletim tarifelerinde de kullanıcıların kapasite kullanım oranlarına bağlı olarak bir artış meydana gelmiştir.
Dağıtım gelir tavanı, sistem işletim ve kayıp enerji gelir tavanlarının toplamında oluşmakta, sistem işletim gelir tavanı; dağıtım şirketlerinin TEİAŞ’a ödemiş oldukları sistem kullanım ve sistem işletim bedellerini de içermektedir. Bu nedenle, dava konusu Kurul kararında yaşanan artışların bir kısmı, zorunlu olarak iletim sistem kullanım ve sistem işletim fiyatlarında oluşan artışlarda meydana gelmektedir.
Elektrik piyasası, birden fazla faaliyetin farklı aktörler tarafından yürütüldüğü çok taraflı bir piyasadır. Piyasada yer alan tarafların, kendi kuruluş amaçları doğrultusunda faydalarını en yüksek seviyede tutma çabası içinde olmaları ekonomik ilkeler ile uyumludur. İşte bu ekonomik gerçeklik ile, kanunla yetkilendirilmiş olan davalı idarenin; yetkisini kullanırken, tüketicilere kaliteli, sürekli ve düşük maliyetli elektriğin ulaştırılmasını sağlaması, tarifesi düzenlenen şirketin, düzenlenen faaliyetini sürdürebilmesi için gereken gelir ihtiyacını mevzuat çerçevesinde belirlemesi, 6446 sayılı Kanun’un amacı gözetilerek dağıtım tarifesi içerisinde dikkate alınan unsurların, üreticilere ve tüketicilere yansıtılması hususunda makul bir dengeyi gözetmesi neticesi, tesis edilen ve 01/01/2020 tarihinden itibaren geçerli olacak elektrik tarife tablolarına ilişkin alınan 26/12/2019 tarih ve 9102 sayılı Kurul kararının 2 no’lu ekinde yer verilen üreticiler için dağıtım tarifesinde hukuka aykırı bir husus görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirket elektrik üretim lisansı kapsamında HES tesislerinde elektrik üretimi yapmaktadır. Dağıtım sistemi kullanıcılarına 01/01/2020 tarihinden itibaren uygulanmak üzere tarife tablolarının belirlenmesine ilişkin 26/12/2019 tarih ve 9102 sayılı Kurul kararının tesis edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usûle yönelik itirazları yerinde görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesinde, “Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur.” kuralına yer verilmiş; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, “Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak.” Kurul’un görevleri arasında sayılmış; 5. maddesinin 7. fıkrasının (e) bendinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun, ilgili lisans hükümleri uyarınca hazırlanacak olan; Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketinin toptan satış fiyat tarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakende satış tarifelerini inceleme ve onaylama konularında yetkili olduğu; (f) bendinde; İletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tesbit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
6446 sayılı Kanunun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır.” kuralı yer almış; 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, dağıtım tesisinin, iletim tesislerinin ve dağıtım gerilim seviyesinden bağlı üretim ve tüketim tesislerine ait şalt sahalarının bittiği noktadan sonraki nihayet direğinden, alçak gerilim seviyesinden bağlı tüketicilerin yapı bina giriş noktalarına kadar, bina giriş ve sayaç arası hariç, elektrik dağıtımı için teçhiz edilmiş tesis ve teçhizat ile dağıtım şirketince teçhiz edilen ya da devralınan sayaçları ifade ettiği; (ff) bendinde, “Tarife: Elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin iletimi, dağıtımı ve satışı ile bunlara dair hizmetlere ilişkin fiyat, hüküm ve şartları içeren düzenlemeleri,” ifade edeceği kuralı getirilmiş, Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasında, dağıtım faaliyetinin, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında belirlenen bölgede yürütüleceği, dağıtım şirketinin, lisansında belirlenen bölgede sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden sorumlu olduğu; ikinci fıkrasında, dağıtım şirketinin, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin hizmet sunmakla yükümlü olduğu; 7. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinde, “Dağıtım tarifeleri: Dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlar bu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir. Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır. Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6446 sayılı Kanun, dağıtım şirketlerini, dağıtım tesislerini yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarını yapmakla yükümlü kılmakta; özelleştirme sonrası elektrik dağıtım tesislerinin iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve genişletilmesi için yapılan yatırımların mülkiyetinin kamuya ait olduğunu belirtmekte; özelleştirilen elektrik dağıtım tesis ve varlıklarına ilişkin her türlü işletme ile yatırım planlaması ve uygulamasında onay ve değişiklik yetkisini Kurula vermektedir.
Görüldüğü üzere, dağıtım tesisinin varlığı, dağıtım faaliyetinin yürütülebilmesi için zorunludur. Kamu hizmeti niteliğindeki bu faaliyetin yerine getirilebilmesi için oluşan maliyet, dağıtım bedeli olarak kullanıcılara yansıtılmaktadır. Kanun, dağıtım bedelinin yansıtılmasında herhangi bir istisnaî kurala yer vermemiş olup, dağıtım sistemi kullanıcılarının tamamını yükümlü kılmıştır.
Dava konusu Kurul kararıyla, dağıtım şirketleri tarafından dağıtım sistemi kullanıcılarına 01/01/2020 tarihinden itibaren uygulanmak üzere kararın ekinde (Ek-1 ve Ek-2’de) yer alan tarife tablolarının onaylanmasına karar verildiği görülmektedir.
Dairemizin 28/09/2020 tarihli ara kararıyla, davalı idareden, davaya konu tarifede meydana gelen artışın gerekçesine ilişkin ayrıntılı açıklamanın ve tarifenin belirlenmesine ilişkin tüm kalemlerin (alt başlıklar hâlinde) bir önceki tarifeye ilişkin kalemlerle karşılaştırma yapılmak suretiyle tablo şeklinde ayrıntılı olarak istenilmiştir.
Ara kararına verilen cevabi yazıda:
– Dağıtım tarifeleri dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller ile tarifenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslardan oluştuğu, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller dağıtım gelir tavanından hareketle hesap edildiği, zira dağıtım gelir tavanı her bir dağıtım şirketi özelinde belirlenmekte olup dava konusu tarife 6446 sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile hüküm altına alınan ulusal tarife uygulamasının bir gereği olarak 21 elektrik dağıtım şirketinin toplam gelir tavanından hareketle onaylandığı, Kurul tarafından onaylanan dağıtım gelir tavanlarının sabit olduğu, sabit olan dağıtım gelir tavanının bir kısmı üreticilere diğer bir kısmı ise tüketicilere yansıtıldığı, dağıtım seviyesinden bağlı üreticiler için sisteme verilen enerji için tahakkuk ettirilen dağıtım bedelinin belirlenmesinde dağıtım şirketlerinin gelir tavanları ve sisteme verilmesi öngörülen enerji miktarları kadar iletim seviyesinden bağlı üreticiler için belirlenen sistem kullanım tarifelerinin de Kurul tarafından dikkate alındığı, bunun gerekçesinin ise, hem iletim seviyesinden hem de dağıtım seviyesinden bağlı üreticilerin ödemiş oldukları ortalama sistem kullanım tarifelerinin ülke genelinde elektrik üretim faaliyeti gerçekleştiren üreticiler için faaliyet bazlı karşılaştırılabilir olması, üreticilerin kendi taleplerine göre değil daha çok kurulu güç ve sistem gereksinimleri gibi teknik gereklilikler ve ilgili mevzuat kapsamında belirlenen bağlantı seviyelerinin tarifelerinde oluşacak farklılıkların elektrik piyasasında üretim faaliyetinde rekabeti engelleyecek bir seviyeye ulaşmasına engellemek olduğu,
– Dağıtım seviyesinden bağlı üreticilerin sisteme verdikleri enerji için belirlenen tek terimli dağıtım bedeli 2020 yılı birinci çeyreğinde 2,6190 kr/kWh iken, iletim seviyesinden bağlı üreticilerin ödemiş oldukları sistem kullanım bedeli ortalamada 2,9740 Kr/kWh’ olduğu, yani dağıtım seviyesinden bağlı üreticiler iletim seviyesinden bağlı üreticilere göre daha düşük sistem kullanım bedeli ödedikleri, bunun yanında dağıtım seviyesinden bağlı tüketiciler 2020 yılı birinci çeyreğinde 19,2733 kr/kWh ortalama dağıtım bedeli öderken dağıtım seviyesinden bağlı üreticilerin ödemek durumunda kaldığının yaklaşık 7,3 katı kadar; kayıp enerji maliyeti hariç sistem işletim dağıtım bedeli olarak bir kıyaslama yapıldığında ise tüketicilerin 14,4555 kr/kWh ortalama dağıtım bedeli ödeyerek dağıtım seviyesinden bağlı üreticilerin ödediğinin 5,5 katı kadar dağıtım bedeli ödediği anlaşılmakta olup cevabi yazıda yer alan 2019-2020 iletim tarifelerinde dikkate alınan maliyet kalemleri başlıklı tabloda ise, TEİAŞ’ın 2019 yılına ilişkin toplam gelir tavanının 10 milyar 672 milyon TL, 2020 yılına ilişkin toplam gelir tavanının 15 milyar 9 milyon TL olduğu, sistem kullanım gelir tavanının 9 milyar 898 milyon TL’den 13 milyar 445 milyon TL’ye, sistem işletim gelir tavanının ise 774 milyon TL’den 1 milyar 563 milyon TL’ye çıktığı görülmüştür.
Öte yandan, davacı tarafından, tarifede meydana gelen artışın enflasyon oranının çok üzerinde ve fahiş olduğu ileri sürülmüş ise de enflasyon oranının tarife hesaplamalarında dikkate alınan unsurlardan yalnızca birisi olduğu, dağıtım şirketlerinin dağıtım gelir tavanı bileşenleri ve nitelikleri de dikkate alındığında fiyat artışının doğrudan enflasyon oranları ile sınırlı olmadığı, sisteme ilişkin bütün maliyetlerin dikkate alındığı bir metodoloji çerçevesinde belirlenen dağıtım bedellerindeki artışın tek sebebinin enflasyon olduğunun kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, davalı EPDK’nın dağıtım tarifelerini belirleme yetkisini kullanırken, tüketicilere kaliteli, sürekli ve düşük maliyetli elektriğin ulaştırılmasını sağlamayı ve dağıtım faaliyetinin sürdürülebilmesi için gereken gelir ihtiyacını mevzuat doğrultusunda belirlemeyi esas aldığı, 6446 sayılı Kanun’un amacı gözetilerek dağıtım tarifesi içerisinde dikkate alınan maliyet unsurlarının, üreticilere ve tüketicilere yansıtılması hususunda makûl bir dengenin gözetildiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.