Danıştay Kararı 3. Daire 2018/857 E. 2021/5667 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2018/857 E.  ,  2021/5667 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/857
Karar No : 2021/5667

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2002 yılına ilişkin muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriği vergi ve cezalara ait ihbarnamelerin, davacının bilinen adresinde tebliğ edilemediği hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde öngörülen şekilde tespit yapılmaksızın ilanen tebliğ edilmiş olması usulsüz olduğundan, usulüne uygun biçimde kesinleştirilmiş kamu alacağının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emri dayanağı vergi ve cezaların posta yoluyla tebliği denendiği halde davacının adresinde bulunamaması nedeniyle alındının posta memurunca imza altına alınmak suretiyle tutanak haline getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, hakkında düzenlenen 07/03/2007 tarihli Basit Rapora istinaden 2002 yılı gelir vergisi ve katma değer vergisi matrahlarının takdir edilmesi için 08/03/2007 tarihinde takdire sevk edildiği, 30/04/2010 tarihinde takdir edilen ve 15/06/2010 tarihinde vergi dairesine tevdii edilen kararlara istinaden adına 2002 yılı için bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aynı yılın Mart ila Ekim ve Aralık dönemleri için bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin re’sen salındığı, bu tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin ve sonrasında kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin bilinen adreslerinde bulunamaması nedeniyle sırasıyla 03/08/2010 ve 28/12/2015 tarihlerinde ilanen tebliğ edildiği ve değinilen borçlar nedeniyle gayrimenkulünün haczedildiğini duyuran 29/12/2016 tarihli yazı ile dava konusu ödeme emirlerinden haberdar olunduğu anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirmeyle ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği, 102. maddesinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, bu işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyetin taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı, 113. maddesinde, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanan zamanaşımının, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği, 114. maddesinin birinci fıkrasında ise vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmış, ikinci fıkrasında yer alan “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.” hükmü, 6009 sayılı Kanunun 8. maddesi ile “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” şeklinde değiştirilmiştir.
Sözü edilen değişikliğe ilave olarak, 6009 sayılı Kanunun 16. maddesi ile Vergi Usul Kanunu’na, 01/01/2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olup, normal zamanaşımı süresinin sona ermesinden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmiş bulunan vergilerle ilgili olarak Geçici 28. maddesi eklenerek, maddenin yürürlüğe girdiği 01/08/2010 tarihinden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmiş olup, komisyonca takdir edilen matrah üzerinden 31/12/2012 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
31/12/2007 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmesi gereken 2002 yılına ilişkin gelir vergisi ve katma değer vergisine yönelik matrah takdiri amacıyla 08/03/2007 tarihinde yapılan sevk ile zamanaşımı süresinin durduğu ve 15/06/2010 tarihinde tevdii edilen takdir komisyonu kararlarına istinaden süre kaldığı yerden işlemeye başladığından kalan süre içerisinde yapılacak tarhiyatın usule uygun bir şekilde tebliğ yapılması halinde zamanaşımına uğradığından söz edilemeyecektir.
Dava konusu ödeme emirleri içeriği vergi ve cezaları duyuran ihbarnamelerin davacının bilinen adresinde tebliğ edilmediği hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde belirtilen şekilde tespit edilmeksizin 03/08/2010 tarihinde yapılan ilanen tebliğin usulsüz olduğu göz önüne alındığında, dava konusu ödeme emirlerinden haberdar olunduğu 29/12/2016 tarihinin değinilen tarhiyattan haberdar olunduğu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği dolayısıyla bu tarih itibarıyla tarh zamanaşımına uğradığı anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini yazılı gerekçeyle iptal eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.