Danıştay Kararı 4. Daire 2017/34 E. 2021/7757 K. 01.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/34 E.  ,  2021/7757 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/34
Karar No : 2021/7757

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Tanıtım ve Reklam Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle 2010/2,5,6,9,10 ve 11 dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergileri ile tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarının ve 2010/11 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının ilgili dönemde fatura aldığı Halkalı Vergi Dairesi mükellefi …, Avcılar Vergi Dairesi mükellefi ……, Beylikdüzü Vergi Dairesi mükellefi …, Güneşli Vergi Dairesi mükellefi …, Sarıyer Vergi Dairesi mükellefleri …ile …İletişim Tasarım Danışmanlık ve Pazarlama Sanayi Ticaret Anonim Şirketi hakkındaki tespitler düzenledikleri faturaların sahte olduğunu ortaya koymaya yeterli olmadığından bu faturalardan kaynaklı cezalı tarhiyatta ve cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamamlanmadan kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk, diğer mükelleflerden alınan faturalardan kaynaklanan cezalı tarhiyatta ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan tarhiyatlar ile kesilen cezaların yerinde olduğu ve kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ……
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın, cezalı tarhiyata ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Davacının ilgili dönemde fatura aldığı …hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporunda; 26/02/2010 tarihli yoklamada şirketin reklam ve promosyon hizmeti faaliyeti gösterdiğinin tespit edildiği, 15/07/2011 tarihli yoklamada, emtianın olmadığı, ofis malzemelerinin olduğu, 20/09/2011 ve 24/11/2011 tarihli yoklamalarda adresin kapalı olduğunun tespit edildiği, 2010 yılı defter tasdik bilgisinin olduğu, diğer yıllara ilişkin tasdik bilgisinin olmadığı, 2010 yılı gelir vergisi beyanı ile 2010/3 ila 2011/5 dönemi kdv beyanının olduğu, 2010/3 döneminde 55.593,00 TL olan matrahın bir sonraki aydan itibaren fahiş bir şekilde arttığı, 2010 yılı kdv matrahları toplamı 4.032.849,67 TL olduğu, karşıt Ba formlarında şirketten 4.186.014,00 TL mal veya hizmet alındığının beyan edildiği, 2011 yılı gelir vergisi beyannamesi vermediği, adına kayıtlı aracın bulunmadığı, 2011 yılı KDV matrahları toplamının 2.741.163,00 TL olduğu, karşıt Ba formlarında 2011 yılında mükelleften 3.003.549,00 TL mal alındığının beyan edildiği, alışlarına ilişkin bildirimde bulunmadığı ve kendisine başka firmalar tarafından da mal ve/veya hizmet satışında bulunulduğunun beyan edilmediği, 55.896,00 TL vergi borcu olduğu halde hiç ödeme yapılmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan tespitler değerlendirildiğinde, özellikle yapılan yoklamalarda mükellefin işyerinde herhangi bir emtiaya veya faaliyete rastlanılmadığı, teknik bilgi gerektiren bir alanda faaliyet yürütülmesine rağmen çalışan işçisi olmadığı, adına kayıtlı aracın bulunmadığı, beyan ettiği matrahlar ile diğer mükelleflerce bildirilen alış tutarlarının uyumsuz olduğu ve bildirdiği hasılatı elde edebilecek bir ticari organizasyona sahip olmadığı dikkate alındığında düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının fatura aldığı …(…Tekstil Ürünleri) hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; 08/06/2009 tarihinde tekstil ürünleri toptan satışı yapmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/01/2010 tarihi itibariyle mükellefiyetini terk ettiği, ancak vergi dairesince bu tarih itibariyle yeniden mükellefiyet tesis ettirildiği, mükellefin yasal defterlerine ait tasdik bilgisine ulaşılamadığı, defter belge isteme yazısının tebliğ edilemediği, 09/06/2009 tarihli yoklamada, iş yerinin 90 m² olduğu, tespit anında iş yerinde 12 çalışanın bulunduğu, demirbaş olarak 11 sanayi tipi dikiş makinesi, 1 adet kesme makinesi, 2 adet iş masası, 1 adet büro masası ve koltuk bulunduğu, 12/10/2009 tarihli yoklamada, mükellefin fason konfeksiyon dikim faaliyetine devam ettiği, tasdikli vergi levhasının bulunduğu, tespit anında 9 ücretli işçisinin olduğu, iş yerinde 12 adet konfeksiyon dikiş makinesi, 1 adet büro masası, koltuk ve telefon bulunduğu, 04/03/2010 tarihli yoklamada, belirtilen adreste konfeksiyon atölyesinin fiilen faaliyette olduğu, iş yeri sahibinin kimlik ibraz etmemesi nedeniyle gerekli terk işleminin yapılamadığı, 17/03/2010 tarihinde yapılan yoklamada, mükellefin adresteki faaliyetini 31/01/2010 tarihi itibari ile terk ettiği, başka bir mükellefin faaliyette olduğu hususlarının tespit edildiği, mükellefin 2009/6 ila 12 dönemi katma değer vergisi matrah toplamının 673.660,05 TL olduğu, diğer mükelleflerin Ba formlarıyla 845 adet belge karşılığında 4.510.188,00 TL tutarında alış yaptıklarını bildirdikleri, 2010/1 dönemi katma değer vergisi matrahının 87.964,65 TL olduğu, diğer mükelleflerin 1.377.124,00 TL tutarında alış yaptıklarını bildirdikleri, mükellefin 2009/6 ila 12 ve 2010/2 dönemlerine ait Ba-Bs formlarının verilmediği, 2010/1 dönemine ilişkin Ba formunun boş olarak verildiği, beyannamelerinin e-beyanname olarak düzenlendiği, toplam 42.921,00 TL vergi borcunun bulunduğu, 2009 yılına ilişkin olarak sadece 5,40 TL tutarında damga vergisi ödendiği tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen tespitler incelendiğinde, özellikle davacıya fatura düzenlendiği dönemde yapılan yoklamada mükellefin faaliyetinin bulunmadığı, işyerinde başka bir mükellefin faaliyette bulunduğu, bildirdiği satış tutarları ile diğer mükelleflerce bildirilen alış tutarlarının uyumsuz olduğu dikkate alındığında davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının fatura aldığı …hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporunda; 24/04/2009 tarihinde tuhafiye ve manifatura malzemeleri toptan ticaretiyle uğraşmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 27/04/2009 tarihli yoklamada, iş yerinin 50 m2 olduğu, işçi çalıştırmadığı, iş yerinde makul miktarda konfeksiyon ipliği olduğu, 09/06/2010 tarihli yoklamada tekstil yan ürünleri, tela ve düğme ticaretiyle faaliyet gösterdiği, şube ve deposunun olmadığı, numune bazında emtia bulunduğu, çalışanının olmadığı, mükelleften 2009 ve 2010 yılına ait defter ve belgeleri istenilmiş olmasına rağmen ibraz edilmediği, yapılan Ba-Bs form analizlerinde, mükelleften 2009 yılında 2.779.201,00 TL tutarında mal veya hizmet alındığı beyan edilmesine rağmen KDV matrahının 917.891,50 TL olduğu, 2010 yılında ise 1.910.884,00 TL tutarında mal veya hizmet alındığı beyan edilmesine rağmen KDV matrahının 908.243,00 TL olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, anılan mükellefin iş yeri dışında depo ve ardiyesinin bulunmadığı, davacıdan mal ve hizmet satın aldığını bildiren mükelleflerin bu mükelleften yüksek miktarda mal aldığını bildirmesine rağmen mükellefin KDV matrahının düşük olduğu, bu denli yüksek tutarlı ciroları karşılayacak iş organizasyonuna sahip olmadığı anlaşıldığından adı geçen mükellefin ihtilaflı yılda davacı adına düzenlediği faturaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının ilgili dönemde fatura aldığı …hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporunda; 12/08/2009 tarihli açılış yoklamasında mükellefin toptan kağıt ticareti, matbaacılık, reklam-promosyon, matbaa kimyasalları işi ile iştigal edeceği, iş yerinde demirbaş olarak 1 adet masa, 3 adet sandalye, 1 adet bilgisayar olduğu, iş yerinin aylık net kirasının 250,00 TL olduğu, iş yeri büyüklüğünün 80 m2 olduğu, tespit anında ücretli çalışanın olmadığı, işyerinin depo olarak kullanılacağı, 2 ton civarında 4 palet üzerinde Amerikan briston kâğıtları olduğu, yaklaşık olarak 16.000,00 TL’lik ticari emtianın olduğunun mükellef tarafından beyan edildiği, mükellefin 31/05/2010 tarihinde Güneşli Vergi Dairesine verdiği “İşi Bırakma Bildirimi” ile mükellefiyet kaydının 31/05/2010 tarihinden itibaren silinmesini istediği, 06/08/2010 tarihinde yapılan yoklamada mükellefin işini terk ettiği, iş yerinin kapalı olduğunun tespit edildiği, 2009 yılı KDV matrahlarının toplam tutarının 90.140,44 TL olmasına rağmen 2009 yılı karşıt Ba bildirimi ile mükelleften 1.902.094,00 TL tutarında mal veya hizmet alındığının beyan edildiği, 2010 yılı KDV matrahlarının toplam tutarının 356.982,25 TL olmasına rağmen 2010 yılı karşıt Ba bildirimi ile mükelleften 3.612.105,00 TL tutarında mal veya hizmet alındığının beyan edildiği, mükellefin 31/05/2010 tarihinde mükellefiyetini terk etmesine rağmen karşıt Ba bildirimlerinde 2010/6 döneminde 65.459,00 TL, 2010/7 döneminde 13.000,00 TL, 2010/8 döneminde 29.525,00 TL, 2010/9 döneminde 8.110,00 TL’lik mal veya hizmet alındığının bildirildiği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde, söz konusu mükellefin faaliyete başlamasından çok kısa süre sonra yüksek miktarlı fatura düzenlemesinin ve yüksek cirolar elde etmesine rağmen 9 ay kadar kısa bir süre sonra işi bırakmasının olağan olmadığı, düzenlediği fatura tutarları kadar iş yapabilecek organizasyon ve kapasiteye sahip olmadığı, beyan ettiği matrahlar ile diğer mükelleflerin alış bildirimleri arasında fahiş farklar bulunduğu ve işi bıraktıktan sonra da fatura düzenlemeye devam ettiği dikkate alındığında davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının fatura aldığı …hakkında düzenlenen …tarih ve ……sayılı vergi tekniği raporunda; 15/10/2009 tarihinde inşaat malzemeleri, orman ürünleri ve plastik poşet alım-satım faaliyetiyle iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 23/06/2010 tarihinde işini terk ettiği, defter ve belge isteme yazısının tebliğ edilmesine rağmen incelemeye ibraz edilmediği, 27/10/2009 tarihli açılış yoklamasında, işyerinin 110 m2 olduğu, çalışanının bulunmadığı, muhasebecesinin …olduğu ve hakkında sorumluluk raporu düzenlendiği, 05/02/2010 tarihli yoklamada, mükellefin faaliyetine devam ettiği, …Teks. Tur. İnş. Tic. Lrd. Şti. ile birlikte faaliyet gösterdiği, tespit anında bir çalışanının olduğu, işyerinde emtiasının bulunmadığı, faaliyetinin inşaat malzemesi alım-satımı olduğu, 02/07/2010 tarihli yoklamada, Onur Halıcıların şahıs mükellefiyetine son verdiği ancak aynı adreste ortağı olduğu …Teks. Tur. İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin faaliyetine devam ettiği, mükellefin başka şirketlerde de ortaklık ve müdürlük yaptığının tespit edildiği ve ortaklığı veya yöneticiliği bulunan 7 şirketten 5’i hakkında olumsuz tespitlerin bulunduğu, faaliyet döneminde olduğu zaman içinde beyannamelerini verdiği, KDV beyanlarında bildirdiği tutarlara isabet eden 3.418,56 TL’nin 2.311,56 TL’sini ödediği, muhtasar beyanlarındaki 624,00 TL ödenecek verginin 387,00 TL’sini ödediği, Form Ba-Bs analizleri incelendiğinde mükellefin Ba-Bs bildirimlerinde bulunmadığı, 2009/10-12 dönemi için beyan ettiği 875.421,00 TL KDV matrahına karşılık (bunun yaklaşık 700.000,00 TL’sinin 2009/12 döneminde beyan edildiği) diğer mükelleflerce bildirilen alış tutarının 1.606.392,00 TL olduğu, 2010 yılı KDV matrahı 970.540,00 TL iken diğer mükelleflerce bildirilen alış tutarının 2.226.243,00 TL olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitler incelendiğinde, özellikle mükellefin faaliyete başlamasından çok kısa süre sonra yüksek miktarlı faturalar düzenlemeye başladığı, düzenlediği fatura tutarları kadar iş yapabilecek organizasyon ve kapasiteye sahip olmadığı, beyan ettiği matrahlar ile diğer mükelleflerin alış bildirimlerinin uyumsuz olduğu da dikkate alındığında davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimine dayanmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının fatura aldığı …İletişim Tasarım Danışmanlık ve Pazarlama San. Tic. A.Ş. hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporunda; 21/04/2000 tarihinde mağaza, tezgah, pazaryeri dışında yapılan perakende ticareti işi ile iştigal etmek üzere tesis edilen mükellefiyetinin 31/05/2013 tarihinde re’sen terkin edildiği, 26/07/2010 tarihli adres değişikliği nedeniyle yapılan yoklamalar ve diğer yoklamalarda mükellef kurum yetkililerine ulaşılamadığı, defter/belge isteme yazılarının şirket adresinin boş ve kapalı olduğu ve şirketin yönetim kurulu başkanı …’nun adresinden yeni adres bildirmeden ayrılması nedeniyle tebliğ edilemediği, yönetim kurulu başkanı …ve başkan yardımcısı ……’nun ortak oldukları diğer bir çok şirketin de özel esaslara tabi olduğu, 2010 ve 2011 yılları KDV ve Kurumlar Vergisi beyannamelerini verdiği, 2010 yılında Ba formuyla 1.183.010,00 TL (1.155.010,00 TL’si …’dan), 2011 yılında ise 1.505.199,00 TL (973.000,00 TL’si ……’dan) mal aldığını beyan ettiği, buna karşılık mükellefe 2010 yılında 28.000,00 TL, 2011 yılında ise 20.483,00 TL diğer mükelleflerce mal satışı bildiriminde bulunulduğu, 2010/1-7 dönemi hasılatı yaklaşık 200.000,00 TL iken 2010/8-12 dönemi KDV matrahının 3.037.962,00 TL, 2011 yılı KDV matrahının 2.386.779,00 TL olduğu, şirkette 30/07/2010 ila 16/05/2011 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olan …’in 2010/11 döneminde şirketin faaliyetinin durduğunu beyan ettiği, hakkında sahte fatura düzenlediğine ilişkin tespitler bulunan …’ında mükellefle aynı adreste faaliyette bulunduğu tespitlerine yer verilerek şirketin 30/07/2010 tarihinden itibaren düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu ileri sürülmüştür.
Davacının 2010/9,10,11 dönemlerinde 231.650,00 TL tutarında fatura aldığı söz konusu mükellef hakkında yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde, özellikle şirket ortaklarının değiştiği 30/07/2010 tarihinden itibaren düzenledikleri fatura tutarlarının 9-10 kat arttığı, yapılan yoklamalarda şirkete ulaşılamadığı, bu tarihten sonra şirket yöneticiliği yapan kişinin ifadesinde 2010/11 döneminde faaliyeti durdurduklarının beyan edilmesine rağmen yüksek tutarlı faturalar düzenlenmeye devam edildiği, hakkında vergi tekniği raporu bulunan …’ında aynı adreste faaliyette bulunduğu ve mükellefin 2010 ve 2011 yıllarındaki alımlarının çoğu’nun bu kişiden yapıldığı dikkate alındığında davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimine dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, söz konusu mükellefler tarafından davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan faturalar olduğu sonucuna varıldığından, davacı adına yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık, aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının cezalı tarhiyata ilişkin hüküm fıkrasında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Ayrıca yeniden verilecek kararda, söz konusu mükellefler tarafından düzenlenen faturalardan kaynaklanan vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak arttırılan kısımları bakımından da, tekerrüre esas alınan cezanın dava konusu tarhiyatların ait olduğu 2010 yılından önce kesinleşip kesinleşmediği ve kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıllık süre içerisinde dava konusu ihbarnamelerin düzenlenerek davacıya tebliğ edilip edilmediği yönünden bir değerlendirme yapılarak hukuka uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …ve …’dan alınan faturalardan kaynaklanan cezalı tarhiyata ilişkin kısmının …’nin karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer mükelleflerden alınan faturalardan kaynaklanan cezalı tarhiyata ilişkin kısmının ise oybirliğiyle BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 01/12/2021 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dairemiz kararının diğer kısımlarına katılmakla birlikte, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının …ve …’dan alınan faturalardan kaynaklanan cezalı tarhiyata ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin buna ilişkin kısmının reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının belirtilen kısmına katılmıyorum.