Danıştay Kararı 4. Daire 2017/4099 E. 2021/8526 K. 13.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/4099 E.  ,  2021/8526 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/4099
Karar No : 2021/8526

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Reklamcılık ve Matbaacılık Hizmetleri Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: :Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen 2010/ 1, 3, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının ilgili dönemlerde fatura aldığı Davutpaşa Vergi Dairesi mükellefi … Matb. Kağ. Amb. San. Tic. Ltd. Şti. . hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin faturaların sahte olduğunu ortaya koymada yeterli olmadığı anlaşıldığından cezalı tarhiyatlarda ve 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yasal mevzuatlara istinaden yapılan işlemlerin yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar Danıştay bozma kararı esas alınarak verilen mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmaların düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davutpaşa Vergi Dairesi mükellefi … Matb. Kağ. Amb. San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki vergi tekniği raporunda özetle; şirketin 17/10/2007 tarihinde kurulduğu ve matbaacılık, ambalaj ve paketleme faaliyetinde bulunmakta iken 31/12/2011 tarihinde ilgili dairece mükellefiyetin re’sen terkin edildiği, şirket adresinde 16/11/2007 tarihinde yapılan işe başlama yoklamasında; işyerinin 50 m2 olduğu, işçisinin olmadığı, matbaa(ajans), kutu poşet, reklam işi ile iştigal ettiği, işyerinde muhtelif büro malzemelerinin bulunduğu, şirket sermayesinin 200.000,00-TL olduğu hususlarının tespit edildiği, 07/08/2008 tarihinde yapılan yoklamada; adreste kağıt, poşet ve ambalaj malzemeleri alım satımını fason yaptırıp teslim ettiği, işyerinin 50 m2 olduğu, şube- deposunun olmadığı, çalışan işçisinin olmadığı hususlarının tespit edildiği, şirket ortağı ve müdürü olan …’un hissesinin tamamını 11/2/2011 tarihinde şirket ortağı olmayan …’ya devrettiği, şirket ortağı …’in hissesinin tamamını 11/2/2011 tarihinde şirket ortağı olmayan …’ya devrettiği, şirket adresinde 13/1/2012 tarihinde yapılan yoklamada; adreste başka bir firmanın faaliyette olduğunun tespit edildiği, şirketin 21/11/2013 tarihi itibariyle toplam vergi aslı borcunun 41.819,32-TL olduğu, tahakkuk eden vergi borçlarının 20.993,98-TL’lik kısmının ödendiği ve bu ödemelerin tamamına yakınının 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk eden ve 6111 sayılı kanun kapsamında matrah artırımı nedeniyle tahakkuk eden vergilerden oluştuğu, 2010 ve sonraki yıllarda tahakkuk eden vergilerin tamamına yakınına ilişkin olarak herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2009 ve 2010 yılı form Ba ve karşı form Bs bildiriminde bulunulmadığı, 2010 yılında yaklaşık olarak 4 milyon TL tutarında KDV matrahı beyan edildiği ancak karşı firma form Ba bildirimi ile mükelleften 5.2 milyon TL mal/hizmet alımı yapıldığının bildirildiği, 2011/Aralık döneminden sonra beyanname vermediği halde 2012 ve hatta 2013 yıllarında fatura tanzim etmiş olduğunun karşı firmalarca verilen form Ba bildirimleri ile tespit edildiği, 01/01/2010 tarihinden itibaren düzenlemiş olduğu faturaların tamamının herhangi bir emtia ve hizmet hareketine dayanmayan, komisyon karşılığında düzenlenmiş sahte belgeler olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bütün halinde değerlendirilmesinden, adı geçen mükellefin beyan edilen yüksek ciroları elde edecek sermaye ve iş organizasyonuna sahip olmadığı, yüksek miktarda ciro beyan edilmesine rağmen 2010 ve sonraki yıllarda tahakkuk eden vergilerin tamamına yakınına ilişkin olarak herhangi bir ödeme yapılmadığı, çalışan işçi beyan edilmediği ve ba-bs formlarının uyumsuz olduğu hususlarının birlikte değerlendirilmesinden davacının söz konusu mükelleften aldığı faturaların gerçek mal teslimine dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna ulaşıldığından vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden temyiz isteminin kabulü gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.