Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/1725 E. , 2021/6497 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1725
Karar No : 2021/6497
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Dış Ticaret A.Ş’nin 47.407.424,62 TL tutarındaki vergi borcundan dolayı, iki ayrı banka hesabına aynı tutarda ihtiyati haciz konulduğu ve haksız işlemler nedeniyle uğradığı zararın tazmini amacıyla 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın 12/04/2010 tarihi itibariyle en yüksek faiz oranıyla birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden hareketle, davacının hesabına basit ve bileşik olmak üzere iki tür faiz uygulanarak hesaplamanın yapıldığının görüldüğü, basit faize göre davacının herhangi bir zararının olmadığı hatta fazladan faiz getirisi elde ettiğinin belirtildiği, ancak bileşik faiz uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde ise davacının 832.232,85 TL kadar eksik faiz getirisinin olduğunun belirtildiği, davacının dönem sonunda faizi hiç kullanmaması nedeniyle ve mevcut hesaba ilgili bankaca bileşik faiz uygulanmış olması nedeniyle davacının hesabındaki parasına bileşik faiz uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamanın hakkaniyetli olacağı sonucuna varıldığından davacının 500.000,00 TL maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği, davacı hakkında tesis edilen ihtiyati haciz işlemi nedeniyle davacının 5 yıl boyunca parasını kullanamaması ve çevresine karşı kamu alacağını ödememek ve bu alacağın ödenmemesi için mal kaçırılmasına alet olmak ile itham edilip küçük düşürülmesi nedeniyle ve ayrıca dosyaya ekli olan “Kişisel-Sosyal-Ekonomik Durum Araştırma Tutanağı”ndan da anlaşılacağı üzere davacının sosyal-ekonomik statüsü de dikkate alındığında ağır bir elem duyduğu anlaşıldığından davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda faiz uygulanmak suretiyle davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davacının hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile ortaya konulan davalı idare işlemi ile hesabına konulan haciz nedeniyle 5 yıl boyunca parasını kullanmaktan mahrum kalarak zarara uğradığı ve bu zararın idarenin hukuka aykırı bir işlemi nedeniyle gerçekleştiği sonucuna varıldığından davacının uğradığı bu zararın davalı idare tarafından tazmini gerektiği, bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden hareketle, davacının hesabına basit ve bileşik olmak üzere iki tür faiz uygulanarak hesaplamanın yapıldığının görüldüğü, basit faize göre davacının herhangi bir zararının olmadığı hatta fazladan faiz getirisi elde ettiğinin belirtildiği, ancak bileşik faiz uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde ise davacının 832.232,85 TL kadar eksik faiz getirisinin olduğunun anlaşıldığı ve davacının 03/10/2018 tarihinde dosyaya sunulan dilekçesi ile maddi tazminat isteminin 832.232,85 TL olarak ıslah edildiği görüldüğünden, davacının 832.232,85 TL maddi tazminatın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda faiz uygulanmak suretiyle davacıya iadesi gerektiği, davalı idarenin istinaf başvurusunun ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın 500.000,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmın kaldırılmasına, 832.232,85 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralının yer aldığı, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibariyle yasal faiz uygulanmasının Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edildiği ve olayda bu zorunluluğa uyulmadığı ileri sürülerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, 9. maddesinde, çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, 12. maddesinde ise, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, … Dış Ticaret A.Ş’nin davalı idareye vergi borçları bulunduğu halde bu şirketten davacıya kaynak aktarıldığı gerekçesi ile davacı hakkında 6183 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı alındığı, bu karar uyarınca 22/05/2005 tarihi itibariyle 47.407.424,62 TL tutarındaki şirket borcu için Zincirlikuyu Vergi Dairesi tarafından davacının … Şubesindeki hesabına … tarih ve … sayılı ve yine aynı vergi dairesi tarafından … Bankası … Şubesindeki hesabına … tarih ve … sayılı ihtiyati haciz konulduğu, haciz işlemlerine karşı açılan davada verilen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile ihtiyati haciz işlemlerinin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 11/10/2006 tarih ve E:2006/1715, K:2006/1838 sayılı kararıyla bozulduğu, Mahkemece … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla ilk kararda ısrar edildiği, söz konusu kararın temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 28/12/2007 tarih ve E:2007/509, K:2007/509 sayılı kararıyla davalı idarenin temyiz isteminin, 30/09/2009 tarih ve E:2008/822, K:2009/410 sayılı kararıyla da karar düzeltme isteminin reddedildiği ve bu kararın davacıya 09/02/2010 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından ise haczin kaldırıldığının 29/03/2010 tarihinde öğrenildiğinden bahisle … Asliye Hukuk Mahkemesinde 12/04/2010 tarihinde maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açıldığı, Mahkeme tarafından 24/01/2013 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, söz konusu görevsizlik kararının Yargıtay … Hukuk Dairesi tarafından 16/12/2013 tarihli kararla onandığı ve davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı tarafından 06/02/2014 tarihinde … İdare Mahkemesinde dava açıldığı, … İdare Mahkemesi’nce tazminat isteminin dayanağının vergi borcundan kaynaklandığı gerekçesiyle … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla görevsizlik kararı verilerek …Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile incelenen uyuşmazlığın dayanağı yargısal süreç bir arada değerlendirildiğinde, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/01/2014 tarihinde kesinleşen görev ret kararı üzerine 06/02/2014 tarihinde … İdare Mahkemesinde açılan dava, 2577 sayılı Kanunun 9. maddesinin ilk cümlesinde belirtilen otuz (30) günlük dava açma süresi içinde olmakla birlikte ikinci cümlesinde yer alan hüküm uyarınca görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin, idare mahkemesine başvurma tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceğinden, somut olayda 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca iptal davası üzerine açılan bir tam yargı davası niteliği taşıyan bu davanın, …Vergi Mahkemesi kararını kesinleştiren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 30/09/2009 tarih ve E:2008/822, K:2009/410 sayılı kararının davacıya tebliğ edildiği 09/02/2010 tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresi içerisinde ve en geç 11/03/2010 tarihine kadar (görevli veya görevsiz yargı yerinde) dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 12/04/2010 tarihinde dava açıldığı, yani iptal davasından sonra açılan işbu tam yargı davasının otuz (30) gün içinde görevsiz yargı merciinde dahi açılmamış olduğu dikkate alındığında davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.