Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/798 E. , 2021/6504 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/798
Karar No : 2021/6504
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Gayrimenkul Yatırım
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket lehine tesis edilen üst hakkından kaynaklanan borcun, 213 sayılı Kanun’un 285. maddesine göre değerlendirilmemesi suretiyle ihtirazi kayıtla verilen 2013 yılı kurumlar vergisi beyannamesine bağlı olarak oluşan değerleme farkının iptali ile bağımsız ve sürekli üst hakkının satın alma bedeline ait ABD Doları bazındaki borç bakiyesinin dönem sonu değerleme işlemlerinin üst hakkı ödemelerinin … Vakfına yapıldığı tarihlerde değil her üç aylık vergilendirmeye ilişkin hesap dönemleri sonlarında ve yıl sonu hesap dönemi sonlarında yapılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; olayda, davacı lehine tesis edilen üst hakkı ve üst hakkına istinaden belirlenen bedelin değerlemesinden kaynaklı uyuşmazlığın söz konusu olduğu, üst hakkı bedelinin taşınmaz satışı gibi değerlendirilmesinin hatalı olacağı, zira taşınmaz satışında ortada tahakkuk etmiş bir alacak ve borç ilişkisi mevcut olduğu, oysa davaya konu üst hakkı sözleşmesinde tapuya davacı adına kayıt edilen üst hakkına karşılık tahakkuk etmiş bir borcun söz konusu olmadığı, resmi senette görüldüğü kadarıyla üst hakkı bedellerinin taksitler halinde inşaatın ilerleyişi ve inşaat bitiminde de işletme yılları itibariyle ödenecek bir borç ilişkisi mevcut olduğundan, günü geldikçe ödenen bir borcun tamamının değerlemesinin mümkün olmadığı, üst hakkının ne bir satış işlemi ne de bir kira ilişkisi olduğu dikkate alındığında, vergi kanunlarında yer alan alacak ve borçlarda değerleme yapılabilmesinin satış akdi ile alacak ve borcun tahakkuk etmiş olması şartına bağlanmış olduğu düşünüldüğünde, davacının üst hakkı tesisi sonucunda maliğe ödeyeceği 33 yıl süresince üst hakkını kullanabildikçe ödeyeceği kullanım bedellerinin gelecek dönemlere ait olan kısmının vergi kanunlarında yer alan değerleme hükümlerinin konusuna giren tahakkuk etmiş bir borç İlişkisi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve davacı tarafından 2013 takvim yılı için verilen beyannamede kanunen kabul edilmeyen giderlerin değerlendirilmediğinden bahisle ihtirazi kayıtla verilen aynı yıl kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan tahakkuk işleminin iptali ile mezkur yılda yararlanamadığı belirtilen olumsuz değerleme farkının düzeltilmesi talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı şirket ile vakıf arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı şirket lehine tescil edilen üst hakkının bağımsız ve sürekli nitelikte olduğu, bağımsız bir taşınmaz olarak işlem gördüğü, vakfa karşı ödemenin taahhüt edildiği borç bedeli üst hakkının resmi senet ile tapuya tescil edildiği tarihte tahakkuk ettiği, sözleşmeye konu bakiye üst hakkı bedelinin değerlemeye tabi tutulması gerektiği belirtilerek kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar Danıştay bozma kararı esas alınarak verilen mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/01/2018 tarih ve E:2015/10403, K:2018/702 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.